cinsel istek bozukluklarında tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel istek bozukluklarında tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Kadınlarda azalmış cinsel istek bozukluğu

Kadınlarda azalmış cinsel istek bozukluğu

Kadınlarda azalmış cinsel istek bozukluğuPsikiyatrik sınıflandırma sistemi olan DSM ( PSiKiYATRiK TANI KiTABI ), azalmış cinsel istek bozukluğu, sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması ya da hiç olmaması olarak tanımlanmakta. Bu tanımlamayla birlikte, bu tanının konulabilmesi için klinisyenin, kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevselliğini etkileyen etkenleri göz önünde bulundurarak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varması gerektiği vurgulanmaktadır. Azalmış cinsel isteği değerlendirmek, kültürel, sosyal, dini, psikolojik ve bedensel bir dizi etkenle son derece karmaşık bir etkileşim içerisinde olması nedeniyle ciddi güçlükler içerir.
Cinsel isteği değerlendirmede ölçünün ne olacağı uzun yıllardır tartışılmaktadır. Geçmişte temel ölçü, cinsel birleşme sıklığı, cinsel düşünce, fanteziler ve orgazm ile sonlanan cinsel etkinlik sayısı gibi cinsel davranışlar temel alınmaktaydı. Sonraki yıllarda kişinin cinsel ilgi ve isteği de eklendi. Leiblum ve arkadaşları cinsel isteği değerlendirmede varolan cinsel etkinlik sıklığı kadar ” gerçekte istenilen, ideal cinsel istek sıklığının ” önemini vurguladılar. Buna göre boşanmış, yaşı ilerlemiş ya da bedensel hastalıkları , sakatlıkları nedeniyle partner bulma sorunu olan kişilerin böyle bir değerlendirmeye tabi tutulmaları çok daha uygun bulunur. Azalmış cinsel istek bozukluğu bulunan kadınlarda bu sorun puberte döneminden (11 - 15 yaşlar ) başlayarak gelişebileceği ve global olarak bütün cinsel etkinlikleri kapsayabileceği gibi, yaşamın herhangi bir döneminde depresyon, psikolojik travma ya da ilaç kullanımı gibi belirgin bir olay ya da duruma bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Ayrıca cinsel istek azlığı, özel olarak belli bir duruma ya da kişiye özgü olabilir. Ayrıntılı cinsel öykü ve değerlendirme önemlidir.
Cinsel istek sıklığı herkes için farklıdır, bunun bir normali ya da standartı bulunmamaktadır. Önemli olan nokta, çiftin istek frekansının birbirine yakın olmasıdır. Böyle olmadığı durumda daha nadir cinsel birliktelik isteyen partnerin azalmış cinsel istek bozukluğu olduğunu öne sürmek doğru olmaz. Bu durumda ortada bir sorun vardır, ancak bu sorun sıklık uyumsuzluğudur.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Cinsel İstek Bozukluklarında Tedavi


Cinsel İstek Bozukluklarında Tedavi
Tedavi, neden olan faktörün ortaya konmasından sonra mümkündür. İsteksizliğe neden olan neden kadın hastalıkları veya başka bir fiziksel hastalıksa öncelikle bunun tedavisi gerekmektedir. Herhangi bir organik hastalık saptanamamışsa isteksizliğin nedeni psikolojiktir. Bu durumda çiftlerin birlikte psikiyatrik yardım alması gerekmektedir. Bu tedavi sırasında kadında cinsel isteksizliğe neden olan durumlar açığa çıkartılır. Bu arada bir jinekolog tarafından cinsel "erojen (duyarlı) bölgeler" (meme uçları, klitoral bölge, kulak çevresi, boyun, bacaklar gibi) ve bunların nasıl uyarılacağı çiftlere anlatılır. Kadına çatı kaslarını kasıp gevşetme egzersizleri öğretilerek vajenin daha duyarlı hale gelmesi sağlanır

Cinsel İstek Bozukluğu

Cinsel İstek Bozukluğu

Cinsel İstekte Azalma: sürekli ya da yineleyici olarak cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması yada hiç olmaması durumudur. Burada kişinin yaşı ve yaşam koşulları önemlidir. Yaşlılıkta görülen cinsel istek azalması bir bozukuk olarak görülemez. Cinsel istek azalması daha çok ikincil bir durumdur. Bir çok faktör cinsel istek bozukluklarının gelişiminde etkili olabilmektedir. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde sıkıntıya yol açmaktadır.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI
İnsanların cinsel yanıt döngüsü cinsel istekle başlar ve üç evreye ayırabileceğimiz bir fizyolojik süreçten geçer. Uyarılma/heyecanlanma, orgazm ve çözülme. Cinsel işlev bozukluğu, cinsel istekte veya cinsel yanıt döngüsüne temel oluşturan fizyolojik süreçlerde meydana gelen bir bozukluk olarak tanımlanır. Bu bozuklukların bir tanı olarak kabul edilebilmesi için “sürekli ya da yineleyici” olması ve “belirgin sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluğa” neden olması gerekir. Arasıra, dönemsel olarak ortaya çıkan cinsel işlev güçlükleri yaygındır ve tanı konmaz.Bilgi yokluğu, yanlış bilgiler ve cinsellikle ilgili yoğun şekilde yüklenmiş duygular yaygın olarak görülmektedir. Cinsel işlev bozukluğu tanılarının herhangi birisi 1)yaşam boyu süren ya da edinilmiş tip, 2) yaygın ya da durumsal tip, 3) psikolojik faktörlere bağlı ya da bileşik faktörlere bağlı şekilde nitelenebilir.Yaşam boyu süren bozukluklar, olasılıkla doğumsal organik faktörlerden ya da psikososyal gelişimin erken aşamalarıyla ilgili etkenlerden kaynaklanıyor olabilir. Edinilmiş bozukluklar ise daha büyük bir olasılıkla yaşamın sonraki aşamalarına ait psikososyal etkilerle, ilaçlara bağlı etkilerle, bedensel travmayla ilgili olabilir. Durumsal bozukluklar, başkalarıyla değilde belirli eşlerle ya da belirli koşullar altında meydana gelebilir ve bunların nedeni çoğu kez, belirli bir ilişkiye ya da belirli bir cinsel aktiviteye özgü sorunlarda bulunabilir.AZALMIŞ CİNSEL İSTEK BOZUKLUĞU
Sürekli olarak yada yineleyici bir biçimde cinsel fantezilerin ve etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması) olarak tanımlanabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğu, sıklıkla baskılanmış cinsel istek bozukluğu olarak da adlandırılmaktadır. Azalmış cinsel istek bozukluğu cinsel olarak yanıt verme ve işlevlerde bulunma yeteneğinin olmadığını ima etmez. Bu bozukluğun bulunduğu bazı hastalar kendi girişimleriyle tedavi arayışına girmelerine karşın, çoğunluğu ilişkinin tatmin edici olmaması nedeniyle, cinsel istek düzeyi daha yüksek düzeyde olan bir eş tarafından tedaviye yönlendirilir.Kişinin gerek bedensel gerekse psikolojik faktörlere dayanarak olağan cinsel partnerine yönelik ilgi ya da çekim olmaması cinsel isteğin kaybolmasına yol açabilir. Eşlerden birinde ya da her ikisinde ayrı ayrı ruhsal bozukluk olması, evlilik çatışması, evlilik dışı ilişkinin varlığı, çocukluk döneminde cinsellik karşıtı tutumların aşılanmış olması, çocukluk ya da yetişkinlik döneminde yaşanan cinsel travma, cinsel performans baskısı, yüksek stres düzeyi gibi nedenler de cinsel isteğin azalmasına neden olabilir. Varolan fiziksel bir hastalık, zevk ve eğlence amacıyla kullanılan pek çok ilaç, alkol ve madde, cinsel ilgiyi azaltıcı yan etkiye sahiptir. Kullanılan antidepresan ilaçlar da cinsel ilgi ve isteği azaltabilir.Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan tedaviler arasında sayılabilir.
CİNSEL TİKSİNTİ BOZUKLUĞU
Sürekli olarak yada yineleyici bir biçimde bir cinsel eş ile genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma ya da bundan tümüyle kaçınma olarak. Tiksinti bozukluğunun tanımlayıcı özelliği eşlik eden korku ve endişe ile birlikte cinsel durumlardan tiksinti duyma ya da kaçınmadır. Duyulan tiksinti, bir eşle her türlü cinsel temasa karşı olabileceği gibi, cinsel birleşmenin belirli bir yönüne (öpüşme, kucaklama, genital salgılara, orgazma, vajinaya girmeye) karşı da olabilir. Tiksinti belirli bir cinsel deneyime karşı yöneltilmişse, başka cinsel aktivite biçimleri için istek devam ediyor olabilir. Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan tedaviler arasında sayılabilir.
KADINDA CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU
Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde cinsel heyecanlanmada yeterli bir ıslanma-kabarma yanıtını sağlayamama ya da cinsel aktivite bitinceye kadar bunu sürdürememe olarak tanımlanabilir.Cinsel etkileşime yönelik çabalarla tutarlı bir bağlantıya sahip güçlü bir olumsuz duygu yaratan herhangi bir faktör uyarılmayı olumsuz yönde etkileyecektir. Bu faktörler kişini mevcut ilişkisi ile ilgili olabilir. Eşte cinsel çekim ve ilginin olmaması, eşe yönelik öfke ve düşmanca tutum, çiftin cinsel bilgiden yoksun olması veya cinsel iletişimin zayıf olması böylece de uyarılmanın gerçekleşmesi için yeterli uyarımın oluşmaması bu faktörle arasında sayılabilir.Azalmış cinsel istek bozukluğu, cinsel tiksinti bozukluğu, çocukluk ya da yetişkinlik döneminde cinsel istismar ya da travma öyküsü ve cinsellik karşıtı kuvvetli mesajlar içeren katı yetiştirime tarzı da cinsel uyarılma zorluğu yaratabilir. Ayrıca genel tıbbi bir durum, ruhsal bir hastalık ya da alkol ve madde kullanımı da cinsel uyarılmayı olumsuz yönde etkileyebilir. Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan tedaviler arasında sayılabilir
ERKEKTE SERTLEŞME BOZUKLUĞUSürekli olarak yada yineleyici bir biçimde yeterli bir ereksiyon sağlayamama ya da cinsel aktivite bitinceye kadar ereksiyonu sürdürememe olarak tanımlanabilir. Bu bozukluğu tanımlamak için kullanılan diğer terimler, erektil işlev bozukluğu, empotans ve iktidarsızlıktır. Bu son terim üroloji uzmanları tarafından sıkça tercih edilmesine karşın ruh sağlığı uzmanları bu tanımı küçük düşürücü bir yaklaşım olarak değerlendirmekte ve kullanmamaktadır. Erektil işlev bozukluğu çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Bir uçta birleşmek için yeterli bir bir ereksiyonu hiçbir koşul altında asla elde edememe, diğer uçta ise glabal olaral iyi bir işlev öyküsüne sahip olan, başka bütün koşullarda performans gösterdikleri halde belirli bir eşle cinsel işlevleri yerine getirememe yer alır.Sertleşme güçlüğü olan erkeklerin dile getirdikleri duygular ve düşünceler arasında öfke, depresyon, kaygı, utanma, aşağılanma, değersizlik duyguları hatta intihar düşüncesi vardır. Sertleşme güçlüğü genel tıbbi bir durum, ruhsal bir hastalık ya da alkol ve madde kullanımına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan tedaviler arasında sayılabilir.
KADINDA ORGAZM BOZUKLUĞU
Olağan bir cinsel uyarılma evresinden sonra orgazmın sürekli olarak gecikmesi ya da hiç olmaması. Bu bozukluk yaşamboyu ya da edinsel, yaygın ya da durumsal olabilir. Yaşam boyu tipi daha yaygın olarak görülmektedir.Orgazm bozukluğunun temelinde yetersiz uyarının olması, ruhsal ya da fiziksel bir hastalığın varlığı, madde veya ilaç kullanımı olabilir.Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan tedaviler arasında sayılabilir.
ERKEKTE ORGAZM BOZUKLUĞU
Kişinin yaşının göz önünde bulundurulduğunda odağının, yoğunluğunun ve süresinin yeterli olduğuna karar verildiği bir cinsel etkinlik esnasında olağan bir cinsel uyarılma evresinden sonra orgazmın sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmaması olarak tanımlanabilir.Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan tedaviler arasında sayılabilir.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Cinsel istek bozuklukları

Cinsel istek bozuklukları
Cinsel istek genellikle cinsel yanıt döngüsünün ilk evresi olarak değerlendirilir. İstek sadece psikolojik bir durum gibi görünse de sıklıkla hormonal dengesizlik ya da tedavi gibi fiziksel durumlardan etkilenmektedir.
Azalmış cinsel istek Azalmış cinsel istek sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması).
Kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevselliğini etkileyen etkenler göz önünde bulundurularak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varılır. İstek burada cinsel içerikli rüyalar ve fanteziler, erotik materyele ilgi, cinsel etkinlikle ilgili arzuların farkında olma, olası çekici cinsel eşlere yönelik dikkatin olması ve cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığının olması gibi durumları kapsamaktadır. isteğin olması çeşitli faktörlere bağlıdır: biyolojik güdü, yeterli özgüven, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin olumlu olması, uygun bir cinsel eşin olması birlikte olunan kişi ile cinsellik dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması. Bu alanların herhangi birinde sorun olması cinsel isteğin azalması ile sonuçlanabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğu bazı durumlarda tüm cinsel eşlere ya da tüm cinsel aktivitelere genellenebilir. Genellikle diğer cinsel sorunlarla (orgazm olamama, kayganlaşma olmaması gibi) birlikte görülse de cinsel isteği az olan bazı kişiler cinsel olarak uyarılır ve orgazma ulaşırlar.
Cinsel istek azalması hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Cinsel isteği azaltan fiziksel faktörler yaşlanma, bazı ilaçlar, ağrı, alkolizm, böbrek yetmezliği, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal dengesizliklerdir. Psikolojik nedenler arasındaki stres, kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar, beden imgesiyle ilgili kaygılar, anksiyete ve depresyon isteği azaltabilir. İlişki ile ilgili sorunlar (güç çekişmesi, çatışma, düşmanlık), cinsel travma (tecavüz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, çocuk doğumu, taşınma gibi) ve cinsel ilişki ile bazı olumsuz anıların eşleşmesi gibi durumlar da önemlidir. Bazen cinsel istek azalması bir ilişkideki bozulmanın işareti olabilir.Öfkeli, korkulu ya da zihni dağınık kişiler genellikle cinsel yakınlık için istek duymazlar. Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir.
Cinsel isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Kadınların yaklaşık %33'ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. Yaş gruplarına göre sıklık değişmektedir. 18-24 yaşları arasındaki kadınların %32'si cinsel istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda %29.5 ve 35-39 yaş grubunda %37.6'dır. Cinsel isteğin ne kadarının normal olduğunu söylemek zordur. Genelde klinisyen bir çok faktörü-kültürel bağlamda ilişkinin özellikleri gibi- bir arada değerlendirmelidir. Ayrıca cinsel eşin cinsel istek düzeyi de-eşlerden birindeki aşırı isteği belirlemek için değerlendirilmelidir. Bu arada eşlerin birbirinden farklı cinsel istek düzeylerinin olması herhangi birinde psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Cinsel temas ve doyum gereksinimi kişilere göre değişebildiği gibi aynı kişide de zaman içinde farklı olabilir. Genel toplomda cinsel istek azlığının % 20 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Cinsel tiksinti bozukluğu Cinsel isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. Cinsel tiksinti bozukluğu olan bireyler cinsel aktivetelerden kaçınırlar, kendilerine cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Bu durum belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur. Böyle bir sorunu olanlarda cinsel uyaranlara yanıt çok geniş bir yelpazede ortaya çıkabilir. Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kişilerde cinsellikle ilgili durumlarda panik atağa varan sorunlar yaşanabilir. Bu sorun travma sonrası stres bozukluğu gibi başka psikolojik sorunlarla birarada görülebilir. Bu bozukluk tecavüze uğrama ya da çocuklukta istismar gibi cinsel saldırıya maruz kalınan durumlarda, cinsel birleşmenin ağrılı olduğu durumlarda ya da cinsel dürtü ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir. Kadınlarda cinsel isteği artırmanın yolları Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında işe yarayan tek bir yöntem olamayacağı açıktır. İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron libido açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde libidolarında belirgin bir düşüş farkeden kadınlarda yararlı olabilir. Ancak cinsel istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve postmenapozal kadınlarda cinsel isteği artırabilir. Cinsel aktiviteden bir kaç saat önce alınan metilfenidat gibi uyarıcılar antidepresan tedaviye ikincil cinsel işlev bozukluğu olan hastalarda cinsel yanıtın dört evresini de artırmıştır. Ancak uyarıcıların tedavide yeri belirsizdir. Bağımlılık, aritmi gibi yan etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.
Cinsel istek ile ilgili çalışmaların zor olmasının nedenlerinden biri cinsel döngünün bu ilk evresine eşlik eden açık fiziksel değişikliklerin olmamasıdır. Cinsel döngüde gözlenen normal fiziksel değişiklikler ikinci evre olan uyarılma evresine dek başlamazlar. Azalmış cinsel istek bozukluğu tedaviye en dirençli cinsel işlev bozuklukları arasındadır. Çoğu hastada duyumsal keşif alıştırmaları etkili değildir. Davranışçı yaklaşımdan çok psikodinamik yaklaşımla hastaya cinsel sorunların kökenini anlaması ve cinsel hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı olmak gerekebilir. Daha önce orgazm deneyimi olmayan kadınlar için masturbasyon alıştırmaları iyi bir yol olabilir.
Feromonların cinsel istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolar da yararlı olabilir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğu olanlarda erotik videolar kaygıyı artırabileceği için önerilmez. Cinsel Uyarılma Bozukluğu Cinsel uyarılma cinsel yanıt döngüsünün ikinci evresidir. Cinsel uyarılmanın kesin olarak psikolojik bir yönü olsa da aynı zamanda fizyolojik değişikliklerin görüldüğü ilk evredir. Kadınlarda genellikle pelvik bölgeye kan akımının olması, vajinal ıslanma ve genişleme ile dış genitallerin şişmesi ile karakterizedir. Bu değişikliklerin altında yatan mekanizma çok açık olmasa da cinsel uyarılma otonom sinir sisteminin uyarılması ile ilişkilidir. Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu (KCUB) Cinsel yanıtın genel uyarılma yönünün ortadan kalkmasıdır. Bu durumda kadınlarda vaginal kayganlaşma ya da genişleme olmadığı gibi erotik duyumlar da hissedilmez. Fiziksel temas tiksindirici gelebilir veya belli bir noktaya dek temas zevk verebilir. Uyarılma sorunu olduğunda orgazmla ilgili sorun da olacaktır. Bir araştırmada mutlu bir evlilikleri olan kadınların % 33'ü cinsel uyarılmayı sürdürmede zorluk tanımlamışlardır. Bütün işlev bozuklukları gibi KCUB da cinsel uyarıma yanıtı olan bir kadında yaşamın belli bir döneminde ortaya çıkabilir ya da en başından beri yanıt olmayabilir. İşlev bozukluğu yalnız belli durumlarda görülebilir ya da genelleşmiş olabilir. Örneğin; yaşam boyu ve durumsal KCUB olan bir kadın her zaman uyarılma güçlüğü yaşayacak ve bu yalnızca eşiyle ortaya çıkacaktır.
Masters ve Johnson normal tepki veren kadınların özellikle adet öncesi dönemde istekli olduğunu bulmuştur. Yakın zamanlı bir araştırma da bu sorunu yaşayan kadınların adeti izleyen dönemde daha istekli olduğunu belirlemiştir. Bir üçüncü grup kadının da tam yumurtlama (ovulasyon) döneminde en yoğun cinsel uyarılmayı hissettiği belirtilmektedir.
Cinsel uyarılma ile ilgili sorunlar bazı fiziksel durumlar ve yaşam dönemleri ile ilişkili olabilir. Diyabet, sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve sinir hasarı hem kadın hem de erkekte cinsel uyarılmayı olumsuz etkileyebilir. Emziren kadınlarda vajinal ıslanmada azalma olabileceği belirtilmiştir. Menapoz döneminde ve sonrasında östrojenin azalması da uyarılmayı zorlaştırabilir. Bazı ilaçlar da uyarılmayı bozabilir. Antidepresanlar, antihipertansifler ve antihistaminikler sıklıkla bu yan etkiye sahiptir.
Bu işlev bozukluğunun en yaygın nedenleri arasında suçluluk ve düşmanlık yer almaktadır. Suçluluk genellikle cinsel ilişkiden hoşlanma isteği ile bunu yapmaktan duyulan korku arasındaki iç çatışmayı içine alır. Düşmanlık sıklıkla eşle ilgilidir. Kadında cinsel uyarılmayı artırmaya yönelik tedaviler Genital bölgeye kan akımını artırarak ya da ıslanmayı kolaylaştırarak etkinlik gösteren ürünler üzerine denemeler sürse de bunlar henüz deneysel düzeydedir. Bazı vazodilatör kremlerin cinsel uyarılmayı düzeltici etkisi sınanmaktadır. Sempatik sinir sistemini uyaran ilaçlar, yohimbin, sildefanil gibi ağızdan kullanılan ilaçlar da araştırılmaktadır. Bu ilaçlar kan akımını artırarak ya da sinir sisteminin bazı bölümlerini uyararak çalışırlar. Efedrin cinsel uyarılmayı ve orgazmı artırabilir. Ancak bu konuda çalışmalar sınırlıdır. Yan etkiler de kullanımı kısıtlamaktadır.
Trazodonun cinsel uyarılmayı artırabildiği belirtilmektedir. Öte yandan kadınlarda depresyon tedavisinde cinsel yan etkileri olmayan antidepresanlar seçmek de önemli görünmektedir.Nefazodon ve mirtazapin bu yönden daha güvenlidir. Kadın Orgazmik Bozukluğu Kadın cinsel yanıtının orgazm kısmıyla ilgili bir bozukluktur. Bu durumda kadın cinsel olarak uyarılır ancak odaklanma, yoğunluk ve süre yeterli olduğu halde orgazma ulaşamaz. Yaşam boyu orgazm bozukluğunda kadın bir eşle ya da masturbasyon ile hiç orgazma ulaşamamıştır. Bu bozuklukla ilgili olarak normalde varolan kişisel varyasyonların farkında olmak önemlidir. Bir diğer önemli konu da kadının cinsel birleşme yoluyla orgazm olmamasının kadında bir sorun olduğu şeklinde yorumlanmasıdır. Birleşme olmadan klitorisin uyarılmasıyla orgazma ulaşan ancak klitoris uyarılmadığında sadece birleşme ile orgazma ulaşamayan bir kadın orgazm bozukluğu olarak değerlendirilemez. Çoğu kadın birleşme sırasında orgazma hem klitorisin elle uyarılması hem de penil vajinal uyarılma ile ulaşırlar. Kinsey 35 yaşın üzerindeki evli kadınların yalnızca %5'inin yaşamlarında hiç orgazma ulaşmadığını bulmuştur. Orgazm sıklığı yaşla artar.
Kadın orgazm bozukluğunun en önemli nedenlerinden biri "cinsellik eşittir cinsel birleşme" tarzı düşünmedir. Birleşme ve orgazmın başlıca amaç haline gelmesi orgazmı engeller.Kadının eşine kızgın olması da nedenlerden biri olabilir. Bir başka neden etkin olmayan cinsel tekniklerdir. Bazen kadın ve/veya cinsel eşi etkili bir şekilde uyarmayı beceremez. Sevişmek "bildiğimiz" değil öğrendiğimiz bir şeydir. Kaygı da cinsel tekniklerin etkin olmasını etkiler. Cinsellikle ilgili aileden ya da dinden öğrenilenler de bazen kadında kaçınmaya ya da açıkça etkin cinsel uyarımın reddedilmesine neden olabilir. Bazen kadın için orgazm kendini kaybetmek anlamına gelebilir. Bu konudaki kültürel beklentiler ve sosyal kısıtlamalar da oldukça önemlidir.
Orgazm bozukluğunun tedavisinde sildenafil kullanımının yararlı olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Ayrıca ilaç kullanımına ikincil olan cinsel işlev bozukluklarında da yararlı olabilir. Buspironun kadın orgazm bozukluğunda yararlı olabileceği de ortaya atılmıştır.
Cinsel ağrı bozuklukları -Vaginismus Vagina etrafındaki kasların birleşmeyi imkansız hale getirecek şekilde istemsiz olarak kasılmasıdır. Vaginismusun nedeni genellikle cinsel birleşme ile ilgili tiksindirici bir uyarandır. En sık rastlanan tiksindirici uyaranlar travmatik cinsel saldırılar, ağrılı birleşme ve travmatik pelvik muayenedir. Diğer nedenler arasında pelvik hastalık ve bilinçdışı korku ve/veya suçluluk olabilir. Tedavide sistematik duyarsızlaştırma, pubokoksigeal kas eğitimi ve vajinal dilatörlerin kullanımı beraberce önerilir. Eşin işbirliği tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli etken gibi görünmektedir.
-Disparöni cinsel ilişki ile birlikte tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı olması. Tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı cinsel birleşme dışındaki cinsel uyarılmayla da ortaya çıkabilir. Disparöni vestibülit, vajinal atrofi veya vajinal enfeksiyon gibi tıbbi sorunlara ikincil olabileceği gibi psikolojik de olabilir ya da her iki durum bir arada etkili olabilir. Ayrıca vajinismusa ikincil ya da ıslanmanın olmamasına bağlı da olabilir. Tedavide nedene yönelik tıbbi ve cerrahi girişimler önemlidir. Ancak çoğu kadın için bu girişimlerin yanı sıra bilişsel-davranışçı terapi gerekli olmaktadır. Kadın cinsel işlevinde hormonları rolü Hormonlar kadın cinsel işlevinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynarlar. Hayvan deneylerinde östrojenin duyuları etkilediğine ilişkin kanıtlar elde edilmiştir. Menapoz sonrasındaki kadınlara östrojen verilmesi vajina ve klitoristeki kan akımını artırır. Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar istek kaybı, ağrılı cinsel birleşme, cinsel yanıtın azalması, orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlığın azalmasıdır. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalma ile birliktedir.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLARI

CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLARI

Kadınlarda cinsel istek için biyolojik açıdan bir sorunu olmamasının dışında, kendine güvenmesi, kendisini cinsel açıdan çekici bulması, daha önceki cinsel deneyimlerinde zevk almış olması ve uygun bir partnerin olması gibi faktörlere bağlıdır. Bu faktörlerden herhangi birinin olmaması durumunda cinsel istek bozukluğu ortaya çıkabilir. Cinsel istek bozuklukları seks terapileri merkezlerine en sık başvuru nedenlerinden bir tanesidir.
Cinsel istek bozuklukları genel olarak hipoaktif ve cinsellikten hoşlanmama-kaçınma olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Hipoaktif tip ençok rastlanan
cinsel istek bozukluğu olup, seksüel fantazilerin az olması veya hiç olmaması ve cinsel istek azlığı ile karakterizedir. Hipoaktif cinsel istek bozukluğu kadınların %20’sinde görülmekte olup, genellikle ergenlik döneminde başlayıp yaşam boyu devam etmektedir. Bu grup kadınlarda cinsel istek az olmakla ve cinsel aktivitenin başlatılmasında sorumluluk almamakla birlikte, eşleri tarafından uyarıldıkları zaman cinsel istek duyabilir ve orgazm yaşayabilirler. Bu hastalarda cinsel istek azlığının cinselliğe karşı bilinçaltı korkulara karşı bir savunma mekanizması olduğu düşünülmektedir. Bazı kadınlarda ise uzun süre devam eden stress, depresyon veya sıkıntı hali cinsel isteksizliğe neden olabilmektedir. Çiftler arasında cinselliğin tekdüze hale gelmesi, fantazi olmaması ve cinsellik dışında iletişimin bozulması cinsel istek bozukluğuna yol açabilmektedir.
İkinci grup kadınlarda ise cinsel isteksizlikle birlikte, eşleri tarafından uyarılmaya da yanıt yoktur ve orgazm sorunu vardır. Bu grupta esas nedenin psikolojik geilişimin fallik döneminde engellenme ve ödipal çatışmanın çözülmemesi olduğu öne sürülmektedir. Bu gruptaki bazı kadınlarda cinsel isteksizliğin nedeni çocukluk dönemindeki cinsel travmalara (tecavüz gibi) ve daha önceki cinsel ilişkiler sırasında ağrı hissedilmesi olabilir. Bazı kadınlarda cinsel istek bozukluğunun sınıflandırılması oldukça zor olabilir ve her iki gruba da benzer sorunlarla karşımıza çıkabilir.
Cinsel istek bozukluğu ile başvuran kadın veya çiftlerde öncellikle iyi bir öykü alınmalıdır. Cinsel istek bozukluğundan sözedebilmek için sorunun kadında üzüntü ve acıya neden olması, uzun süreli ve ilişkilerinde sorun yaratacak düzeyde olması gerekir. Birçok kadın kendisinde bir cinsel istek sorunu görmediği halde sadece eşlerinin isteği ile terapistlere başvurabilmektedir. İstek bozukluğunun ortaya çıktığı zaman, hastanın cinsel fantazi kurup kurmadığı, masturbasyon yapıp yapmadığı ve diğer partnerlere ilgisi sorunun nedeni konusunda bize önemli ipuçları verebilir. Ayrıca erkek partnerin cinsel istek durumu araştırılarak sorunun gerçek veya relatif olduğu konusunda bilgi edinilebilir.
Cinsel istek bozukluğu sorunu olan hastaların büyük bir bölümü Psikiyatri uzmanlarına başvurmaktadır. Ancak bazı hastalar öncellikle jinekoloik açıdan bir sorun olup olmadığının araştırılması için Kadın-Doğum uzmanlarına başvurabilmektedir. Jinekolojik enfeksiyonlar, endometiozis gibi cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olan hastalıklar, doğum sonrası ve menopoz döneminde cinsel organlarda görülen anatomik değişikliklere bağlı ağrılı cinsel ilişki cinsel isteksizliğe yol açabilmektedir. Cinsel istek bozukluklarına yol açan diğer önemli bir neden ise infertilite (kısırlık)’tır. Uzun süre çocuk sahibi olamayan çiftlerde cinsel ilişkinin tek amacı çocuk sahibi olma haline gelmekte ve bu tekdüzelik cinsel istekte azalmaya yol açabilmektedir. Ayrıca eşler arasında uyumun bozulması cinsel isteksizliği artırmaktadır. Yine gerek menopozal dönemde, gerekse kadına bağlı faktörler nedeniyle çocuk sahibi olamama durumunda kadının kendine güveni azalmakta, kendini cinsel bir obje olarak görmemekte ve bu cinsel istek bozukluğuna neden olabilmektedir.
Jinekoloji kliniklerine başvuran hastalarda muayene sonrasında cinsel ilişkide ağrıya yol açabilecek veya cinsel ilişkiyi zorlaştırabilecek nedenler araştırılmalı ve bir bozukluk saptanması durumunda tedavi edilmelidir. Bu enfeksiyonların tedavisi, menopoz döneminde sistemik veya lokal hormon tedavisi ve doğum sonrası dönemde lokal hormon tedavisi olabilir. Menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen tedavisine ek olarak androjen dediğimiz erkeklik hormonu verilebilir. Cinsel ilişki sırasında ağrının en önemli nedenlerinden bir tanesi olan endometrioziste ise gerekirse cerrahi tedavi yöntemlerine başvurulmalıdır. Sildefanil (Viagra)’nın kadın cinsel fonksiyonlarındaki rolü henüz ortaya konamamıştır.
Genel olarak bakıldığında cinsel istek bozukluklarının büyük bir bölümü psikiyatrik nedenlere bağlı olup, evlilik ve seks terapistleri tarafından tedavi edilmesi gerekir. Ancak hastanın öncellikle jinekolojik açıdan muayene edilmesi hem varolan bir patolojinin düzeltilmesi, hem de hastanın terapiste daha rahat yönlendirilmesi için uygun olacaktır.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI


CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI



Cinsel işlev bozukluğu ise en genel anlamıyla ,kişinin istediği biçimde cinsel ilşkide bulunmasını engelleyen bozukluklardır.Cinsel işlev bozulkuğu dört aşamadan oluşur.Cinsellik ruh sagligimizin en temel ihtiyaçlarindan biridir.Nasil ki hayatta kalabilmek için yeme arzusu,savunmadan dogan saldiri duygusu varsa ,neslin devamini saglamak için de cinsellik,sehvet arzusu o kadar dogaldir,gereklidir ve temeldir. Cinsel kimligimiz biz farkinda olmadan bebeklekten baslar ve ergenlikte hormonal degisimle birlikte tamamen yerine oturur.Bunu olusturanlar ise aile,çevre ve kültürel etkenlerdir. Iste bu dönemde meydana gelen yetersizlikler ,yanlis ögrenmeler,asiri kati tutumlar vb.cinsel hayatimizi çok büyük oranda etkiler,cinsel islev bozukluklarini meydana getirebilirler.Örnegin;ileri derecede suçlamalar,agir günah duygusu,suçüstü yakalanma endiseleri,ana-babanin çocugun gelismekte olan cinsel organlariyla fazla ilgilenmesi,asiri denetleme,ergenlik öncesi ve sonrasi çagda bir miktar gizliligin taninmamasi,yanlis bilgi vermeler örnegin;mastürbasyon ile akil hastaligi,cinsel güçsüzlük olabilir korkusunun asilanmasi,arkadaslar arasinda yanlis bilgiler deinme çocukta cinsel kimlik ve cinsel islev bozuklugunun olusmasina yol açabilir.
CINSEL ISTEK BOZUKLUGU
Iki tür cinsel istek bozuklugundan söz edilir.Birincisi,azalmis cinsel istek bozuklugudur.Cinsel fantazi ve etkinliklerde bulunma isteginin eksikligi ya da hiç olmamasi seklinde tanimlanir.Ikincisi ise cinsel tiksinti bozuklugidir ve kisinin cinsel temastan neredeyse tamamen kaçindigi daha ciddi bir bozukluk olarak tanimlanir. Cinsel istek bozuklugunun nedenleri arasinda kontrolü kaybetme korkusu,hamilelikten korkma,depresyon,evlilikte çatisma,esin hijyen kurallarina dikkat etmemesi olabilmektedir.Diger olasi nedenler ise tacavüz ya da çocuklukta cinsel kötüye kullanim gibi cinsel trauma geçirmis olmasidir.
CINSEL UYARILMA BOZUKLUGU
Cinsel uyarilma bozuklugu kadinlarda,cinsel birlesmenin rahat bir sekilde tamamlanabilmesi için gerekli olan vajinal islanmanin sürekli olarak yetersiz kalmasi,erkeklerde ise cinsel aktivitenin tamamlanabilmesi için gerekli olan sertlesmenin sürekli olarak saglanamamasi ve sürdürülememesidir. Bunun en önemli nedenlerinden biri performans kaygisi ve 'kendini seyretme' yani cinsel iliskiyi yasamak yerine cinsel iliskide bulunan kandini seyretmedir.Diger nedenler arasinda kadinin kendisi için nelerin uyarici oldugunun farkinda olmamasi hatta kendi anatomisi hakkinda yeterince bilgi sahibi olmamasidir.
ORGAZM BOZUKLUGU
Orgazm bozuklugu,normal bir cinsel heyecan döneminin sonunda kasilmalarin(vajen kaslari ve etrafi)ve cinsel hazzin doruk noktasina ulasma hissinin yasanamamasidir. Orgazm esigi açisindan kadinlar farklilik gösterir.Bazilari çok çabuk ulasirken bazilari uzun uyarilmalar sonunda ulasabilir. Bu bozuklugun nedenleri arasinda bir çok faktör olabilir.Kisinin cinsel açidan kendini taniyamamasi,kontrolü kaybetme korkusu,esiyle olan duygusal iliskisi olabilir.
CINSEL AGRI BOZUKLUGU
Cinsel agri bozukluklari Disparoni ve Vajinismus tur. Disparoni,cinsel iliski öncesinde,sirasinda yada sonrasinda yineleyen ya da sürekli genital agri olmasidir. Vajinismus,vajenin dis içte birindeki kaslarda birlesmeyi engelleyecek biçimde yineleyen ya da sürekli istem disi kasilmanin olmasidir. Bir görüse göre vajinismus kadinin kendini,esini ya da cinsel yakinlasma zevkini bilinçdisi inkar etme isteginden kaynaklanmaktadir.Bunun yaninda hamilelik korkusu,cinsellige karsi olumsuz tutumlar, çocukluk döneminde cinsel taciz ve ya yecavüz olabilmektedir.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Kadında cinsel işlev bozuklukları

Kadında cinsel işlev bozuklukları
Toplumda cinsellikle ilgili sorunlar ve cinsel işlev bozuklukları her ne kadar sık görülse de bunların önemli bir kısmı doktora yansıtılmamakta ve bu yüzden de çözümsüz kalmaktadır. Ülkemizde cinsel işlev bozukluklarıyla ilgili yapılan çalışmalar az sayıda olduğundan yurtdışından iki örnekle bu gerçeği vurgulamak istiyorum:
Amerikan kadınları arasında yapılan anket tarzı bir çalışma, birden fazla cevaplı bu ankete cevap veren kadınların %60'ının cinsellikle ilgili problemleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Problemi olan kadınlardan %30'u hiçbir şekilde cinsel istek duymadıklarını ya da isteklerinin az olduğunu, %20'si seksi çok zevk verici bulmadıklarını, %15'i ilişki esnasında acı duyduklarını, %50'si cinsel ilişkiden önce uyarılmakta zorluk çektiklerini, %50'si çok zor orgazm olduklarını, %25'i ise hiçbir şekilde orgazm olamadıklarını belirtmişlerdir. Yine benzer bir çalışmada evliliği yolunda giden kadınların %35'i cinsel ilişkiye karşı ilgilerinin zaman içinde azaldığını, %10'u hiç orgazm olamadıklarını, %47'si ilişki esnasında yeterince gevşeyemediklerini, %38'i ilişki öncesi önsevişme dönemlerinin kısa sürdüğünü, %25'i ise cinsel ilişki sonrası eşlerinden yeterince yumuşaklık ve sevecenlik göremediklerini belirtmişlerdir. Bu çalışmalar her ne kadar toplumumuza bire bir uyarlanamasa da konu hakkında oldukça fikir vericidir.
Cinsel yaşam bu kadar problemli hale gelebilmesine rağmen birçok kadın ve birçok erkek bu konuyu doktoruna açma konusunda isteksizdir. Bu da tedavisi mümkün olan problemlerle ömürboyu yaşamak anlamına gelmektedir.
Cinsellikle ilgili diğer rakamlar (Amerika):
Amerikalı kadınların %60'ı ve erkeklerin %70'i 19 yaşına geldiklerinde en az bir kez bir cinsel ilişki yaşamışlardır. Cinsel olarak aktif olan kadınların yarısı ayda birkaç kez ilişkiye girerken, %30'u haftada iki-üç kez, %7'si ise dört kez ya da daha sık ilişkiye girmekte, %12'si ise senede ancak birkaç kez ilişkiye girmektedir. Tüm kadınların %3'ü ise ömürboyu hiç ilişkiye girmemiştir. Tüm hayatları boyunca amerikalı erkeklerin %7'si, kadınların ise %4'ünün homoseksüel bir ilişkiye girmiş oldukları tahmin edilmektedir.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.