CİNSELLİKLE İLGİLİ HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CİNSELLİKLE İLGİLİ HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2008 Pazar

Erkekleri büyüleyen koku

Erkekleri büyüleyen koku


Feromon adlı maddeyi menopoz sonrasında kullanan kadınların da karşı cinsi etkileyebildikleri belirlendi.
Ankara - İngiliz New Scientist dergisinde yayınlanacak, Amerikan Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, Winnifred Cutler isimli bir biyolog tarafından geliştirilen ve bileşimi devlet sırrı gibi saklanan feromonlu koku kullanan kadınlara erkeklerin “hayır” diyemeyeceği belirtiliyor.

Çocuk doğurma yaşını geçen 44 kadının yer aldığı araştırmada, deneklerin yarısının kullandıkları parfüme feromon maddesi, diğer yarısının parfümüne ise plasebo karıştırıldı. Kadınlar 6 hafta boyunca cinsel faaliyetleri hakkında günlük tuttular. Feromon kullananların yüzde 41’i partnerleriyle cinsel faaliyetlerinde artış olduğunu belirtirken, plasebo kullanan grubun sadece yüzde 14’ü benzer bir durum olduğunu bildirdi. Kokuyu geliştiren Cutler, patent hakkı sağlayıncaya kadar kimyasal maddenin bileşimini gizli tutacağını belirtiyor.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Ağrılı cinsel ilişkiyi önemseyin

Ağrılı cinsel ilişkiyi önemseyin


Cinsel ilişkide ağrı hastalıkların habercisi olabilir...
- Ağrılı cinsel ilişki pek çok kadının sorunu. Tıpta “disparoni” olarak adlandırılan bu durum, basit bir enfeksiyondan kaynaklanabileceği gibi ciddi hastalıklara da işaret edebiliyor. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında ağrıdan yakınan kadınların zaman kaybetmeden mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor. İşte disparoninin habercisi olduğu sağlık sorunları…

Disparoni, kadınlarda cinsel ilişkiye genital ağrının eşlik etmesi şeklinde tanımlanıyor. Ağrı genellikle vajina ya da kasık bölgesinde gelişiyor. Disparoniden yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla cinsel ilişkiye girmekten kaçınabiliyor. Hatta ağrının çok şiddetli olması, vajinal kasların, ilişkiye girilmesine engel olacak kadar sıkı kasılmasına bile yol açabiliyor. Acıbadem Hastanesi Kozyatağı’ndan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirkıran, “Disparoninin kadınlarda hangi sıklıkta görüldüğüne dair net bir bilgi vermek zor. Çünkü ilişki sırasında ağrıdan yakınan kadınların önemli bir bölümü doktora başvurmaya gerek görmüyor.”DOKTOR MUAYENESİ ŞARTDisparoni genellikle cinsel hayata yeni başlandığı dönemde ortaya çıkıyor. Doktora başvuran kadınlar da genellikle bu gruptan oluşuyor. Bunun nedeni ise bu dönemde vajinalarında darlık ya da organik bir bozukluk olabileceği endişesini taşımaları. Ancak bu sorunun altında genellikle kızlık zarındaki bir sorun ya da psikolojik nedenler yatıyor. Prof. Dr. Fuat Demirkıran, muayene sonucunda genital organlarında organik bir sorun olmadığı tespit edilen kadınların bu şikayetleri nedeniyle bir daha jinekologa başvurma gereği hissetmediklerini belirterek, “Oysa ileriki yıllarda bu sorunun altında pek çok sağlık sorunu yatabiliyor. Dolayısıyla cinsel ilişkide ağrı geliştiğinde kadınların doktora başvurmaları, sağlıklı bir yaşam sürmeleri açısından büyük önem taşıyor” uyarısında bulunuyor. Peki disparoni hangi sorunlara işaret ediyor? Prof. Dr. Fuat Demirkıran, disparoninin bir semptom, yani bir hastalığın belirtisi olarak geliştiğine dikkat çekiyor. Cinsel ilişkide ağrı yakınmalarında öncelikle genital bölgede anatomik bir bozukluk ya da enfeksiyon olup olmadığı araştırılıyor. Yapılan muayenede her iki soruna yönelik bulgu tespit edilemezse bu kez yumurtalık kisti, endometriozis ya da yumurtalık tümörü gibi ciddi sorunların varlığına yönelik incelemeler yapılıyor. Çünkü endometriozis ve yumurtalık kistleri cinsel ilişkide ağrıya en sık yol açan nedenleri oluşturuyor. Öyle ki endometriozis hastalarının yüzde 70’i cinsel ilişki sırasında ağrıdan yakınıyor. Bunun yanı sıra kanser tedavisinde özellikle pelvik bölgeye uygulanan cerrahi yöntem ve radyasyon terapisi de cinsel ilişkide ağrıya yol açıyor. Bu nedenle disparoni şikayetiyle doktora en sık başvuran bir diğer grubu da kanser hastaları oluşturuyor. NEDENE YÖNELİK TEDAVİProf. Dr. Fuat Demirkıran kimi vakalarda medikal tedavinin yeterli geldiğini, kimilerinde ise cerrahi yönteme başvurmak gerektiğini söyleyerek bu tedavi yöntemlerini şöyle sıralıyor: “Örneğin, sorun enfeksiyondan kaynaklanıyorsa antibiyotik tedavisi yeterli gelebiliyor. Eğer cinsel ilişkide oluşan ağrının nedeni yumurtalık kistleri, tümörleri, endometriozis veya miyom olarak düşünülüyorsa genellikle laparoskopik olmak üzere cerrahi yöntem ile sorun giderilebilir. Endometriozisin medikal tedavisi de vardır. Ancak disparoni nedeniyle operasyona ra verilirken disparoninin diğer nedenleri araştırılmalıdır. Çünkü her over kisti veya yukarda sayılan diğer sorunlar disparoniye neden olmaz. Kızlık zarı cinsel ilişki sırasında yırtılmayacak kadar kalınsa, basit bir cerrahi yöntemle hemen kesilerek sorun ortadan kaldırılıyor” Bazı disparoni vakaları kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile psikiyatristin ortak çalışmasını gerekli kılıyor. Çünkü cinsel ilişkide oluşan ağrının kaynağında aslında çoğunlukla psikolojik etkenler yatıyor. Cinsel ilişki, kadında çok büyük bir acı yarattığı gibi cinsel yaşamla ilgili mitler, ileride gelişebilecek disparoninin en önemli nedenini oluşturuyor. Psikolojik nedenli disparonilerde sadece sorunu olan kadını tedaviye almak yeterli gelmiyor, eşin de terapiye katılımı gerekiyor. Terapi süresi ise sorunun altında yatan faktörlere bağlı olarak değişiyor. Günümüzde uygulanan psikoterapi yöntemleriyle disparoni sorun olmaktan çıkıyor.NELER YOL AÇIYOR? Vajinal bölgede ya da rahimde gelişen enfeksiyonlor. Örneğin herpes simpleks enfeksiyonu (genital uçuk) ya da vajinit. Vajinada, rahimde veya yumurtalıkta gelişen kitle ve tümörler. Vajinada yabancı cisimlere karşı oluşan alerjiler. Endimotriozis (iç genital bölgedeki organlarda oluşan yapışıklıklar.) Yeterince hazır olunmadan ilişkiye girme ve buna bağlı vajinada oluşan tahriş. Menopoz döneminde vajinada oluşan kuruluk. Kızlık zarıyla ilgili sorunlar. Örneğin kızlık zarının yapısal olarak sert olması. Ender olarak görülse de doğumsal vajina kusurları. Psikolojik sorunlar.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Erken boşalmanın çaresi bulundu

Erken boşalmanın çaresi bulundu


İktidarsızlığa Viagra ile son verilmesinin ardından, erkeklerin bir diğer kabusu olan erken boşalmaya da çare bulunuyor.

Washington - Şimdiye dek yüzde 100 tedavisi olmayan ve çiftlerin cinsel yaşamını olumsuz etkileyen erken boşalma sorunu yeni geliştirilen ilaç sayesinde son bulacak.
-->
ABD’de denemeleri başarıyla sürdürülen, Amerikan Üroloji Vakfı’nın yıllık genel kurulunda tanıtılan “Dapoxetin” adlı ilaç, Johnson and Johnson firmasına ait Orth-McNeil laboratuvarlarında geliştirildi. Dapoxetin’in klinik etkilerini inceleyen bilim adamlarından Minnesota Üniversitesi üroloğu Dr. Jon Pryor, şimdiye dek yüzde 100 tedavisi olmayan ve çiftlerin cinsel yaşamını olumsuz etkileyen erken boşalma sorununa bu ilacın sonunda çare olabileceğini kaydetti.SÜREYİ 3-4 KAT ARTIRDIDeneyler sırasında, erken boşalma sorunu olan, yaşları 18 ile 77 arasında değişen 2614 erkekten bir gruba 12 hafta boyunca 30 miligram, başka bir gruba 60 miligram Dapoxetin verildi. Bir grup erkek de plasebo aldı. Araştırma sonucunda, ilacın boşalmaya kadar olan süreyi 3-4 kat artırdığı belirlendi. FDA İNCELEMEYE ALDIBu arada, ABD İlaç ve Gıda İdaresi’nin (FDA) de ilacın onayı için gerekli incelemelerini sürdürdüğü belirtildi. Bilimadamlarına göre, erkeklerin yüzde 27 ila yüzde 34’ü, cinsel eylemin ikinci dakikasında boşalmaya neden olan erken boşalma sıkıntısı çekiyor.




UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Cinsel uyumu korumanın yolları

Cinsel uyumu korumanın yolları


Cinsel çekim iki insanın bir araya gelmesinde ve ilişkinin uzun dönem sürmesinde büyük rol oynuyor. Bu çekimi bir ömür boyu sürmesi beklenen evlilik süresince korumak ise çiftlere düşüyor.

İSTANBUL - Cinsel uyumu korumanın püf noktalarını ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolünü Memorial Hastanesi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz anlattı.
KARŞILIKLI MUTLU BİR CİNSEL İLİŞKİ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Çiftlerin emek harcaması gerekir. Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz. - Parasal konulara dikkat!Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiri ile ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir. - Kişisel inançlara saygı gösterin Cinsellikle ilgili olarak her bir eşin kendisine göre neyin “doğru” neyin “yanlış” olduğu konusunda farklı görüşleri vardır. Gerçek yaşamda, iki eşin arasında yaşadığı cinsel ilişkide “doğrular” ve “yanlışlar” yoktur. Ancak her bir eşin kabul edilebilir veya kabul edilemez davranışlar konusunda inançları vardır. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi gerekir, ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir- Yeniliklere açık olun!Her iki eşin karşılıklı anlaşması üzerine, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir. - Filmlerdeki cinselliğin etkisi altında kalmayınMümkünse filmlerde veya pembe dizilerde sunulan cinsellikten çok fazla etkilenmemeye çalışın. Sadece siz ve eşiniz cinsel ilişkiniz için en tatmin edici ve kabul edilebilir olanı bilebilirsiniz ve seçersiniz. Kendi cinselliğinizi, cinsellikle ilgili başkalarının “normal” saydığı filmlerde size sunulan ‘sorunsuz’ ya da ‘ideal’ kalıplara uydurmaya çalışmayın. - Eşinizi tanımaya çalışınÇeşitli seks teknikleri öğrenmektense eşinizin cinselliği hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışın. Kadınlık ve erkeklilik bir bilinmezliktir; bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olun ve birbirinize bu konuda yardımcı olun. - Cinselliği bir silah olarak kullanmayınBazı çiftler, evlilikteki diğer sorunları çözmek için seksi bir silah gibi kullanırlar ki bu yöntem sorunların daha karmaşık bir hal almasına, büyümesine ve cinsel problemlerin oluşmasına sebep olur. - Cinsel hayatınızı eşinizle konuşunEvlilikteki diğer sorunlarda olduğu gibi tatmin edici sağlıklı bir cinsel ilişki de karşılıklı komünikasyona bağlıdır. İlişkinizde karşılaştığınız sorunları bekletmeden ertelemeden çözmeye çalışın ki dönüşümlü olarak cinsel ilişkinizi de etkilemesin. İçinizde sizi kurcalayan sorunlar olduğu sürece romantik olmak ve eşinizin cinsel arzularına karşılık vermek çok zordur. Seks hayatınızı eşinizle konuşmaktan korkmayın. Sevdiklerinizi, sevmedikleriniz, isteklerinizi, duygularınız, fantezileriniz eşinizle paylaşın. Paylaşın ve birlikte öğrenin.UZUN VE SAĞLIKLI BİR EVLİLİKTE CİNSEL YAŞAMIN ROLÜ NEDİR?Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle, hepsi olmasa bile, evliliklerden mitsel düzeyde beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu mitlerle uyuşmaz ise eşlerden biri veya her ikisi birden çok büyük hata yaptıklarını düşünebilirler. İyi bir evlilik romantik mi olmalıdır? Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissedikleri ve yine bütün çiftlerin aşkı hissetmedikleri zaman vardır. Ama bu sadece duygularda aşkı hissetmemek aşkın orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü ne de yeterli yeteneği vardır. Mutluluk kişinin kendi içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır ancak mutluluğun esas kaynağı değildir. Sadece sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi? Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Evlilik ince örülen bir oya işi gibidir. Bir gecelik bir iş değildir. İnce detayları vardır ve hassas olmak gerekir. Eşler tutarlı ve sürekli bir şekilde birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine hassas bir şekilde yaklaşırlarsa ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse işte o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelikte o zaman ortaya çıkar.Bir eş ne kadar zeki olursa olsun veya ne kadar güçlü kişisel özellikleri olursa olsun eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finanssal ihtiyaç ve beklentiler açık bir şekilde sözel olarak iletilmelidir. Eşin gerçekçi bir şekilde o ihtiyacı veya beklentiyi karşılayabilme gücü varsa bunu gerçekleştirebilmek için önce böyle bir ihtiyacın ve beklentinin varlığından haberdar olması gerekir. Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir? Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değildir. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları vardır. Bu farklılıklar bir eşin doğru diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez; sadece eşlerin birbirlerinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenmiş olacaklar. Önemli olan iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesidir.Bu bilgiler ışığında eğer eşler kendilerini iyi bir ilişkinin dinamikleri hakkında eğitmek için yeterince efor ve zaman harcarlarsa ve ilişkilerinde etkili ve doğru iletişim tekniklerini kullanırlarsa yıllarca sürecek sağlıklı ve doyurucu bir ilişki yaşama olasılıklarını ve şanslarını yükseltmiş olacaklardır.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Kafeinin afrodizyak etkisi belirlendi

Kafeinin afrodizyak etkisi belirlendi


ABD’de dişi fareler üzerinde yapılan bir araştırma, kafeinin cinsel gücü artırdığını ortaya koydu.

BERLİN - Stern dergisinin internet sayfasında yayınlanan haberde, ABD’nin Southwestern Üniversitesi’nde görevli iki kadın araştırmacının, kafeinin dişi fareler üzerindeki etkilerini araştırdıkları bir çalışmada, kafeinin enerji verici özelliğinin yanı sıra cinsel gücü artırıcı bir etkisinin de bulunduğunu belirledikleri kaydedildi.
-->
Araştırma kapsamında 108 dişi fareye önce bir doz kafein veren araştırmacılar, daha sonra dişi farelerin erkek farelerle yalnız kalacakları bir ortam yarattılar ve dişi farelerin, çiftleşmenin hemen ardından yeniden erkek farelerin yanına gittiklerini gözlemlediler.Kafeinin insanlar üzerinde de cinsel gücü artırıcı bir etkisi olabileceği ifade edilen araştırmada, bu konuda kesin bir tespit için araştırmaların kafein bağımlısı olmayan kadınlarla yapılması gerektiği belirtildi.




UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Kemik iliği kısırlığa çare oldu

Kemik iliği kısırlığa çare oldu


Kemik iliğinden elde edilen kök hücreler yumurta ve sperm üretebilecek.
SİBEL GÜNEŞ

İSTANBUL - Kemik iliği kısırlığa da çare oldu. ABD ve Almanya’da yapılan araştırmalar, kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerle yumurta ve sperm üretilebileceğini ortaya koydu. Cornell Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kutluk Oktay’a göre bu araştırmalar hem kısır çiftler için hem de menopoz dönemindeki kadınlar için önemli bir gelişme anlamına geliyor.

Kemik iliği kadınlarda yumurta, erkeklerde de spermle ilgili kısırlık nedenlerini ortadan kaldıracak. Cornell Üniversitesi’nde Üremenin Korunması Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kutluk Oktay, kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerle kısır farelerde yumurta ve sperm üretimi yeniden başlatıldığını belirtiyor:“Almanya’da bir araştırma yapıldı. Çok açık bir şekilde spermin kemik iliğinden yapılabileceğini gösteriyor. Bu tip araştırmaların klinik safhaya gelmesi bazen oluyor bazen olmuyor ama umut var. Bizim yaptığımız çalışmalarda da kısır farelerde kemik iliği verildikten sonra yumurta oluştuğunu gördük. Farelerde doğurganlık geri geldi. Kemik iliği nakli yapıldıktan sonra sonucu menopozdan çıkmış farelerden doğan 315 fare var.”Menopoz artık doğurganlığın sonu değilDünyada ilk kez Türk bilim adamı Prof. Dr. Kutluk Oktay, tarafından geliştirilen yumurtalık dokusu dondurma yöntemiyle artık kanser hastalarının yanı sıra, menopoz dönemindeki kadınların da çocuk sahibi olması mümkün. Bu gelişmenin ardından şimdi tip dünyası iki önemli konuyu tartışıyor. Menopoz döneminde doğum anne ve bebek için sağlıklı mı? Kadının üreme hakki hangi yaşta olursa olsun korunmalı mı? 50 yaşında menopoz dönemindeki bir kadın çocuk sahibi olmalı mı, olmamalı mı? Kanser hastası her kadına tedavi öncesi yumurta dokusu dondurularak çocuk sahibi olma şansı verilmeli mi, verilme-meli mi? Üreme hakkı politik bir harekete dönüştüBilim adamlarını ikiye bölen bu önemli tartışma konuları tıp dünyasının sınırlarını da aşarak politik bir harekete dönüşüyor. Başta Amerika olmak üzere birçok ülkede artık hangi yaşta olursa olsun “kadının üreme hakkinin korunması” gerektiğini savunan sivil toplum örgütlerinin sayısı hızla artıyor.Prof. Dr. Kutluk Oktay “Genelde doktorlar hasta için ‘ hayatını kurtarıyorum da ona sevinsin ileride çocuk sahibi olsun olmasın bunun ne önemi var’ diyordu. Bu anlayışı biraz değişmesi lazım Türkiye de de kanser hastalarının yüzde 98’ine böyle bir açıklama yapılmıyor veyahut da hastalar ‘ben kanser oldum yaşayıp yaşamayacağım belli değil bunun ne önemi var ‘diye düşünebiliyor. Kanser ilimi çok ilerlemiş durumda birçok hasta tedavi ediliyor hastalar uzun süre yaşıyorlar. Niçin bu olanaklardan yararlanmasınlar” diye konuşuyor.Başkan Bush adına bir panel düzenlediÜreme hakki son olarak ABD Başkanı Bush’un her yıl organize ettiği, bu yıl da konusu kansere ayrılmış bir panelin ana gündem maddesini oluşturdu. Panelde bir araya gelen uzmanlar “üremenin korunmasının bir hak olduğu” konusunda birleştiler. Prof Dr. Kutluk Oktay’ın da katıldığı Bu panelin sonucunda yayınlanan bildirgeye göre artık kanser tedavisi gören her kadına isterse çocuk sahibi olma şansı tanınacak. Prof Dr. Kutluk Oktay şöyle konuşuyor:“Her kadının böyle bir hakkı olduğu ortaya çıktı. Hatta bu konuda Başkan Bush’un paneline ben de çağrıldım, oradan çıkan karar şuydu. Tıbbi nedenlerle herhangi bir şekilde doğurganlıkları etkilenerek hastalara çocuk sahibi olma şanslarını koruyacak yöntemler olduğu söylenmemesi tıbbı bir hata olarak kabul edildi Öncelikle derhal doktoruyla tartışmaları gerekiyor, en çok gördüğümüz sorun bunu en son tartışmaya gelmesi. Öyle oluyor ki hasta yarın kanser tedavisine başlayacak bizden bu konuda bir şey yapabilir miyiz diye fikir alınıyor. Eşi varsa hastadan embriyon elde edilip dondurulup saklanabilir bu da en az 2 hafta süren bir şey.”Yumurtalık dokusu dondurma yöntemiKanser hastalarına çocuk sahibi olma şansını sağlayan yumurtalık dokusu dondurma yöntemi, Dr. Kutluk Oktay ve ekibi tarafından geliştirildi. Lenf bezi kanseri olan Ann Dauer bu yöntemle hamile kalıp sağlıklı bir kız bebek dünyaya getirdi. 4 kilo doğan bebeğe Sienna adi verildi. Hastanın lenf bezi kanseri tanısı almış bir hasta olduğunu belirten Prof Dr Kutluk Oktay, şöyle devam ediyor:“Kanser tedavisi görmüştü aldığı kanser ilaçları kısırlığa yol açmıştı. kanser tekrarladığı için ağır bir tedavi verilecekti, kemik iliği nakli için. Bunun onu menopoza sokma riski yüzde 100’dü. Böyle olunca bir yumurtalığı çıkardık dondurup sakladık hasta tedavisini tamamladı 2.5 sene menopozdaydı.” Bu süre sonunda Dr. Kutluk Oktay dondurulan yumurtalık dokusunu Ann Dauer’in karın cildinin altına yerleştirdi. Ann Dauer, yumurtalık nakli yapıldıktan 3 ay sonra, iki kez hamile kaldı. İlk hamileliği düşükle sonlanan Ann Dauer, ikincisinde sağlıklı bir bebek doğurdu. Doktor Oktay’ın yaptığı çalışma, deri altına yerleştirilen yumurtalık dokusunun normal yumurtalık gibi çalıştığını göstermesi açısından “büyük önem” taşıyor. Kariyer nedeniyle gebeliğini erteleyenler için de şans varYumurtalık dondurulması yöntemi, artık yalnız kanser hastaları için değil kariyer nedeniyle gebeliğini ileri yaşlara ertelemeyi düşünen kadınlar için de bir şans yaratıyor. Tıbbın geldiği noktada artık yumurtasını ya da yumurta dokusunu dondurmuş bir kadın, isterse 55 yaşında bile çocuk sahibi olma şansına sahip. Ancak bu gelişme etik kaygıları da beraberinde getiriyor. Prof Dr. Oktay şu değerlendirmeyi yapıyor:“Bu teknoloji bir yerde bize şuna gösterdi ki doğurganlık korunabilir her ne nedenle olursa doku dondurma teknolojisi ileride çocuk sahibi olma olasılığını artırıyor. Şu anki genel uygulama hanımların 50 yaşında çocuk sahibi olmalarını en geç olarak sağlıyor. Ama bu 55’e kadar uzatan programlar da var. Amerika’da sınır 50 yaştır. Kılavuz kuralıdır sağlıklı insanlarda 56’ya kadar uzatılıyor. Bunun karşı savunucuları da ne diyor, ‘Siz eğer 55’e çıkartırsanız çocuk sahibi olursanız 60-70’e geldiğinizde evinizde adölesan yaşında bir çocuğunuz olacak bu doğru mudur değil midir?’ Bunlar karmaşık konular belki de geniş çapı bir tartışma gerekir.Kemik iliği yeni umutEtik tartışmalar sürerken tıp dünyası şimdi ileri yaş gebelikleri için yumurta dokusu ve yumurta dondurma yöntemini de aşan çok önemli gelişmelerin eşiğinde. Eğer yeni araştırmalar olumlu sonuçlanırsa menopoz dönemindeki bir kadının kemik iliğinin özel ilaçlarla uyarılmasıyla yeniden yumurtlaması ve hamile kalması mümkün olabilecek. Prof Dr. Kutluk Oktay yaptıkları çalışmaların geldiği noktayı şöyle ifade ediyor: “Son iki yıl içinde benim de işbirliği içinde bulunduğum Harvard Üniversitesi’nden bilim adamları çok ilginç 2 araştırma yayınlandı. Farelerde yumurta üretiminin doğumdan sonra devam ettiğini gösterdi ikinci çalışma şok edici bir çalışmaydı. O çalışmada farelerde yumurtaların kemik iliğinde yapılıp kan aracılığıyla yumurtalıklara gelip yerleştiğini gösterdi. Hatta kemik iliği nakli yöntemiyle kemoterapi verilmiş menopoza sokulmuş farelerde tekrar yumurta üretimi başlatıp normale dönmesini sağladığı gösteren bir çalışma yayınladı. Şimdi Prof. Oktay ve ekibi Amerika’daki birçok araştırma laboratuvariyla işbirliği yaparak fareler üzerinde yapılan bu araştırmaların sonuçlarının insanlar için geçerli olup olmayacağının yanıtını araştırıyor:“Son derece heyecan verici bir şey aynı zamanda da insanı biraz da gerginleştiren bir süreç hem önünüzü de büyük olabilecek tıbbın bazı temel kavramlarını değiştirecek bir şey var Kemoterapi olsun, yaşlanmaya ilgili olaylar olsun yumurtalığın kemik iliğinden kök hücre toplama ve çağırma mekanizmasını bozuyor. Sonuçta deri altına bu koyulmuş dokuyu yerleştirdiğinde kemik iliği ile diyaloğa girebiliyor ve diyor ki bana kök hücre yollayın diyor, kök hücreler gidip karın içinde menopozda olan çıkarılmamış menopozdaki yumurtalığa yerleşiyor yumurtalık fonksiyon görüyor”Şimdi birçok ülkede menopozda doğum etik mi, değil mi diye tartışılırken, bu araştırma olumlu sonuçlanırsa bilim adamları, kadınların istediği yaşta çocuk sahibi olmasını sağlayacak biyolojik engellerin tümünün ortadan kalkacağını, menopozun da tarihe karışacağını düşünüyor.Yumurtalığın hızlı dondurulmasıTüp bebek alanındaki bir başka önemli yenilik de, yumurta dondurma tekniğiyle ilgili. Özellikle 35 yaşını geçmiş kadınlar için,, “hızlı dondurulan” yumurtalarla çocuk sahibi olma şansı “yavaş dondurma” yöntemine göre çok daha yüksek. Prof Dr. Kutluk Oktay şu bilgileri verdi:“Normalde yavaş dondurma yöntemi kullanıyorduk. Ancak bu yöntemle eve bebek götürme oranı son derece düşüktü. Yeni geliştirilen yumurtanın hızlı dondurulması yöntemi dondurulmamış yumurta kadar başarılı neredeyse. Bu araştırmanın başarı oranı haziran ayında yayınlanacak araştırma sonuçları. Birçok şeyi değiştirecek.Dr. Kutluk Oktay, “Yumurtalıklarınızdan doktorları uzak tutun”Sağlıklı insanlar için risk faktörleri konusunda da bilgi veren Prof Dr. Oktay, sigara bağımlılığının kadınların 4 yıl erken menopoza girmesine yol açtığını, erkeklerin de sperm kalitelerini etkilediğini hatırlatıyor. Prof Dr Kutluk Oktay’ın kadınlara bir de ilginç çağrısı var:“Doktorları yumurtalıklarınızdan uzak tutun. Bazen gerekmediği halde yumurtalıklar alınabiliyor. Hastalar doktorlarıyla bir sağlık sorunu olduğunda iyi tartışsınlar. İleride çocuk sahibi olmak istediklerini belirtsinler. Yeterince bilimsel kanıt sunulmadan yumurtalıklarının alınmasına izin vermesinler.”



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Orgazmın sorumlusu genler


Orgazmın sorumlusu genler


4 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre her üç kadından biri orgazm olamıyor. Araştırmacılar sorunun kaynağının genetik olabileceğini belirtiyor.

İSTANBUL - Kadınlar neden orgazm olamıyor? Neden fizyolojik mi psikolojik mi? Yıllardır tartışılan bu konuya Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Figen Taşer Güney açıklık getirdi. Güney, son araştırmalara dayanarak orgazm olamamanın kökeninde genlerin etkisi olabileceğini öne sürdü.
Dünyada 4 bin kadın üzerinde yapılan bir çalışmada, kadınlarının üçte birinin hiç orgazm olmadığı ya da nadiren orgazm olduğu, onda birinin de her cinsel birleşmede orgazmı yaşadıkları ortaya çıktı. Klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranı ise yüzde 30 olarak belirlendi. Kadınların yüzde 34’ü mastürbasyonla orgazma ulaşırken, orgazma ulaşamayan erkeklerin oranı sadece yüzde 2.GENETİK ETKENLEROrgazm bozukluklarına yönelik yapılan birçok çalışma, genlerin kadın ve erkekteki orgazm bozukluklarının sorumlusu olduğunu ortaya koyuyor. Orgazm olamamanın ikinci önemli nedeni ise psikolojik. Cinsel yönden bilgi sahibi olmayan kadın korkuları yüzünden orgazmı yaşamıyor. Bu korkular arasında ilk gece korkusu ve hamile kalma korkusu var. Tiksinme duygusu da orgazmı engelleyen etkenlerden biri. Dr. Güney menopoz sonrasında da orgazm sorunlarının yaşandığını söyledi. Vücuttaki östrojen hormonunun azalmasının vajinal kuruluğa yol açtığını bunun da orgazm olmayı engellediğini belirten Dr. Güney, orgazmı şöyle anlattı: Kadında orgazm nedir? Orgazm, cinsel uyarım ve zevkin en yüksek noktası olarak tanımlanabilir. Orgazm sırasında nefes alıp verme sıklığı, kalp hızı ve kan basıncı artar. Göz pupilleri büyür, dudaklar koyulaşır, göğüs uçları dikleşir, klitoris ıslanır ve sertleşir. Artan heyecanla beraber deri kızarır ve terleme başlar. Kadında büyük dudaklar, klitoris, vajen ve pelvik organlar penisteki gibi büyür ve genişler. Nasıl oluşur? Bazen orgazmdan hemen önce dakikalarca süren bir haz dönemi vardır. Orgazm, vajinada ve/veya rahimde hissedilebilen istemsiz ve zevk veren kasılmalarla aniden ortaya çıkar. Bazı kadınlarda orgazm, kasılmalar hissedilmeden gerçekleşir. İstemsiz kasılmalar ve spazmlar, bacaklar, karın, kollar ve sırt gibi değişik vücut bölgelerinde görülebilir. Orgazm sırasında vajen bezleri vajinayı iyice kayganlaştıran ve sıklıkla erkekteki orgazma benzetilen bir sıvı salgılarlar. Orgazm ile ilgili kasılmaların spermi vajinadan rahim ağzına doğru yönlendirdiği ve birden fazla art arda orgazm yaşayan kadınlarda, orgazmın olmadığı sekse göre bu yönlendirmenin çok daha fazla olduğu düşünülür. Orgazmın tipleri nelerdir? Kadın vücudunda çok sayıda erojen bölge vardır. En çok bilinenleri vajen ve klitoristir. Orgazm da vajinal ve klitoral orgazmlar olarak ikiye ayrılabilir. Klitoris çevresindeki bölgeler çok duyarlıdır. Tek fiziksel fonksiyonu cinsel zevk vermektir. Birçok kadın klitoral orgazmın en yoğun orgazm olduğuna inanır. Kadınlar vajinal orgazma ulaşmanın daha zor olduğuna inanırlar. Vajenin dış 1/3’ü en duyarlı bölgesidir. Bir orgazmın diğerinden daha iyi olduğunu söylemek mümkün değildir, her ikisi de farklı zevk alma biçimleridir. Her kadın kendi tecrübeleri ile birini tercih edebilir ve bu nedenle kadının partnerinin, kadının tercih ettiği tipi bilmesi önem taşır. Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir? İlişkide kadın ile erkeğin aynı anda orgazm olması diye bir gereklilik söz konusu değildir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik de yoktur. Önemli olan kadının ya eşi ile birlikle ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Çünkü erkek orgazm olduktan sonra ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar. Yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süreyi gerektirir. Kadınlarda ise bu süre çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler. Bunun için erkek, kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamalı ve çaba göstermelidir.




UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

‘Konuşmak en büyük afrodizyak’

‘Konuşmak en büyük afrodizyak


İngiliz manken Jerry Hall, eşler arasındaki sorunların temelinde “sessizlik duvarı” bulunduğunu düşünüyor.

LONDRA - Erkeklerde sertleşme sorununu gidermeye yönelik bir ilacın tanıtımında rol alan ve Londra’da yapılan tanıtımda basın mensuplarıyla bir araya gelen Jerry Hall, erkeklerdeki sertleşme sorununu giderme yolunun eşler arasındaki sessizlik duvarının yıkılması ve dertlerin paylaşılması olduğunu savundu.
Verdanafil etkin maddesini içeren Levitra adlı ilacın üreticisi tarafından düzenlenen “Derdini Paylaş, Aşkını Alevlendir” kampanyası çerçevesinde birçok ülkeyi ziyaret eden, özellikle “eşiyle sohbeti başlatma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğine inandığı” kadınları bilinçlendirmeye çalışan Hall, konuşmanın eşlerin cinsel hayatındaki en büyük afrodizyak olduğunu söyledi.KADINLAR, EŞLERİNİ DOKTORA GİTMEYE İKNA EDEBİLİRKampanyada yer almaya, “dünyada milyonlarca kadın ve erkeğin sertleşme sorunu yüzünden acı çektiğine tanık olduktan sonra karar verdiğini” belirten Hall, pek çok konuda olduğu gibi sağlık konusunda da ilişkilerin idaresini elinde tuttuğuna inandığı kadınların, eşlerini doktora gitmeye ikna edebileceklerine inanıyor. Hall, “Kadınlar eşlerini, kendilerinde bulunan sorunun milyonlarca erkekte de görülebileceğine inandırabilir. Ben de kadınları buna teşvik etmek istiyorum” dedi. FİZİKİ GÖRÜNÜM SEKS İÇİN ÖNEMLİHall, genç ve güzel kalma başarısının sorulması üzerine, “Ben seksin fiziki görünümümüz için önemli olduğuna inanıyorum. Bunun dışında çok uyurum, çok su içerim, uyuşturucudan uzak dururum, sağlıklı beslenir, yürüyüş-yüzme gibi sporlar yaparım. Tabii şüphesiz mutlu olmak da insani genç tutuyor” dedi.SEÇİMİ DOKTOR YAPMALIBayer’in ürettiği Levitra’nın yanı sıra piyasada erkeklerde sertleşme sorununun çözümüne yönelik Pfizer’in Viagra ve Lilly firmasının Cialis adlı ürünleri, uluslararası alanda öne çıkıyor. Uzmanlar, Verdanafil adlı etken maddeyi içeren Levitra, tadalafil içeren Cialis ve sildenafil içeren Viagra’nın aynı amaç için üretilen ilaçlar olduğunu, etki süreleri farklılık gösterdiğinden doktorun hastaya tavsiyede bulunması gerektiğini belirtiyor.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Cep telefonu kısırlığa yol açabiliyor

Cep telefonu kısırlığa yol açabiliyor


Aşırı cep telefonu kullanımının, erkeklerde kısırlık riskine yol açabileceği belirlendi...
İSTANBUL - Cep telefonunun sağlık üzerindeki etkisine ilişkin araştırmalara bir yenisi eklendi. ABD’nin Cleveland ve New Orleans ile Hindistan’ın Mumbai kentlerinden araştırmacıların yaptığı bir araştırmaya göre; cep telefonlarından yayılan mikrodalgalar sperm sayısını, hareketliliğini ve kalitesini neredeyse yarı yarıya düşürüyor.
Cep telefonları hayatımıza girdikleri kısa sürede milyonlarca kişi için vazgeçilmez hale geldiler. Ancak, cep telefonlarının yararları kadar zararları da tartışılıyor. Özellikle sağlık üzerinde yarattığı zararlara ilişkin iddialar birbirini kovalıyor. Bu konuda, son olarak, ABD’nin Cleveland ve New Orleans ile Hindistan’ın Mumbai kentlerinden araştırmacıların yaptığı bir araştırmanın sonucu çarpıcı.Kısırlık tedavisi gören 364 erkek üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, günde 4 saatten uzun süre cep telefonu kullanan erkeklerin sperm sayımları sağlıklı kabul edilen düzeyin yarısında seyrederken, cep telefonu kullanmadığını söyleyenlerin spermleri hem sayıca yüksek, hem de çok daha sağlıklı.ABD’li bilimadamları, cep telefonlarından yayılan mikrodalgaların, sperm sayısını, hareketliliğini ve kalitesini etkilediğini düşünüyor. Bu durumun bazı erkeklerde kısırlığa dahi neden olabileceği belirtiliyor. Doktorlar, bu duruma cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik radyasyon veya ortaya çıkardığı ısının neden olduğunu düşünürken, bulgular mobil telefonların geniş çaplı kullanımının milyonlarca erkeğin baba olmasında sorun çıkartabileceğini gösterir nitelikte görülüyor. Araştırmaya başkanlık eden Ohio eyaletindeki Cleveland Üreme Sağlığı Araştırma Merkezinden Prof Ashok Agarwal, dünya çapında bir milyon kadar kişinin cep telefonu kullandığını ve bu sayının bazı ülkelerde her yıl yüzde 20 ila yüzde 30 arttığını belirterek, “Gelecek beş yılda bu sayı ikiye katlanacak. İnsanlar, sonuçlarını göz önüne alınca cep telefonu kullanırken bir kez daha düşünecek” dedi.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Kadınlarda cinsel isteksizliğe son

Kadınlarda cinsel isteksizliğe son



Her 3 kadından birinde görülen cinsel isteksizlik ve uyarılma güçlüğü için bir ilaç geliştirildi.
SİBEL GÜNEŞ

İSTANBUL - Dünya Cinsel Sağlık Birliği Başkanı Dr. Eusebio Rubio Aurioles, NTV’ye yaptığı açıklamada etken maddesi erkeklik hormonu olarak bilinen testesteron olan ilacın 2007 yılında piyasaya çıkacağını söyledi.

Erkeklik hormonu testestoronun eksikliği kadınlarda cinsel isteksizliğe ve uyarılma güçlüğüne yol açıyor. Bu sorunların tedavisi için geliştirilen testesteron etken maddeli bir ilaç ise Avrupa Birliği’nde onaylandı. Dünya Cinsel Sağlık Birliği Başkanı Dr. Eusebio Rubio Aurioles, “erkeklerdeki sertleşme güçlüğü için geliştirilen 4 ilaç var. Bu ilaç kadınlarda da denendi ama işe yaramadı. Sonunda yeni bir ilaç geliştirildi. Ancak yeni ilaç 2007’de satışa sunulacak. Bu ilaç testestoron etken maddeli. Testestoron düzeyi düşerse cinsel istek ve uyarılma olumsuz etkileniyor. Kadınlar bu sorunu hastalıklara ve menopoza bağlı olarak yaşayabiliyor. Yeni geliştirilen ilaç bant şeklinde. Yumurtalıkları alınan ve vücudu hormon üretmeyen kadınlar da kullanabilecek” dedi.Genel olarak toplumda her 3 kişiden biri yaşamı boyunca cinsel bir sorun yaşıyor. Ancak bu sorunların çözümü ne zaman hekime başvurulacağının bilinmesine bağlı.İnsan vücudunun bir makine olmadığını, sertleşme güçlüğü de yaşabileceğini, orgazm olmama sorunu da yaşabileceğini belirten Dr. Eusebio Rubio Aurioles, “Bir gün ya da bir hafta isteksizlik olabilir, sorun değil. Ancak bu tip sorunlar 3 ay sürüyorsa muhakkak doktora başvurulmasını öneriyoruz” dedi. Dünya Cinsel Sağlık Birliği Başkanı Dr Aurioles, mutlu bir cinsel yaşam için çiftlere dinamik bir iletişim biçimi öneriyor:“İyi bir cinsellikte iletişim çok önemli. Siz ne istediğinizi eşinize söylemelisiniz. Onun ne istediğini öğrenmelisiniz. Cinsellikte keşifci olun, hayal gücünüzü kullanın, ancak karşı tarafın isteklerine arzularına saygılı olmayı da unutmayın.”



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Çok çalışma cinsel hayatı öldürüyor

Çok çalışma cinsel hayatı öldürüyor

Uluslararası alanda yapılan bir araştırma, haftada 70 saatten fazla çalışmanın cinsel yaşamı öldürdüğünü ortaya koydu.
ANKARA - Harvard Bussiness Review dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, normalin üzerinde mesai yapan hırslı meslek sahipleri ve yöneticiler, özel yaşamlarını ve çocuklarını ihmal ediyor.
Büyük şirketlerdeki meslek sahipleri arasında yapılan araştırma, bu insanların günde 10 saatlik çalışmayı bile yarım gün çalışıyormuş gibi algıladıklarını gösterdi. Söz konusu şirketlerde çalışan ve çok para kazananların yüzde 45’i işlerine aşırı derecede zaman ayırıyor. Mesleklerine yeni başlayanlar için bu çalışma biçimi haftada en az 60 saat olurken, birçok meslek sahibi 100 saat ve üzerinde mesai yapıyor.Yüksek mevkilerdeki bu insanlar nadiren tatil yapıyor ve bunların yarısı yılda 10 günden az tatile çıkıyor.Araştırmaya katılan kadın ve erkek meslek sahipleri, işlerinin eşleriyle güçlü bir ilişki kurmalarını engellediğini söylediler.Büyük şirketlerde çalışanların yüzde 45’i, günde 12 saatten fazla çalıştıktan sonra eve döndüklerinde “eşleriyle bir çift laf edecek takati bile kendilerinde bulamadıklarını” söylediler.Sürekli seyahat eden ve akşam programlarına katılan aynı orandaki meslek sahibi, işlerinin “tatmin edici bir cinsel yaşamı imkansız kıldığını” belirttiler.Bu kişilere işlerinin çocuklarıyla ilişkisi üzerindeki etkisi sorulduğunda ise yine üzücü bir sonuç ortaya çıktı.İşkolikler, uzun saatler çalışmaları yüzünden çocuklarının çok uzun süre televizyon karşısında vakit geçirdiklerini, abur cubur yediklerini ve disiplinsiz olduklarını söylediler.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Erkeğin ilacı vitalseksüel kadın

Erkeğin ilacı vitalseksüel kadın


Tıp dünyası, her üç erkekten birinde görülen sertleşme güçlüğünün tedavisi için çözüm arayan eşiyle iletişim kuran kadını ‘vitalseksüel’ olarak tanımlıyor.
SİBEL GÜNEŞ

İSTANBUL - Sertleşme güçlüğü olan her 10 erkekten ancak biri hekime başvuruyor. Hekime başvuran erkeklerin de ancak yarısı ilaç tedavisini başarıyla sürdürüyor. Viyana’da açıklanan Modern Kadın ve Cinsellik Araştırması’nın sonucuna göre sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin hekime başvurması yine kadından, cinselliği önemseyen, sorunları açıkça konuşabilen ‘vitalseksüel’ kadınların artmasından geçiyor.

Bayer tarafından 14 ülkede yapılan ve Viyana’da düzenlenen 9. Avrupa Cinsel Tıp Derneği Kongresi’nde açıklanan “Cinsellik ve Modern Kadın Araştırması”nın sonuçlarına göre; 40 yaşın üzerindeki her iki kadından biri kendini vitalseksüel kadın olarak tanımlıyor. Kore’de 40 yaş üstü kadınların yüzde 66’sı, Suudi Arabistan’da yüzde 60’ı, Meksika’da yüzde 62’si, Polonya’da yüzde 587i, İspanya’da yüzde 52’si vitalseksüel. Türkiye’deki kadınlarda bu oran ise 14 ülkenin en düşüğü. Türk kadınların yalnızca yüzde 30’u kendini vitalseksüel kadın olarak görüyor. Vitalseksüel kadınlar için yalnızca cinsellik değil, iletişim de büyük önem taşıyor. Kadınlar eşleri ile cinsel yaşamlarını nasıl daha iyileştirebileceklerini tartışmak istiyorlar. Araştırmada kadınlara eşleri ile cinsel yaşamlarını nasıl daha iyileştirebilecekleri sorusu soruldu. Kadınların yüzde 88’i eşleri ile daha fazla iletişimin, yüzde 85’i de kendiliğinden gelişen bir ilişkinin cinsel yaşamları için vazgeçilmez olduğu görüşünü belirttiler.Uluslararası Cinsel Tıp Birliği Başkanı Dr. John Dean, “Araştırmanın sonuçlarına göre tüm yaş gruplarındaki kadınların yüzde 76’sı için cinsellik çok önemli. Bu bilgi yalnızca erkeklerin cinselliğe ilgi duyduğu efsanesini de yıkıyor. Vitalseksüel olarak tanımladığımız kadınlar ise eşlerinin cinsel sorunları olduğunda muhakkak çözüm aramayı tercih ediyor” diyor.
Cinsel sorunu olan her 10 erkeğin biri hekime başvuruyor.
Araştırmaya katılan kadınların yüzde 45’i stresi, yüzde 37’si de sağlık sorunlarını erkeklerdeki sertleşme güçlüğünün nedeni olarak gösteriyor. Oysa uzmanlar çiftlerin 40 yaşından sonra kendilerine özen göstermekten vazgeçtiklerini bunun da cinselliğe olumsuz yansıdığına dikkat çekiyor.Aile Sağlığı ve Araştırma Derneği Başkanı Prof Dr. Halim Hattat şu değerlendirmeyi yapıyor: “Erkek kendi hayatını yaşayıp fiziksel olarak da bakımsız olduğunda kadın da öyle olduğunda cinsel hayatı çok etkiliyor. Çiftlerin ‘bu benim 40 yıllık kadınım, 40 yıllık erkeğim’ diye birbirlerini ihmal etmemesi gerekiyor. Son yıllarda kadınların cinselliğe verdikleri önemi ortaya koyan araştırma sayısı artıyor. Cinsellik ve Modern Kadın Araştırması da bunlardan biri. Araştırma sonucuna göre hetoroseksüel erkek yanında vital seksüel kadın imajı ortaya çıktı. Bu cinselliği çok abartarak kullanan anlamında değil, yanlış anlaşılmamalı. Çiftlere mesaj veriliyor. Eşlerinizle birlikte olun her şeyi eşinizle paylaşın iletişim içinde olun ve cinselliği hayatınınızdan ayırmayın. 3 aydan fazla süren cinsel işlev bozukluklarında muhakkak hekime başvurun.”



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Tüp bebek tedavisinde yeni dönem

Tüp bebek tedavisinde yeni dönem


Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlerin bebek özlemine son veren tüp bebek tedavisiyle ilgili yeni düzenlemeler içeriyor.

ANKARA - Mevcut sisteme göre SSK’lı hastalar özel merkezlerden yararlanamazken, Genel Sağlık Sigortası’nın yürürlüğe girmesiyle özel-kamu ayrımı kalkacağı için Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı her merkeze başvurulabilecek. Mevcut sisteme göre 3 olan deneme sayısı 2’ye düşecek.
-->
Anayasa Mahkemesi’nin bazı hükümlerini iptal ettiği Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlük tarihi değiştirilmediği takdirde 1 Ocak’tan itibaren uygulanacak 63. maddesi, evli olmakla birlikte çocuk sahibi olamayan genel sağlık sigortalısının kadınsa kendisinin, erkekse karısının yardımcı üreme yöntemiyle tedavisine ilişkin kuralları düzenliyor.Buna göre, şu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde tüp bebek tedavisi, Kurumca karşılanacak: Tıbbi tedaviler sonrasında normal yöntemlerle çocuk sahibi olunamadığı ve ancak yardımcı üreme yöntemiyle çocuk sahibi olunabileceğinin, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından tıbben mümkün görülmesi, 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olunması, Son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamadığının Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından belgelenmesi, Uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin, Kurum ile sözleşmesinin bulunması, En az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının bulunması.Mevcut düzenlemeye göre 3 olan deneme sayısı yeni sistemde 2’ye, 40 olan yaş sınırı da 39’a düşecek.“SÖZLEŞMESİ OLAN HER KURUMA BAŞVURULABİLECEK”Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sami Türkoğlu, mevcut sisteme göre Bağ-Kur ve Emekli Sandığı mensupları ile Yeşil Kartlıların tüp bebek tedavisi için özel sağlık kurumlarına başvurabildiğini, SSK’lıların ise sadece kamu sağlık kurumlarından yararlanabildiğini hatırlattı. Yeni sistemde kamu-özel ayrımının ortadan kalkacağını bildiren Türkoğlu, “Genel Sağlık Sigortası ile sağlık kuruluşları arasındaki kamu-özel ayrımı ortadan kalkacağı için bizim şartlarımızı ve verdiğimiz fiyatı kabul ederek sözleşme imzalayan her sağlık kurumuna başvurulabilecek” dedi. Türkoğlu, fiyatlandırma konusunda çalışmaların sürdüğünü, bu konuda bir rakamın henüz ortaya çıkmadığını bildirdi. DENEME SAYISI 3’DEN 2’YE DÜŞECEKTürk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, yeni sistemle tüp bebekte deneme sayısının 3’den 2’ye düşürülmesini eleştirerek, “Başarı şansı birinci denemede yüzde 50-55, ikinci denemede yüzde 70-75, üçüncü denemede ise yüzde 80-85’tir. Deneme sayısı ikiye düşürüldüğünde yüzde 10-15’lik bir kesimin gebelik şansı ortadan kalkar” dedi. Yeni sistemle yaş aralığının 23-39 olarak belirlenmesinin de yanlış olduğunu savunan Tıraş, “18 yaşında evlenen ve eşinde hiç sperm olmayan bir kadının çocuk sahibi olabilmesi için mutlaka tüp bebek yöntemine başvurması lazım. Ama bu çift çocuk sahibi olabilmek için 4 yıl beklemek zorunda kalacak” diye konuştu. Normal yolla bebek sahibi olamayan kadınların tüp bebek yöntemiyle 43 yaşına kadar anne olabileceğini, ancak bu şansın 37 yaşından sonra ciddi olarak azaldığını anlatan Tıraş, “Yaş sınırı neden 37 değil de 39 oldu, hangi kriterler göz önüne alınarak 40’dan 39’a düşürüldü belli değil. Bu tür düzenlemeler bilimsel gerçekler göz önüne alınarak yapılmalıdır” görüşünü savundu. SSK’lıların tüp bebek tedavilerinin, kamu hastanelerine başvurmak koşuluyla yaklaşık bir yıldır kurumca karşılandığını hatırlatan Tıraş, “SSK’lılar bir yıldır üvey evlat muamelesi görüyordu. Diğer kurum mensupları özel merkezlere başvurabilirken SSK’lıların bu haktan yararlanmaması yanlıştı. Dünyada tüp bebek tedavileri özel merkezlerde yapılıyor. Ayrıca geri ödeme kurumlarının bu işlem için ödediği bin 250 YTL de yeterli değil. Bir nevi sübvansiyon. Bu tutar artırılmalıdır” dedi. RUHSATLI TÜP BEBEK MERKEZLERİTüp bebek yöntemi normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler için umut haline gelirken, üremeye yardımcı merkezlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı merkezlerin sayısı son 6 ayda 78’den 84’e yükselirken, yeni merkezler İstanbul, Bursa, Adana ve Gaziantep gibi büyük illerde açıldı. 84 merkezin 63’ü özel, 21’i ise kamuya ait. İstanbul’da 26’sı özel, 6’sı kamu olmak üzere toplam 32, Ankara’da 8’i özel 7’si kamu olmak üzere toplam 15, İzmir’de ise 5’i özel, 2’si kamu olmak üzere toplam 7 merkez bulunuyor.Üremeye yardımcı merkezlerin illere göre dağılımı şöyle: İstanbul (32), Ankara (15), İzmir (7), Bursa (6), Adana (5), Antalya (3), Kayseri, Konya ve Gaziantep (2’şer), Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Kocaeli, Malatya, Sakarya, Samsun ve Trabzon (1’er).“BAŞARI ORANI SORGULANMALI”Tıraş, Sağlık Bakanlığının ciddi bir ruhsatlandırma politikası olduğunu ifade ederek, “Tüp bebek sahibi olmak isteyenler başvuracakları merkezin ruhsatlı olup olmadığına dikkat etmeli” dedi. Bu çiftlerin ayrıca merkezdeki hekim ve embriyologların üremeye yardımcı tekniklerin eğitimini alıp almadığını ve merkezin başarı oranını da sorgulamalarını isteyen Tıraş, ekipte bulunan hem hekim hem de embriyologların iyi yetişmiş olması gerektiğini vurguladı. İyi bir tüp bebek merkezindeki fiziki ve teknik alt yapının da yeterli olması gerektiğini anlatan Tıraş, nitelikli bir merkezin ayda en az 50 uygulama yapması, eve bebek götürme oranının ise yüzde 35’in altında olmaması gerektiğini söyledi.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Kadın her yaşta aktif olmalı

Kadın her yaşta aktif olmalı

Hormon dengesinde değişikliğe neden olan yaşlanma ve menopoz kadının, hem cinsel organlarının yapısını hem de cinsel isteği etkiliyor. Uzmanlar cinselliği yılların değil, beynin öldürdüğünü söylüyor.
TÜLAY SAĞLAM

İSTANBUL - Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)’ın düzenlediği toplantıda, yaşlılıkta kadın cinselliği ve cinsel mutluluğu etkileyen faktörler masaya yatırıldı. Kadınların, ‘yaşlandım, sarktım, şişmanladım’ diyerek cinsel ilişkiden uzaklaşmasının, yaşla birlikte kuruyan ve atrofiye uğrayan cinsel organların işlevini iyice azalttığını, bunun da cinsel mutsuzluk anlamına geldiğini söyleyen uzmanlara göre boşanmalar en çok 50 ile 55 yaşları arasında gerçekleşiyor.

Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp, Türkiye’de menopoz yaşının 48, yaşlılık için limitin ise 65 olduğunu söyleyerek menopozun cinsellikte önemli rol oynadığını söyledi. Prof. Ertüngealp, “Menopoz sonrası en önemli olay kilo almaktır, insülün rezistansı arttığı için eskisi kadar yense bile daha çok basen bölgesinden kilo alınır ve armut tipine dönüşülür. İkincisi ciltteki bozukluklardır, bu bozulma sadece yüzü değil bütün vücut ve vajeni etkiler” dedi. VAJİNADAKİ KURULUK VE ATROFİ CİNSELLİĞİ ETKİLİYOR Prof. Ertüngealp, “Östrojen eksikliğinde, vajina epiteli en çabuk kaybedilen yapıdır, üriner sistemle beraber vajina epitelindeki reseptörlerin azalmasıyla PH, yani asit baz dengesi değişir, vajinanın kurur ve atrofiye uğrar. Bunun birinci sonucu kadının kendisini anneanne olarak yani yaşlı görmesi, ikincisi cinsel ilişki sıklığı azaldığı için organın kullanımı da azalır ve atrofi olduğu için de acılar başlar” şeklinde konuştu. BOŞANMALAR EN ÇOK 50-55 YAŞLARINDA OLUYOR Menopoz döneminde kadınların yüzde 36’sında cinsellikle ilgili sorun gözlendiğini belirten Prof. Ertüngealp’e göre önlem alınmazsa cinsel mutsuzluk başlıyor ve bu durum, boşanmaların daha çok 50 ile 55 yaş arasında olmasını açıklıyor:“Vajendeki değişiklikler ve acı kadını seksten kaçmaya ve cinsellikten soğumaya iter. Bu nedenle yaşam kalitesini yüksek tutmak için ciltle mücadele ediyor, spor yaptırıyor, kilo alımını önlüyor ve kişiye özel hormon tedavileri uyguluyoruz.” YAŞLI KADIN DEĞİL, YAŞINI ALAN KADIN
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Cinsel Tedaviler Programı Başkanı Prof. Dr. Arşaluys Kayır ise yaşlılığın da cinselliğin de aniden çıkmadığını, bunun bir değişim ve yılların birikimi olduğunu söyleyerek, “Bu dönemi yaşlı kadın değil, yaşını alan kadın diye nitelendiriyorum. Bu dönem bilgiler, anılar ve tatlarla ilgili bir birikimdir ve gençlik ile orta yaşta oluşmaya başlayan bu birikim yaşlılıkta kullanılır” şeklinde konuştu. YAŞLILARIN YÜZDE 70’İ DUYGUSALLIKTAN HOŞLANIYOR Araştırmalara göre, yaşlıların yüzde 70’i fiziksel yakınlıktan ve duygusallıktan hoşlanıyor. Cinsel birleşme olmadan dokunma ve okşanmaktan hoşlanma oranı kadınlarda yüzde 64, erkeklerde ise yüzde 82. Prof. Kayır’ın sözleri de bu sonuçları destekliyor:“Yaşlılıkta erkekte de değişiklik oluyor, heyecanlar duruluyor ve ilişkilerde hız düşüyor. Bunlara bir de kadının, ‘yaşlandım, sarktım, şişmanladım’ diye düşüncelerinin eklenmemesi gerek. Belli noktalara takılıp kalırmamalı, iki tarafın da bedenlerinin sadece belli noktalarıyla değil bütünüyle ilgilenilmeli. Fizyolojik değişimler olabilir ama sadece bunları önemsememek gerekir, ruhsal ve duygusal ilişkinin boyutu da cinsellikte çok önemli.”İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR“Kadınlar cinsellik açısından en yüksek noktaya 30’lu yaşlarda ulaşır, cinsel ilişkinin orgazm ile sonlanması gerekir, oral seks daha çok gençler içindir” gibi cinsel mitlerin, 50 yaşından sonra hekime başvurmayı engellediğini ifade eden Prof. Kayır, “sönük bir cinsel yaşam, kadının mutsuz olduğu anlamını taşımasa da cinsellik insana iyi gelir ve unutulmamalıdır ki işleyen demir ışıldar, yani kadın her yaşta aktif olmalı. Coşkusu adına cinselliği yaşamalı, bunu da sadece orgazm olarak nitelendirmek doğru değil. Birisinin onu cinsel olarak çekici bulduğunu düşünmek, kadının psikolojisi üzerinde olumlu etki yapar” dedi.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

30 Mayıs 2008 Cuma

Güvenli seksin yolları


Güvenli seksin yolları

Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, cinsel yolla bulaşan hastalıklara her yıl yaklaşık 340 milyon yeni vaka ekleniyor. Hastalık riskini azaltmak için güvenli seks şart koşuluyor.


İSTANBUL - CETAD’ın “Yaşam Boyu Cinsel Sağlık, sizin de hakkınız” projesi kapsamındaki ‘Güvenli cinsellik’ toplantısında cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve güvenli cinsellik masaya yatırıldı. İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Özgülnar ile Yıldız Teknik Üniversitesi Sağlık Merkezi Başhekim Yardımcısı Uz. Dr. Haluk Pektaş, riskli cinsel davranışları, riski azaltan faktörler ile erkek ve kadının alacağı önlemleri anlattı.
İstenmeyen gebelikler ya da cinsel temas yoluyla bulaşan hastalıklar, önlem alınmayan cinsel ilişkilerin taşıdığı ciddi sağlık risklerini oluşturuyor. Cinsel yaşamın kuralsız olmadığını belirten uzmanlar, cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasının en büyük nedenini, birden çok eşle ve korunmadan cinsel ilişkiye girmek olarak özetliyor. GÜVENLİ CİNSEL YAŞAM Güvenli cinsellik, “Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yakalanmamak veya yakalanma risklerini azaltmak, istenmeyen gebelikleri engellemek için yapılacak davranış biçimleri” olarak tanımlanıyor. Güvenli cinsel davranışların başında ise cinsel ilişkiden kaçınma ya da cinsel ilişkiyi erteleme geliyor. CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLAR Cinsel organlarda belirti göstererek veya belirti vermeden seyredebilen cinsel enfeksiyonlar, her ülkede önemli bir halk sağlığı sorunu. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 174 milyon trikomonas enfeksiyonu, 92 milyon klamidya enfeksiyonu, 62 milyon gonore yani bel soğukluğu, 12 milyon sifiliz yani frengi olmak üzere 340 milyon yeni vaka ekleniyor. Bu enfeksiyonlar arasında en yaygın olarak bilinenler ise belsoğukluğu, Frengi ve HIV enfeksiyonu. Bu enfeksiyonlara neden olan 30’dan fazla etken bulunuyor. Bu etkenler, cinsel organlarda, deride, ağızda, anüste, boğazda, gözde görülebildiği gibi tüm bedeni de sarabiliyor.BİYOLOJİK YÖNDEN BULAŞMAYI ARTIRAN FAKTÖRLERhem biyolojik hem de sosyal faktörler, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı kadınları daha duyarlı hale getiriyor. Vajinayı döşeyen doku yüzeyinin geniş olması, genç kadınlarda daha duyarlı olan rahim içindeki zar dokusunun dışarı taşması, toplumsal ayrımcılık nedeniyle kadınların sağlık hizmetlerinden daha az yararlanması ve sağlık kurumlarına başvuramaması kadınların bu enfeksiyonlara yakalanma riskini artırıyor. Sünnetsiz olmak ya da sünnet derisinin penis üzerinde kıvrılması ise erkeklerdeki risk faktörleri. RİSKLİ CİNSEL DAVRANIŞLARCinsel yolla bulaşan hastalıkların birinci sorumlusu cinsel ilişki. Ancak, bulaşma riskini artıran riskli davranışlar da var. Özellikle Kondom kullanmadan, vajinal, oral veya anal cinsel ilişkiye girilmesi durumunda cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riski yükseliyor. Sık cinsel eş değiştirmek, birden fazla cinsel eşe sahip olmak, cinsel eşin birden fazla cinsel eşinin olması, son bir yıl içinde geçirilmiş cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü, seks işçileri ile cinsel ilişkide bulunma riskli cinsel davranışlar arasında sayılıyor. RİSKİ AZALTAN FAKTÖRLER Eşin ya da sevgilinin bedeninden salgılanan sıvılarla (vajina, anüs veya ağız) temas etmemek Cinsel organlarda oluşan yaralara ya da kabarcıklara dokunmamak Yara veya enfeksiyon varlığında cinsel ilişkide bulunmamak‘ERKEK KONDOMU’ KULLANIRKEN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR Kondomun son kullanım tarihine kontrol edilmeli Her ilişkide yeni bir kondom kullanılmalı Kondom dar pantolon ceplerinde ya da uzun süre cüzdanda taşınmamalı. Çünkü bu alanlar kondom için sıcak ortamdır ve kondomun koruyucu özelliğini azaltabilir Kondom ilişkinin başında takılmalı İlişki bittiğinde penis sertliğini tam kaybetmeden, kondom penisle beraber dışarı alınmalı Kondom, penisin üzerinden kağıt bir mendil ile tutularak çıkarılmalı Eğer ilişkinin herhangi bir yerinde kondomun zarar gördüğü fark edilirse kondom hemen yenisi ile değiştirilmeli‘KADIN KONDOMU’ KULLANIRKEN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR Kuru, kirli, esnekliğini kaybetmiş, sararmış, yapışkan ve zedelenmiş kondomlar kullanılmamalı Kadın kondomu herhangi bir cinsel temas olmadan önce yerleştirilmeli Kondom paketini açmak için diş ya da kesici bir aleti, makas kullanılmamalı Kadın kondomu, erkek kondomu ile birlikte kullanılmamalı.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Erkek neden kısır olur

Erkek neden kısır olur

Henüz birkaç sene öncesine kadar ülkemizde bebek sahibi olamayan çiftlerde problemin kadında olduğunu düşünülürdü. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalara göre infertilite (kısırlık) vakalarının yaklaşık üçte biri erkek faktörüne bağlı.
Güncelleme: 18:18 TSİ 08 Şubat 2007 Perşembe
İSTANBUL - Erkek infertilitesi vakasında en sık görülen nedenlerin başında Varikosel geliyor. Memorial Hastanesi Üroloji Bölümü Başkanı, Prof.Dr. Kemal Sarıca “Varikosel ve kısırlık ilişkisi” ile ilgili bilgi verdi.
Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında ve yumurtalıkların etrafında oluşan genişlemiş varisli damarlardır. Bu rahatsızlık her iki testiste de görülebilir. Ancak anatomik komşulukları dolayısı ile sol testiste görülme oranı % 85, sağ testiste görülme oranı ise % 15 civarındadır. Bir taraftaki varikosel genellikle diğer testisi de etkilemektedir. Normal popülasyonda erkeklerin %10- 20’sinde, infertil erkeklerin ise % 60’ın da varikosel vardır.Varikosel sol tarafta daha sık görülür. Her 6 erkekten 1’inde saptanan bu durum çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Ancak bazen aşağıdaki belirtiler görülebilir: Testislerde ağrı Testislerde küçülme Testislerde dolgunluk hissi İnfertilite (kısırlık) Gözle görülebilen genişlemiş damarlar Ele gelen genişlemiş damarlar Varikosel testislerdeki kanı boşaltan toplardamarların genişleyip varisleşmesidir. Varisleşmiş bu damarların içlerinde bulunan ve kan dolaşımının tek yöne doğru olmasını sağlayan kapakçıklar işlevlerini kaybettikleri için kirli kanın testislere doğru geri akmasına mani olamazlar. Bu durum testislerde ısı ve toksik madde artışına sonuçta sonuçta da sperm üretiminde aksaklıklara neden olabilmektedir.VARİKOSEL NE ZAMAN TEDAVİ EDİLMELİDİR?Hastada fizik muayene ile saptanan ele gelen varikosel varlığında, semen analizindeki parametrelerden herhangi birisinde düşüklük saptanması durumunda, eşinin tedavi edilmesi mümkün olmayan bir kısırlık nedeni yoksa ve hasta kısırlık şikayeti ile başvurmuş ise varikosel tedavi edilmelidir. Varikosel hastalığının tedavisi varisleşmiş damarların tümünün cerrahi olarak bağlanmasını içeren varikoselektomi ameliyatıdır. Hastanın varikosel saptanan taraftaki yumurtalığında küçülme ve yumuşama başlaması da tedavi gerekliliğini gösterir. Yumurta torbasında ağrı şikayeti olan varikosel hastalarında cerrahi sonrası ağrıda % 55- 75 oranında düzelme olduğu gösterilmiştir. Kısırlık toplumda çok sık rastlanan bir durum mudur?İnfertilite oranı toplumda % 10-15 arasında görülmekedir. Erkek kısırlığının ameliyat ile düzeltilebilen başka nedenleri var mıdır?Evet. Özellikle sperm kanalının prostat içerisinden geçtiği kısımda oluşan kist, taş-kireçlenme ve darlıklarda tıkalı bölgenin cerrahi olarak ortadan kaldırılması ile kısırlık tedavisi uygun hastalarda mümkün olabilmektedir.Diğer düzeylerdeki tıkanıklık bölgeri ise mikroskop altında bulunup çıkartılır geri kalan sağlam bölgeler birbirine yeniden ucuca getirilip dililerek meninin doğal yolla dışarı atılması sağlanır. Varikosel ameliyatından sonra semen analizinde düzelme ne zaman başlar?Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme görülmeye başlar. Sperm tetkiki ameliyattan sonraki 3- 6. ayda yapılmalıdır. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların % 75’ inde görülür. Ameliyat sonrası en iyi semen parametrelerine operasyon sonrası 6-8’inci ayda ulaşıldığı gösterilmiştir. Kısırlık şikayeti olan erkeklerin ne kadarında varikosel bulunmaktadır?İnfertil (kısır) erkeklerin % 60’ında varikosel bulunur. Bu oran sağlıklı popülasyonda %10-20’dir. Kısırlık üzerinde etkisi olan hastalık dışı nedenler var mıdır ?Evet vardır. Sigara: Sperm sayı ve hareketliliğini düşürür ve spermin normal yapısını bozar. Alkol: Aşırı alkol alımı sperm sayısını düşürür ve anormal sperm üretimine yol açar. Testis ısısı: Erkeklerde testis ısısı vücut ısısından düşüktür. Testis ısısı artarsa sperm üretimi azalır. Yüksek ateş, sıcak çevrede; çalışma, sauna ve dar pantolon giyme testis ısısını arttırabilir. Aşırı kilo: Testis ısısının artmasına ve sperm sayısının azalmasına yol açar. Aşırı egzersiz: Hormon üretimini azaltarak infertiliteye sebep olabilir. İlaçlar: Bazı tansiyon ve ülser ilaçları sperm sayısını düşürebilir ve cinsel arzuyu azaltabilir.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

İktidarsızlıkta sorumlu hareketsizlik

İktidarsızlıkta sorumlu hareketsizlik

ABD’de yapılan araştırmada, cinsel iktidarsızlığın baş sorumlusunun fiziksel hareketsizlik olduğu, bunun yanı sıra yaş ve kalp-damar rahatsızlıkları ile diyabetin riski arttırdığı tespit edildi.


WASHINGTON - Maryland eyaletinin başkenti Baltimore’daki Johns Hopkins Tıp Fakültesi’nden hekimlerin araştırmasına katılan erkeklerin, hiçbir yoğun bir fiziksel faaliyette bulunmadıkları belirlendi.
American Journal of Medicine dergisinin bugünkü sayısında yayımlanan araştırmaya göre, ayrıca iktidarsız deneklerin yaklaşık yarısının diyabet hastası oldukları ve yüzde 90’ının en azından bir kalp-damar rahatsızlığı belirtisi gösterdikleri tespit edildi. Diyabetin yanı sıra yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve sigaranın da iktidarsızlık faktörlerinden birisi olduğuna dikkat çekildi. 2 bin 126 erkeğin sağlık verilerinin değerlendirildiği araştırmanın başında bulunan Dr Elizabeth Selvin, hekimlerin orta ve ileri yaştaki, özellikle diyabet ve yüksek tansiyonu bulunan iktidarsızlık hastalarının sorunları karşısında çok dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Dr Selvin, cinsel iktidarsızlık sorununu çözmenin erkekler için çok güçlü bir motivasyon olabileceğini ve hekimler tarafından hastalarının, diyabet ve kalp-damar rahatsızları risklerini de azaltacak şekilde daha sağlıklı bir beslenme ve yaşam sürmeye teşvik edilmeleri gerektiğini söyledi. ABD’de 18 milyondan fazla erkek değişik derecelerde iktidarsızlık sorunuyla karşı karşıya. Ülkede 20 yaşındaki iktidarsızların oranı ise yüzde 18..



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
.

Obezite ve iktidarsızlık ilişkili

Obezite ve iktidarsızlık ilişkili


Bel çevresi 102 santimetreden fazla olanlarda, üreme sorunları daha sık görülüyor.


İZMİR - İktidarsızlık yakınması bulunan erkeklerin yüzde 79’u obez grubunda bulunuyor.
Ege Üniversitesinden (EÜ) yapılan yazılı açıklamada, Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Çıkılı’nın obezite ve iktidarsızlık konusundaki görüşlerine yer verildi. İktidarsızlık yakınması olan erkeklerin yüzde 79’unun obez grubunda bulunduğunu açıklayan Prof. Dr. Çıkılı, obezite ve buna eşlik eden hastalıklar sonucu erkeklerde iktidarsızlık ve üreme sorunlarının ortaya çıktığını belirtti. Obez erkeklerde testesteron düzeylerinin azaldığını, damar sertliği görüldüğünü, cinsel istekte ve sperm üretiminde ciddi azalma meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Çakılı, şunları kaydetti:“Bu bireylerde testesteron düzeylerinde düşmenin yanı sıra obeziteye eşlik eden birtakım hastalıklar nedeniyle sertleşme sorunları sık olarak görülmektedir. Yapılan çalışmalar, bel çevresi 102 santimetreden daha fazla olanlarda, üreme sorunlarının daha sık olduğunu göstermektedir.” TANSİYON DÜŞÜRÜCÜ VE PSİKİYATRİK İLAÇLARProf. Dr. Çıkılı, iktidarsızlık ve kısırlıkta birtakım risk faktörleri bulunduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: “Hareketi az olan yaşam tarzı, depresyon, diyabet, alkol ve sigara, hipertansiyon, testis yetmezliği, obezite başlıca risk faktörleridir. Obez erkeklerde üreme sorunlarının tedavisine yaşam tarzı değişiklikleri ile başlanmalı, bol lifli, kaloriden ve yağdan fakir diyet uygulanmalı, egzersiz mutlaka diyete eşlik etmelidir. Sigara önemli bir risk faktörüdür ve mutlaka bırakılmalıdır. Aşırı alkol alımı da iktidarsızlığa neden olabilir. Tansiyon düşürücü bazı ilaçlar, birtakım psikiyatrik ilaçlar da iktidarsızlık nedeni olabilir. Diğer tedavi yöntemleri ise cerrahi ve mekanik tedavilerdir. Hastaların eşli değerlendirilmesi tedavi başarısına olumlu katkılar yapmaktadır.” Damarsal, hormonal ve sinirsel bozuklukların yanı sıra obez bireylerde ortaya çıkabilecek özgüven duyusunun kaybı, başarısızlık, dışlanma ve reddedilme korkularının, üreme fonksiyonlarında bozulmaya ve iktidarsızlığa neden olabileceğine işaret eden Prof. Dr. Çıkılı, kan yağlarındaki yüksekliğin de damar sertliğine dolayısıyla iktidarsızlığa neden olabildiğini bildirdi.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Baba olmayı engelleyen faktörler

Baba olmayı engelleyen faktörler
Düşük sperm sayısı, kötü sperm hareketi, sperm şeklinin bozuk oluşu, hiç sperm olmaması, immünolojik ve psikolojik nedenler, alkol, sigara, çevresel faktörler, cinsel hastalıklar ve beslenme alışkanlıkları…

İSTANBUL - Uzmanlar uyarıyor: Tüm bunlar, birgün baba olmanıza engelleyecek faktörler olabilir...

www.bebekistiyorum.com
EUROFERTIL Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Dr. M. Hakan Özörnek, sıklıkla karşılaştıkları erkek kısırlığının süreçlerini, sebeplerini ve tedavi biçimlerini anlattı. Dr. Özörnek, bir çiftin bebek sahibi olamamasında % 40 oranında kadın, % 40 oranında ise erkek kısırlığına rastlandığını ve % 20’lik kısmı ise açıklanamayan ya da sebebi aşırı kilo, düzensiz beslenme gibi durumlara bağlı sebepler olduğunu belirtti.Dr. Özörnek’in açıkladığı tedavi süreçlerine göre, erkek kısırlığı durumunda hastanın öyküsünün çok dikkatli dinlenmesi gerekiyor. Yapılması gereken ilk test ise sperm analizi. Bu test sonucunda, meninin hacmi, bakterilerin varlığı, ön hücreleri, hareketi, sayısı, sperm enerjisini gösteren früktoz oranı, sperm kümelenmesi, yapısı ve hareketi gibi birçok özelliği ortaya çıkartılıyor. Dr. Özörnek, tıp teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde artık erkek kısırlığında da çok etkili sonuçlar alındığının önemine değindi. Eskiden ellerinde tedavi imkânı olarak sadece aşılama varken, şimdi tüp bebek ve tüp bebeğin ileri bir şekli olan mikroenjeksiyonun geliştirilmesi sayesinde hastaların çok büyük bir kısmının problemlerinin çözüldüğünü belirtiyor. Hatta eskiden “Senin çocuğun olmaz” denilen, menisinde hiç sperm hücresi bulunmayan ‘sıfır spermli’ hastaların dahi testislerinden parça alınarak ve bu parçadaki sperm hücresi ile eşinin yumurtasını dölleyerek çocuk sahibi olabildiğiri söyleyen Dr. Özörnek, erkek kısırlığı durumunda uygulanan en etkili çözüm olan bu yönteme mikroenjeksiyon yöntemi adı verildiğini ve en ağır infertilite vakalarında bile bu yöntem sayesinde başarı sağlandığını vurguları.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Nane çayı kısırlığa neden oluyor

Nane çayı kısırlığa neden oluyor


Süleyman Demirel Üniversitesinde (SDÜ) yapılan bir araştırma Isparta ve çevresinde kaynatılarak içilen nanenin gebeliğin oluşumunu olumsuz etkilediğini ortaya koydu.


ISPARTA - Isparta’da kaynatılarak tüketilen nanenin (Mentha Spicata Labiatea) üreme sağlığına etkisini araştıran Süleyman Demirel Üniversitesinde (SDÜ) Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamer Mungan, bu araştırmanın sonunda nanenin, çay gibi kaynatılarak sıklıkla tüketilmesi durumunda gebeliğin gelişimini olumsuz etkilediğini belirledi.

Önce farelerde, sonra da insanlarda Isparta ve çevresinde çay gibi kaynatılarak tüketilen nanenin, rahim içi zarı (endometrium) üzerindeki etkilerini araştırdıklarını ifade eden Mungan, sıklıkla tüketilen nane çayının rahim içi zarındaki hücreleri tahrip ettiğini, bunun da gebelik olasılığını azalttığını tespit ettiklerini söyledi.Halkın bitkileri bilinçsiz tüketiminin insan sağlığına etkilerini ortaya koymak için yaptıkları araştırmaya patoloji ve biyokimya bölümlerinin de destek verdiğini belirten Prof. Dr. Mungan, sonucun yılda 10 sayısı çıkan ünlü bilim dergisi Toxicology and Industrial Health de de yayınlandığını kaydetti. Böyle bir çalışmanın ilk kez yayınlandığına dikkati çeken Prof. Dr. Mungan, yurt dışındaki birçok araştırmacının kendilerini tebrik ettiğini ifade etti.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.