Tedavi Merkezleri ve İnternet Web Siteleri
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi - Ağız, diş ve çene cerrahisi, ortodonti, implant, endodonti, pedodonti, periodontoloji, beyazlatma, lazer operasyonlar, panoramik-sefalometrik, röntgen hizmetleri veren diş hastanesi.
AileDental.com - Agız ve diş sağlık hizmetleri sunuyor. Çeşitli tedavi yöntemleri hakkında bilgiler.
Akdeniz Tüp Bebek Merkezi - Anadolu Hastanesi / Antalya - Akdeniz Tüp Bebek Merkezi - Anadolu Hastanesi / Antalya Antalya Anadolu Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Tüp Bebek Merkezi.
Akıner Psikolojik Danışmanlık Merkezi - Klinik psikoloji, danışmanlık, rehberlik psikolojisi, psikiyatrik danışma hizmeti veren merkezin sitesi.
Akumed Akupunktur Tedavi Merkezi - Aku-med Akupuntur tedavi merkezi web sitesinde Akupunktur ile detaylı bilgiler bulunmaktadır.
Alka Radyolojik Tanı Merkezi - İstanbul-Mecidiyeköy. Sunulan hizmetler, medikal ekip, bilimsel yayınlar, tetkik hazırlıkları hakkında bilgiler.
Almed - Kulak burun boğaz horlama ve ses hastalıkları merkezi; anlaşmalı kurumlar, soru ve cevap hattı, hastalara yöenlik bilgiler.
Ametist Hamile Eğitim Merkezi - Anne ve baba adaylarını Lamaze yöntemiyle doğal doğuma hazırlayan merkezin sitesi.
Anadolu Sağlık Merkezi - Kocaeli - Gebze. Hasta ve ziyaretçi rehberi, hizmet noktaları, üniteler hakkında bilgi.
Antalya Tüp Bebek Merkezi - Çoçuk sahibi olamayan çiftler için çözümler sunuyor.
Arke Çocuk Kliniği - İzmir'de çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında faaliyet gösteren merkez sayfalarından klinik ve doktorları hakkında detayları ve çocuk sağlığı bilgilerini sunuyor.
Başak Kadın Sağlığı Merkezi - Kadın sağlığı, gebelik, doğum, kısırlık, jinekolojik kanserler ve menapoz hakkında bilgilerin yer aldığı tedavi merkezinin sitesinde direkt olarak uzmanlara e-posta ile özel sorunlar sorulabilir.
Batı Göz Sağlığı ve Lazer Merkezi - Çankaya - İzmir.
Bengisu Proktoloji - Kıl dönmesi, hemoroid, anal fissür ve fistül gibi hastalıkların tedavisinin yapıldığı klinik. İnternet sayfalarında bu hastalıklara yönelik bilgiler de bulunmakta.
Bilim Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi - Ankara'da bulunan Bilim Özel Eğitim Kurumlarında fiziksel ve zihinsel sorunlar için eğitim verilmektedir.
Biltaş Sağlık - Ankara'da hizmet veren böbrek taşı kırma merkezi.
Biotek Biyokimya Laboratuarı - Kan biyokimyası, endokrinoloji, immunoloji ve hematoloji alanlarında tanı hizmeti veren laboratuar.
Böbrek taşı kırma merkezi - İstanbul - Kadıköy. Böbrek taşı kırma, idrar yolları hastalıkları, cinsel hastalıklar, ve kısırlık konularında hizmet vermekte.
Brüksel Kadın Sağlığı ve Üreme Merkezi - İstanbul - Gayrettepe. Tüp bebek tedavisi, laparoskopik ve histereskopik cerrahi, infertilite, gebelik ve doğum konuların hizmet veriyor.
Burç Genetik Tanı Merkezi - PCR, genetik, moleküler mikrobiyoloji, biyokimya-hormon-mikrobiyoloji, onkolojik-hematolojik genetik ve allerji testleri yapılıyor.
Confi Dent - Ağız ve diş sağlığı kliniği, dental işlemler, ağız ve diş bakımı ile ilgili bilgiler, faydalı linkler.
Creadenta - İstanbul - Nişantaşı. Sitede genel ve estetik diş hekimliği, ebeveynler için ipuçları ve hasta eğitimi bölümleri bulunuyor.
Çamlıca Böbrek Taşı Kırma Merkezi - Uygulanan tedaviler, soru-cevap köşesi, personel ve ulaşım bilgileri.
DAS Dölekler Özel Ambulans ve Poliklinik Hizmetleri - DAS, Adana il merkezinde bulunan ve Sağlık bakanlığı tarafından ruhsatlı özel bir ambulans servisidir. Adana merkezlerinde poliklinik hizmeti de veriliyor.
Değişim - Estetik ve plastik cerrahi ameliyatları, cilt tedavisi ve saç nakli hizmetleri.
Denge Zayıflama Kliniği - Endokrinoloji, dahiliye, psikiyatri, zayıflama ve güzellik bölümleri olan klinik, verilen hizmetleri, tedavi ücretlerini ve iletişim imkanlarını sitesinden sunuyor.
Dentagra Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği - Ağız ve diş sağlığı kliniği, diş tedavisi, koruyucu diş hekimliği, diş implantları, diş cerrahisi, ortodonti, dişeti hastalıkları, protez, kanal tedavisi ve estetik hekimlik hizmetleri veriliyor.
Dental Esthetic - İstanbul - Kadıköy. Diş implantları, protez, kanal tedavisi ve estetik hekimlik hizmetleri veriyor.
Dentamed Diş Tedavi Merkezleri - Diş tedavisi, koruyucu diş hekimliği.
Dentartist - Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi - İstanbul'da faaliyet gösteren klinik, genel diş hekimliği, estetik diş hekimliği, ağız hijyeni ve çene eklemi rahatsızlığı konularında bilgi içeriyor.
Dentorion Ağız Diş Estetik Merkezi - İzmir'de bulunan merkezde diş hekimliği, estetik diş hekimliği, diş estetiği, implant, ortodonti, diş beyazlatma, kanal tedavisi, laminate porselen uygulamalar yapılmakta.
Dentroom Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi - Implantasyon, pedodonti, ordodonti, diş beyazlatma, periodontoloji, endodonti ve diğer ağız, diş sağlığı alanlarında hizmet veriyor.
Detox Merkezi - Bodrum'da bulunyor. Fiziksel ve zihinsel arınmayı amaçlayan detox programları uygulanıyor.
Dişhekimim.com - Diş tedavi merkezi, ağız ve diş sağlığı hakkında merak ettikleriniz, estetik/kozmetik diş hekimliği, implant ortodonti, çocuk ağız ve diş bakımı.
Doğa Tıbbi Görüntüleme ve Laboratuarlar Grubu - Ankara - Kavaklıdere. Tıbbi görüntüleme, teşhis, tanı ve laboratuar hizmetleri veriyor.
Ege Jinekoloji Merkezi - Kadın hastalıkları ve doğum hizmetleri, özel sorunlara yönelik tedaviler.
Endo-Club Tedavi Merkezi - Ülser, ishal, kabızlık, hemeroid, kolit hastalıklarına yönelik tedaviler.
Ent Center - Kulak, burun ve boğaz hastalıkları tedavisinde İstanbul'da hizmet veren merkez sitesinde, tedavi edilebilen hastalıklar ve yapılan testler hakkında bilgiler sunuyor.
Esteplast - Burun, göğüs, vücut estetiği kliniği, amaliyatsız tedaviler, fotoğraflar, fiyatlar, online randevu formu.
Estetik Plastik Cerrahi - Estetik plastik cerrahi, abdominoplasti, rinoplasti, burun, meme küçültme, meme büyütme, silikon, protez, botox, yüz gerdirme operasyonları yapılıyor.
Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi - Kısırlık tanı ve tedavisi; merkezin detaylı tanıtımı, ekip hakkında bilgiler, kısırlık genel bilgileri, hizmetler ve danışma bölümü.
Eyestar Laser - Lasik ve diger lazer tedavi yöntemleri, tedaviler, teknolojiler, faydalı linkler.
EyeSTAR Lasik- Laser Tedavisi Merkezi - Lasik ve diğer lazer tedavisi yöntemi; miyop, hipermetrop, astigmat tedavileri.
fizik tedavi merkezi - fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi
Fizimer - İstanbul - Gaziosmanpaşa. Fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi.
Fizyorom - Fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi.
Fransa Ayak Sağlığı Merkezi - Fransa merkezli kliniğin İzmir - Alsancak şubesi.
Ftorm Fizik Tedavi - Fizik tedavi ve ortopedik rehabilitasyon merkezi.
Gardiyanoğlu Çocuk Kliniği - KKTC. Çocuk sağlığı, beslenme ve anne sağlığı konusunda bilgiler.
Genart Tüp Bebek Merkezi - İnfertilite ve üreme biyoteknolojisi üzerine hizmet vermektedir.
Genkord - Kordon kanı bankası, gerekçeler, uygulamalar ve hizmetler hakkında bilgiler.
Genmer - Genetik hastalıklar, doğum öncesi tanı ve kanser genetiği konularında yapılan analizleri anlatan ve bu hastalıklar hakkında bilgi veren bir site.
Genom Laboratuvarı - Ankara'da infeksiyon etkenlerinin genetik tanısında hizmet veren laboratuvar.
Gök Hemodiyaliz Merkezi - Hemodiyaliz merkezi, böbrek yetmezliği tedavileri.
Görür Tedavi Merkezi - Adana - Seyhan. Akupunktur ve lazer yöntemiyle ameliyatsız bel ve boyun fıtığı tedavisi.
Göz Sağlık Merkezi - Göz hastalıkları teşhis ve tedavi merkezi.
Hamit İbrahimiye Otistik Eğitim Merkezi - Otistik çocukların ve ailelerinin eğitimi ve rehabilitasyonu konusunda hizmet veren kurum.
Hera Kadın Sağlığı Merkezi - Kadın hastalıkları, gebelik, doğum, kürtaj ve cinsel bilgiler.
İsis Dermatoloji - Dermatoloji uzmanı Dr. Alev Çelik tarafından kurulup işletilen, lazer epilasyon, anti selulit masaj terapi, lazerli varis tedavisi, cilt bakım ve tedavilerinin yapıldığı kozmetik dermatoloji merkezi.
İstanbul Ağrı Merkezi - Ağrılar, tedavi yöntemleri, ağrı ile birlikte yaşamanın yolları ile ilgili bilgilere ulaşılabilir.
İzmir Estetik Cerrahi Kliniği - Klinikte tüm estetik, plastik ve rekonstrüktif operasyonlar yapılıyor.
Jineclinic Kadın Sağlığı Merkezi - Kadın hastalıkları ve kadın sağlığı (gebelik, doğum, kürtaj, tüpbebek, adet düzensizlikleri) ile ilgili bilgiler veriliyor.
Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği - Ağız ve diş sağlığı hakkında bilgiler, tedavi yöntemleri ve klinik bilgileri.
Kadıköy Endoskopi Merkezi - İstanbul - Kadıköy. Gastroskopi ve kolonoskopi işlemleri hakkında bilgiler, klinik tanıtımı.
Kan Bankası - Kan ihtiyacı duyuruları ve kan bağışı konusunda bilgiler.
Karar Tibbi Tanı Laboratuvarı - Biyokimya, mikrobiyoloji (bakteriyoloji, seroloji, parazitoloji, mikoloji, kültür - antibiyogram), toksikoloji, hormon, tümör tanımlayıcıları ve alerji testleri çalışılmaktadır.
Kemal Özkan - Sünnet hakkında bilgiler, canlı yayın, anı defteri, sıkça sorulan sorular.
Kolay - Duy İşitme Merkezi - İzmir - Bornova. İç kulak ve diğer kulak burun ve boğaz hastalıklarının soft lazer ile tedavisi.
Lacomed Klinik - İstanbul'daki merkezde estetik cerrahi, KBB, genel cerrahi hizmetleri verilmektedir. Yapılan ameliyat çeşitleri hakkında bilgiler ve magazin haberler.
Lazerli Epilasyon Ankara - Ankara - Kızılay. Dermatolog Dr. Fatma Yıldız tarafından kurulan merkezin sitesinde tedavi fotoğrafları ve genel bilgiler yer alıyor.
Maviengin Psikolojik Danışmanlık - Psikolojik sorunlara yaklaşımların ve psikologların tanıtıldığı merkez. Bostancı/İstanbul
Mavi Martı Psikolojik Danışma Merkezi - MAVİ MARTI, deneyimli psikolojik danışmanlar ve uzman kadrosuyla PSİKOTERAPİ ve PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK hizmetleri ile BİREYSEL GELİŞİM ve KURUMSAL EĞİTİM hizmetleri sunmaktadır.
Mediant - Antalya ve Isparta'da hizmet veren diyaliz merkezi.
Medkar - EECP, koroner kalp hastalıklarında uygulanan tedavi yöntemi.
Memorial Hastanesi - Memorial Hastanesi'nin web sitesi. Sitede sağlık ve tıptaki gelişmeler ile ilgili bilgiler bulunabilir. Konferanslar için online davetiye alınabilir.
Nutrizone Sağlık Danışmanlığı - Her yaştan kişilerin beslenme, egzersiz ve stress yonetimini kapsayan hizmetler sunmaktadır, siteden yöntemler hakkında bilgilere ulaşılabilir.
Ortopol Kemik ve Eklem Hastalıkları Merkezi - Ortopedik ve travmatolojik rahatsızlıklara yönelik teşhis ve tedavi yapılmaktadır.
Ozon Sağlık Hizmetleri - Ozon tedavisi uyguluyor. Ozon hakkında bilgiler, etkinlikler, doktorlar ve tedavi yöntemi.
Öteki - İstanbul - Nişantaşı. Psikolojik danışmanlık merkezinin sitesinde eğitim, makaleler ve Mitoloji bölümleri bulunuyor.
Özel Bir Nefes Göğüs Hastanesi - Uyku laboratuvarı, alerji testi ve göğüs hastalıkları konusunda yardımcı olan özel bir sağlık kurumu. yanınızdayız.
Özel Sarıyer Kliniği - İstanbul - Sarıyer. Evde sağlık hizmeti de veriliyor.
Özel Şifa Tıp Merkezi, Isparta - Isparta'da bulunan özel bir sağlık kuruluşu.
Pozitif Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi - Ekip ve ağrı bilgileri, ofis egzersizleri, spor yaralanmaları hakkında bilgiler.
Referans Klinik Laboratuvar - İstanbul - Kızıltoprak'ta faaliyet gösteren, interaktif bilgilendirme sistemine sahip tanı merkezi.
Rehabilitasyon.com - Rehabilitasyon merkezleri portalı, merkezlerin tanıtımı, personel bilgilerinin tanıtımı, öğrenci biligilerinin internet üzerinden takibi.
RenalCare - Ameliyatsız ve anestezisiz böbrek taşı kırma hizmetleri. Site ayrıca pezolith sistemi hakkında bilgiler içeriyor.
Renin Diyaliz Merkezi - Kesintisiz diyaliz hizmeti veriyor.
Serdar Özler, Göz Kliniği - Merkezi izmirde bulunan kliniğimiz, katarakt, glokom, retina, diabet, lazer tedevileri, şaşılık konularında tıbbi ve cerrahi hizmetler vermektedir
Sevgim Doğum ve Kadın Hastalıkları Merkezi - Merkezin resmi internet sitesi.
Sinerji Fizik Tedavi - İstanbul - Kadıköy. Fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi. Emg çekimi, kemik yoğunluğu ölçümü hizmetleri de veriyor.
Somnostar - Uyku bozuklukları ve horlama teşhis, tedavi merkezi; uyku hakkında bilgiler, uyku testi, tedavi.
Spektromar Tıbbi Görüntüleme ve Sağlık Hizmetleri - Tıbbi görüntüleme ile teşhis hizmetleri.
Şişlident Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi - Ağız ve diş Sağlığı ile estetik diş hekimliği hakkında bilgiler.
Tuzla Kaplıcaları - İstanbul tuzla içmeleri tesisleri, tarihçesi ve aktiviteleri.
Tüp Bebek Tedavi Merkezleri - Tüp bebek tedavi merkezlerine erişim bilgileri verilmektedir.
Türk Göz Enstitüsü - Göz sağlığı ve lazer tedavileri.
Vajinismus Tedavisi - Vajinismus tedavisi, başarı öyküleri, e-grup desteği ve eğitim, Dr. Ulusoy
Vision Göz Kliniği - Lazer ve kontakt lens hizmetleri veren kuruluşun resmi internet sitesi.
Yaşam Bankası - Yeni doğanların kordon kanlarını saklayan merkezin sitesinden kordon kanının saklanma nedenleri ve kök hücre tedavisi hakkında bilgilere ulaşılabilir.
Yaşamkent - İstanbul - Kemerburgaz. Bayındır hastanesi bünyesinde hizmet veren huzurevi, toplantı merkezi, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi.
yaşlı dinlenme tesisi - balıkesir altınoluk beldesinde çam kokuları arasında dinlenmenizi sağlayacak dinlenme merkezi
Zirve Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi - İzmir - Bornova. Engelli çocuklara eğitim verilen bir merkez.
aids korunma yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aids korunma yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mayıs 2008 Cumartesi
AIDS’ten koruyan jel yolda
AIDS’ten koruyan jel yolda
Kadınları, AIDS virüsünden koruyacak yeni bir jel geliştirildi. Binlerce kadın üzerinde yapılan denemeler olumlu sonuç verirse jelin 2010’da kullanılmaya başlanabileceği tahmin ediliyor.Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı AIDS Konferansı’nda prezervatif kullanımına sıcak bakılmayan toplumlarda jelin HIV virüsünün yayılmasında etkili olacağına dikkat çekildi.Cinsel ilişki sırasında kullanıldığında AIDS virüsünün öldürdüğü tespit edilen jelin ne kadar etkili olduğunu araştırmak için halen dünyanın dört bir yanında binlerce kadın üzerinde denemeler yapılıyor. Bu denemelerin sonuçları önümüzdeki 2 yıl içersinde alınacak. Denemelerin sonucu olumlu olursa ve hükümetler hızlı bir şekilde sonuçları onaylarsa jelin 2010’da kulanılmaya başlanabileceği belirtiliyor. Dünyanın birçok bölgesinde AIDS kadınlar arasında erkeklere nazaran daha hızlı yayılıyor.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
AIDS Sözlüğü
AIDS Sözlüğü
AIDS (acquired immunodeficiency syndrome - edinilmiş bağışıklık yetersizliği sendromu): bağışıklık sistemi hücrelerinde retrovirüs HIV'in neden olduğu enfeksiyonla ilgili bir durumdur.
Bakteri: Hastalığa yol açabilen mikrobik organizmalar.
CD4 hücresi: T hücresi olarak da adlandırılan bir tür beyaz kan hücresi. Diğer bağışıklık sistei hücrelerinin çeşitli hastalıklarla savaşmak için birlikte hareket etmesine yardımcı oluyor. HIV, CD4 hücrelerini enfekte ediyor ve kendisini yeniden oluşturmak için hücrenin parçalarını kullanıyor.
Mantar (Fungi = birden fazla): Pamukçuk gibi hastalıklara yol açabilen gelişmemiş bir bitkisel yaşam formu.
Gen: Hücrenin kalıtsal özellikleri belirleyen bir bölümü.
Yardımcı T hücresi: Bakınız CD4 hücresi.
HIV (human immunodeficiency virus - bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan virüs): Bu virüs, CD4 hücrelerine zarar vererek bağışıklık sistemini zayıf hale getirir ve vücut enfeksiyonların neden olacağı hastalıklara daha duyarlı olur.
HIV-RNA: HIV virüsündeki genetik madde ("genler").
Konak hücre: Virüs gibi bir başka organizmanın içinde yaşadığı bir hücre. İnsan CD4 hücreleri, HIV virüsünün konak hücreleridir.
Bağışıklık sistemi: Vücudun enfeksiyonlara, hastalıklara ve allerjenlere karşı savunma mekanizmasıdır.
Mutasyon: Bir gendeki kalıcı olabilen ve yeni bir organizma türünün oluşmasına yol açan değişiklik.
Protein: Tüm canlı hücrelerinin esas yapı unsurlarından biridir.
Kopya (veya kopyalama): Bir virüsün kopyalarını oluşturma ve çoğalma süreci.
Direnç: Başlangıçta etkili olan bir tedavinin etkisini yitirmesi .
Retrovirus: HIV'in ait olduğu virüs ailesi.
Yan etki: Bir hastalığın bir tedavi seçeneğinin neden olduğu istenmeyen bir belirti veya his, tedavinin hedeflenen amacıyla hiçbir ilgisi yoktur.
Virüs seviyesi: Kandaki virüs miktarıdır.
Virüs: Bilinen en küçük bulaşıcı madde, canlı bir hücrenin içinde kendisini yenilemesi gerekmektedir.
Bu sayfadaki bilgiler aids.gen.tr adresli siteden alınmıştır.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
HIV’i durduran yeni ilaç
HIV’i durduran yeni ilaç
Bilim insanları, ‘çağın vebası’ AIDS’e neden olan HIV’in hücrelerde toplanmasını önleyen bir ilaç buldu.İlaç, HIV'in koruyucu dış kabuğunu oluşturan parçalardan kapsit proteinin salınımını durduruyor.Panacos Pharmaceuticals adlı biyoteknoloji şirketinin araştırmacıları, ilacın insanlar üstünde sınırlı deneylerde başarılı olduğunu ifade ediyor. PA-457 adlı ilacın, diğer AIDS ilaçlarıyla birlikte kombinezon halinde verileceği belirtiliyor. AIDS tedavilerinde tek bir mucize ilaca bel bağlamak yerine, doktorlar birçok ilacı aynı anda vererek, HIV virüsü üzerinde güçlü bir etki yaramayı tercih ediyor.HIV’İ KORUMASIZ BIRAKIYORBiyolojik terimiyle betulinik asit türevi olan PA- 457, maturasyon inhibitörü olarak nitelenen yeni kuşak bir ilaç sınıfına dahil. İlaç, HIV’in koruyucu dış kabuğunu meydana getiren kapsit proteinin salınımını durduruyor. ABD’de yayımlanan Journal of Virology bilimsel dergisi, PA-457’nin proteine bağlanarak, HIV’in kabuğunu açarak genetik maddelerini açığa çıkardığını yazdı. Makaleye göre, kabuğu açılan HIV güç yitiriyor ve korumasız hale geliyor. İnsanlar üzerinde yapılan kısıtlı deneylerde ilacın kandaki HIV’i temizlediği gözlemleniyor.İLAÇLAR KOMBİNEZON OLARAK VERİLİYORDoktorlar AIDS virüsüyle farklı işlevlere sahip ilaçlarla farklı cephelerde savaşma stratejisi izliyor. Bir ilaç HIV’in hücrede kendini çoğaltmasını sağlayan enzimin salınmasını engellerken, bir diğeri HIV’in hücrelerde toplanmalarını önlemeye çalışıyor. AIDS ilaçlarının her biri de hastaya yardım edemeyebiliyor, örneğin, tedavi edilen hastaların yüzde 80’ini kombinasyon içinde verilen ilaçlardan birine alerjik reaksiyon gösterebiliyor.Panacos Pharmaceuticals yetkilileri PA-457 adlı ilacın klinik deneylerden geçeceğini piyasaya çıkmasının birkaç yıl alabileceğini vurguluyor. Ancak AIDS tedavisinde yeni ve daha etkili ilaçlara yönelik talep sürekli olarak yükseliyor. Batı ülkelerinde korunma yöntemleri sayesinde kontrol altına alınan AIDS, özellikle Afrika başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde çok hızlı yayılıyor.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar insanlık tarihi kadar eski olup gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en önemli halk sağlığı sorunlarından birini oluşturmaktadır. Başlıca bulaşma yolunun koruyucu bariyer olmadan penisin ağıza, vajinaya ya da anüse penetrasyonu ile gerçekleşen cinsel ilişki olduğu bir grup bulaşıcı hastalığa CYBH( cinsel yolla bulaşan hastalıklar) denmektedir. Bunun dışında anneden bebeğine bulaşma ve kan ve kan ürünleriyle bulaşma da CYBH ların bulaşma yolları arasındadır.
Pek çok gelişmekte olan ülkede CYBH lar yetişkinlerin sağlık kurumlarına başvurma nedeni olan ilk beş hastalık içerisinde yer almaktadır.
Bu hastalıklar hem toplumlar üzerine ciddi ekonomik yükler getirmekte hem de çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olan AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünün yayılımını kolaylaştırabilmektedirler.
CYBH lardan bir kısmı belirtisizdir. Kişi herhangi bir rahatsızlığı olmadığı için sağlık kuruluşlarına başvurmaz ve böylece tanısı ve tedavisi gerçekleşemez. Yakınma ve belirti olduğu durumlarda da kişiler bazı önyargılar ve utanma ya da hizmete ulaşamama nedeniyle yine sağlık kuruluşlarına başvurmayabilir ve yine tanısı ve tedavisi gerçekleşmeyebilir. Sağlık kuruluşlarına başvuranlar ise her zaman doğru tanı ve tedaviyi alamayabilirler. Ayrıca bu hastalıkların tedavisi için standart koşullara uygun ve kabul gören sağlık merkezlerinin sayısı da oldukça azdır. Böylece toplumdaki CYBH ların aslında çok az bir kısmı doğru tanı ve tedaviye ulaşabilir.
Ülkemizdeki CYBH sıklığı gelişmiş ülkelerdekinden çok daha fazladır. Ancak ülkemiz koşullarında prevelans ve insidans çalışmaları yapmak oldukça zor olduğundan gerçek rakamlar bilinememektedir.
CYBH geçişini etkileyen davranışlar:
Yakın zamanda cinsel eş değiştirmek,
Birden fazla cinsel eşe sahip olmak,
Cinsel eşin birden çok cinsel eşinin olması,
Seks işçileri, onların müşterileri ile cinsel ilişkide bulunmak,
CYBH belirtisi olanlarla cinsel ilişkiyi sürdürmek,
CYBH olanların cinsel eşlerini tedavi olmaları konusunda bilgilendirmemesi.
CYBH geçişini etkileyen biyolojik faktörler:
Yaş: Genç kadınlar vaginal mukoza ve servikal doku özellikleri nedeniyle enfeksiyona daha duyarlıdır.Kadınların erken yaşta evlendirilmeleri de erken yaşta cinsel aktif olmaları nedeniyle enfeksiyon risklerini arttırmaktadır.
Cins: Penetratif ilişkide daha geniş mukoza yüzeyi teması söz konusu olduğundan enfekte erkekten kadına CYBH geçme olasılığı enfekte kadından erkeğe bulaşma olasılığına göre daha fazladır.
Sünnet: Sünnetsiz erkekler sünnetli erkeklere göre daha yüksek CYBH riski altındadır.
CYBH geçişini etkileyen sosyal faktörler:
Güvenli cinsel ilişki konusunda yetersiz bilgi,
Kondom elde etme ya da satın almada güçlük,
Kondomdan hoşlanmamak,
Kültürel dinsel inançlar,
Alışılmış, vazgeçilmesi güç cinsel ilişki davranışı,
Yoksulluk.
Yapılan araştırmalar 19 yaş üzerinde erkeklerde CYBH sıklığının kadınlara göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Bunun nedenleri arasında erkeklerin daha fazla cinsel aktif olması, kadınlara göre daha fazla eş değiştirmesi, erkeklerin büyük kısmının paralı seks satın almaları, kadınlarda bu hastalıkların çoğu zaman belirtisiz olması ve kadınların bazı sosyo-ekonomik nedenler yüzünden sağlık kuruluşlarına başvurmamaları sayılabilir.
CYBH larda sendrom yaklaşımı:WHO tarafından önerilen bu yaklaşım hastanın yakınmalarına ait belirtiler ve muayene sırasında gözlenen bulgulardan yola çıkarak etkene ulaşmayı içeren bir yaklaşımdır.Bu yaklaşım aşağıdaki tablodaki gibi özetlenebilir:
SENDROM
BELİRTİLER
BULGULAR
OLASI ETYOLOJİ
Vaginal akıntı
Vaginal akıntı
Artmış vaginal akıntı
Vaginit:
Vaginal kaşıntı
· Trikomoniyazis
Dizüri
· Kandidiyazis
Ağrılı cinsel ilişki
· Bakteriyel vajinozis
Servisit:
· Gonore
· Klamidya
Üretral akıntı
Üretral akıntı
Üretral akıntı
· Gonore
Dizüri
· Klamidya
Sık idrar yapma
Genital ülser
Genital yaralar
Genital ülser
· Sifiliz
Büyümüş inguinal lenf nodülleri
· Şankroid
· Genital Herpes
Kasık ağrısı(pelvik ağrı, alt karın ağrısı)
Kasık ağrısı
Vaginal akıntı
· Gonore
Ağrılı cinsel ilişki
>38 ° C ateş
· Klamidya
Palpasyonla kasıklarda hassasiyet
· Anaerob etkenler
Skrotal şişme
Skrotal ağrı ve şişme
Skrotal şişlik
· Gonore
· Klamidya
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
23 Mayıs 2008 Cuma
HIV nedir ?
HIV nedir ?
HIV, Human Immunodeficiency Virus’dür (İnsanlarda Bağışıklık Sistemini Bozan Virüsdür). Bu virüs AIDS hastalığına sebep olur. HIV, vücudun bağışıklık sistemini bozduğu için, kişiyi bazı enfeksyonlara karşı zayıflatır. Vücudunuzda, HIV virüsü olması, AIDS olduğunuz anlamına gelmez. HIV virüsünün vücudu, hasta duruma getirecek kadar, bağışıklık sistemini zayıflatması birçok yıl alabilir. Bu zaman süresince HIV’li bir kişi hasta olmayabilir, ve AIDS’e dönüşmeden yıllarca sağlıklı olarak yaşayabilir.
HIV, Human Immunodeficiency Virus’dür (İnsanlarda Bağışıklık Sistemini Bozan Virüsdür). Bu virüs AIDS hastalığına sebep olur. HIV, vücudun bağışıklık sistemini bozduğu için, kişiyi bazı enfeksyonlara karşı zayıflatır. Vücudunuzda, HIV virüsü olması, AIDS olduğunuz anlamına gelmez. HIV virüsünün vücudu, hasta duruma getirecek kadar, bağışıklık sistemini zayıflatması birçok yıl alabilir. Bu zaman süresince HIV’li bir kişi hasta olmayabilir, ve AIDS’e dönüşmeden yıllarca sağlıklı olarak yaşayabilir.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
HIV/AIDS’ten Nasıl Korunalım?
HIV/AIDS’ten Nasıl Korunalım?
Cinsel ilişki en önemli bulaşma yoludur. HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli yaşam kurallarına uyularak, cinsel yolla olabilecek bulaşmadan korunulur. Bu nedenle, cinsel ilişkide mutlaka koruyucu kılıf (kondom, prezervatif, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli olmayacağını düşünseniz bile, prezervatif kullanmayı ihmal etmeyin. Koruyucu kılıf, cinsel hayatınızda en büyük dostunuzdur. Çoğumuz HIV’nin hayat kadınlarında, uyuşturucu kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendimize bulaşmayacağını sanırız. Ancak, AIDS belirli bir sosyal grubun hastalığı değildir. Hastalığın mikrobu olan HIV, cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeden herkese bulaşabilir. HIV, kişinin ya da cinsel eşinin HIV pozitif kişilerle prezervatif kullanmadan ilişki kurması durumunda, kişiye ve eşine rahatlıkla bulaşabilir. HIV pozitif olan kişi kendisini ve cinsel eşini korumak için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanmalıdır. Kontrolsüz kan nakline ve kan bulaşmış aletlerin kullanılmasına izin vermeyin.
Kan naklinde AIDS testi yapılmamış kan asla kullanılmamalıdır. Test sonucu negatif olan kan kullanılmalıdır.
Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne ve cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet ve makası kesinlikle kullanmayın, size uygulanmasına izin vermeyin.
Bedeniz sizindir.ELISA testinde size uygulanacak işlemler sırasında aklınıza takılan soruları karşınızdakine sormaktan çekinmeyin.
HIV pozitif kişi, test sonucunu öğrendikten sonra kesinlikle kan vermemelidir.
HIV’li sperm sıvısı, genital sıvı ve kan bulaşmış alet ve eşyanın yaralı dokuya teması ile de HIV’nin bulaşabileceğini unutmayın. Yaralarınızı bantla kapayarak kendinizi koruyun.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
AIDS’in kaynağı kesinleşti
AIDS’in kaynağı kesinleşti
Hastalığa yol açan HIV’in izi sürülerek, kaynağı tamama yakın bir kesinlikle belirlendi.Dünyada AIDS vakalarının görülmeye başlanmasından 25 yıl sonra, bu hastalığın insanlara ilk olarak, Afrika ülkelerinden Kamerun’un ormanlık bölgelerinde yaşayan şempanzelerden geçtiği kesinleştirildi.Hastalığa yol açan virüsün (HIV) yıllarca izini süren bilim adamları, balta girmemiş ormanlarda yaşayan kuyruksuz maymunların dışkılarından alınan 1.300’den fazla örnek üzerinde çalıştı. Örneklerin alınmasından önce de virüsün genetik değişimlerinin izini sürmeyi sağlayacak test yönteminin bulunması için, 7 yıllık bir çalışma yapıldı ve bir yöntem geliştirildi. İnsandaki HIV’in kökeniyle ilgili yapılan çalışmayla ilgili olarak, Alabama Üniversitesi’nden Dr. Beatrice Hahn’ın kaleme aldığı makale, yayımlanan Science dergisinde yer aldı. Hahn, “Bu hastalıkla, 25 yıldır beraberiz. Tedavisine, aşısına sahip değiliz. Ancak artık nereden geldiğini biliyoruz” dedi. Bilim adamları uzun zamandır, maymunlarda AIDS’e yol açan ve SIV olarak adlandırılan virüsün varlığını biliyorlardı. Bu virüse yalnızca, vahşi ortamda yaşamayan, insanlar tarafından bakılan maymunlarda rastlanmıştı. Hahn’ın ekibi, Kamerun’un güneyinde, birbirinden çok uzak bölgelerde ayrı topluluklar halinde yaşayan şempanzeler üzerinde yaptığı araştırmalarda, bazı şempanze topluluklarının, yüzde 35’e varan oranlarda AIDS’e yakalanmış olduğunu, bazı topluluklarda ise hastalığın hiç görülmediğini belirledi. Kamerun’da, Sanaga nehri kıyılarında yaşayan bazı şempanze topluluklarında, insandaki AIDS’e yol açan ve üç tipi bulunan HIV-1 virüsüne genetik olarak çok yakın bir virüsün varlığı tespit edildi. Hahn makalesinde, insan ve şempanzedeki virüslerin bu genetik yakınlığının “çok çarpıcı, belirgin olduğunu” belirtti.HIV taşıyan bir insanın ilk kez tespit edildiği yer de bu bölgenin çok yakınında bulunuyor. Bu kişi, 1959 yılında Kongo’da belirlenmişti. O zamanlar ne olduğu bilinmeyen bu hastalığa yakalanmış olan kişinin kan örnekleri alınarak saklanmıştı. Bundan onlarca yıl sonra, insanlığın AIDS hastalığından haberi oldu. Bu hastalığın şempanzeden insana geçişinin muhtemelen, insanın ısırılması veya insanın maymun eti yemesi sonucu olduğu tahmin ediliyor. İnsandakine çok yakın genetik özelliklere sahip virüsü taşıyan şempanzelerin yaşadığı bu bölgedeki Sanaga nehri, ticari amaçlarla kullanılıyor ve buradan kaynaklanan hastalığın, kalabalık bir yerleşimin bulunduğu, yakındaki Kinsaşa’ya ulaştığı düşünülüyor. Ancak Hahn, virüsü şempanzelerden ilk alan kişiyle, virüsün Kinsaşa’ya ulaşması aşamasına değin, arada kaç kişiye bulaşmış olabileceğinin bilinmediğini belirterek, “Belki arada 1 kişi, belki de 100 kişi vardır. Ama sonuçta kentsel ortama ulaştı ve ondan sonra da hızla yayıldı” dedi. Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü AIDS bölüm başkanı Dr. Anthony Fauci, çalışmayı yorumlarken, “HIV’in kökeniyle ilgili her tür sorunun yanıtı alınmış gibi gözüküyor, kaynağının, inilebildiği kadar yakınına inilmiş olması çok önemli” dedi.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
HIV İNFEKSİYONU VE AIDS
HIV İNFEKSİYONU VE AIDS
AIDS in etkeni HIV "Acguired Immune Deficiency Syndrome" kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur ve "Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu" demektir. HIV girdiği vücutta enfeksiyon oluşturur. Özellikle CD4+T lenfositlerine yerleşir. Vücuda giren mikropları harap etme görevi olan CD4+T hücreleri artık bu görevi yapamaz ve vücudun bağışıklık sistemi giderek zayıflar. Bunun sonunda vücudun mikroplara karşı koyma yeteneği azalır ve ve yok olur. HIV enfeksiyonlunun ve AIDS hastasının kanında, sperm sıvısında veya vagina sıvısında HIV bulunur. HIV kan nakli ile, HIV li kan bulaşmış kesici ve delici aletlerle, şırınga ve iğnesi ile bulaşır. En önemli bulaşma yolu cinsel ilişkilidir ve her türlü (vaginal, anal, oral) cinsel ilşki ile bulaşır. Sperm sıvısı, vagina sıvısı ve adet kanında bulunan HIV ın ağıza girmeside bulaşmaya sebep olur. Gebelikte, doğum sırasında ve süt emzirmede anneden bebeğine HIV bulaşabilir. CYBH ı olanlar AIDS e daha duyarlıdırlar. Tanıda kullanılan anti-HİV testi ile kanında antikor bulunan kimseye "HIV pozitif" kişi denir. HIV taşıyıcısı enfeksiyonunu başkalarına bulaştırabilir. Antikorlar HIV vücuda girdikten 3 ay sonra oluşurlar. Şüpheli durumdan 3 ay geçmeden test yapılmamalıdır. HIV enfeksiyonu başladıktan sonra AIDS hastalığının oluşması için geçen dönem 5-15 yıl gibi çok uzundur. Bu süre içinde kişi hiçbir belirti hissetmeyebilir. Bu süre sonunda zayıflayan bağışıklık sistemi pek çok hastalığa açık hale gelir. HIV enfeksiyonunda HIV e karşı antikorlar oluşursa da bu antikorlar CD4+Thücrelerinin içine yerleşmiş olan HIV e etkili olmazlar. Direnci azalan vücutta, HIV in etkisi yanında çeşitli mikroplar (bakteri,mantar, virus, protozon) deri, solunum, sindirim, merkez sinir sistemi gibi muhtelif doku ve organlara yerleşip hastalık oluştururlar; bunlara "fırsatçı enfeksiyonlar" denir. Ayrıca direnci kırılmış vücutta Kaposi sarkomu ve lenfoma gibi kanserler gelişebilir. HIV enfeksiyonu başladıktan sonra, kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre AIDS hastalığı belirtileri yılar sonra ortaya çıkar. AIDS li hasta çok defa fırsatçı enfeksiyonların oluşturduğu komplikasyon sonucu ölür..AIDS in bugün için kesin tedavisi yoktur. Ancak tedavideki son gelişmeler hastaların daha uzun ve nitelikli bir ömür sürmelerini sağlamaktadır
AIDS tedavisinde umut
AIDS tedavisinde umut
İranlı bilim adamlarının, nanoteknolojiyi kullanarak ölümcül AIDS hastalığının tedavisinde kullanılacak yeni bir ilaç buldukları iddia edildi.İlacı bulduğu iddia edilen araştırma grubundan Doktor Fereydun Mahbudi, Keyhan gazetesine yaptığı açıklamada, İranlı bilim adamları tarafından bulunan ilacın, AIDS hastalığına karşı vücudun direncini artırdığını söyledi. Bitkisel temelde üretilen ilaçta nanoteknoloji kullanılarak bazı değişiklikler yapıldığını belirten Dr. Mahbudi, ilacın vücuttaki savunma hücrelerini hareketlendirip sayılarını artırarak, vücudu HIV virüsüne karşı daha dirençli bir hale getirdiğini söyledi.İran’ın Keyhan gazetesinde yer alan açıklamaya göre, bilim adamları bitkisel olarak ürtettikleri ve nanoneknoloji ile yapısında değişiklikler yaptıkları ilacın teyid almasını bekliyor. İlacın birçok hasta üzerinde denendiğini ve başarılı sonuçlar alındığını anlatan araştırma grubundan Dr. Fereydin Mahbudi, ilaca isim belirlemeye çalıştıklarını, İran Sağlık Bakanlığı ve uluslararası bilim camiasının teyidinden sonra ilacın AIDS tedavisinde kullanılmaya başlanacağını belirtti. Aynı projede yer alan kadın doktor Minu Muharriz de, yeni ilacın AIDS hastalığının aşısı olmadığını vurguladı. AIDS’in virütik bir hastalık olduğuna ve virüs hastalıklarının da aşısı olmadığına dikkati çeken Dr. Muharriz, ancak bu ilacın virüsün hasta vücudunda yayılmasına engel olduğunu, bu yüzden de bir tür aşı olarak kabul edilebileceğini söyledi. Ölümcül AIDS hastalığının tedavisinde umut olması beklenen yeni ilacın, İran Sağlık Bakanı Kamran Bakeri Lenkarani tarafından bir basın toplantısıyla açıklanacağı belirtildi. Resmi rakamlara göre 13 bin 357 AIDS vakasının bulunduğu İran’da gerçek rakamın çok daha yüksek olduğu ifade ediliyor.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
HIV’nin Bulaşmadığı Durumlar Nelerdir?
HIV’nin Bulaşmadığı Durumlar Nelerdir?
HIV/AIDS günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. HIV sağlam deriden geçmez.
Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı.
El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, öpüşme.
Yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon.
Tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam.
Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması, kedi, köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak HIV’nin bulaşmasına neden olmaz.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
AIDS ilk kez doğal yoldan yenildi
AIDS ilk kez doğal yoldan yenildi
AIDS virüsü taşıyıcısı olduğu üç yıl önce belirlenen İngiliz Andrew Stimpson’un, virüsü doğal yoldan yenmeyi başardığı bildirildi.İngiltere’de yayımlanan haftalık “News of the World” dergisinin haberine göre, 25 yaşındaki Stimpson’un AIDS taşıyıcısı olduğu 2002 Ağustosu’nda tespit edildi.Bu tespitin üzerinden 14 ay geçtikten sonra yeniden yapılan tahliller, hiçbir ilaç kullanmadığı halde Stimpson’un organizmasında AİDS virüsü kalmadığını gösterdi.Dergi, doktorların bu konuda en küçük şüphesi bulunmadığını yazdı. Dergiye göre, tahliller sırasında dosya ya da kan örneği karışıklığı olmadı ve sonuçlar kesin.Hastane yönetimi, Stimpson’un kanının önce pozitif, sonra negatif çıkmasının tıbbi açıdan olağanüstü ve kayda değer bir durum olduğu açıklamasını yaptı. Stimpson’un, AIDS virüsünü doğal yolla yendiği bilinen ilk insan olduğu kaydedildi.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Türkiye’de AIDS
Türkiye’de AIDS
Sağlık Bakanlığı’nın son 10 yıllık araştırmasına göre, AIDS’de en fazla vaka ve taşıyıcı 30-34 yaş grubunda bulunuyor. Bulaşma yollarının başında ise heteroseksüel cinsel ilişki geliyor.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıkların Kontrolü Daire Başkanlığı Zührevi Hastalıklar Şubesinin verilerine göre, en fazla vaka ve taşıyıcı 30-34 arası yaş grubunda bulunurken, bulaşma yollarının başında heteroseksüel cinsel ilişki geliyor.
En fazla hasta ve taşıyıcı, sırasıyla İstanbul, İzmir ve Ankara’da yaşıyor. İstanbul’da 181’i hasta, 551’i taşıyıcı olmak üzere toplam 732, İzmir’de 53’ü hasta, 157’si taşıyıcı olmak üzere toplam 210, Ankara’da ise 41’i hasta, 84’ü taşıyıcı olmak üzere toplam 125 aids vakası bulunuyor.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
HIV/AIDS’in Tedavisi var mıdır?
HIV/AIDS’in Tedavisi var mıdır?
HIV/AIDS’in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Retrovirüs grubunda bulunan HIV virüsüne etkili olduklarından antiretroviral adı verilen ilaçlar elde edilmiştir. Bu ilaçlardan farklı etki mekanizmaları olanların ikisinin ya da üçünün birlikte kullanımıyla başarılı tedavi mümkündür. Tedavinin ana amacı: kandaki virüs miktarını gösteren viral yükün baskılanıp en alt düzeye indirilmesi hatta yok edilmesi, bağışıklık sisteminin korunması, HIV enfeksiyonunun etkilerinin azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, AIDS’den ölüm oranının azaltılmasıdır. Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz sürdürülmelidir. Fırsatçı enfeksiyonların çoğunu tedavi etmek mümkündür. AIDS’e karşı bugüne kadar kullanılabilecek aşı bulunamadı.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarda Tedavi
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarda Tedavi
Etkeni bakteri olan belsoğukluğu, bakteriyel vaginoz, başlangıç dönemindeki frengi ve etkeni mantar olan kandidoz antibiyotikler ya da antifungallerle kolay tedavi edilir. İlaçlar ağız yolu ile, şırınga edilerek veya deri ve mukozadaki lezyon üzerine pomat şeklinde sürülerek kullanılır. Trikomoniyaz, uyuz ve kasık biti bitlenmesi de kolay tedavi edilir. Hepatit B, genital herpes, genital siğil ve HIV enfeksiyonu etkeni olan viruslar üzerine kesin etkili ilaçlar bulunmadığından kolay etdavi edilemezler. Genital herpes ve genital siğil tedavi edildiğinde belirtileri iyileşir, ancak çok defa nüküs ettikleri (tekrarladıları) görülür. Hepatit B de belirtilerin düzelmesi için bazı ilaçlar kullanılır ve hastalık zamanla iyileşmeye bırakılır. HIV enfeksiyonunun bugün için kesin tedavisi yoktur. Ancak HIV li kişilerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarını sağlayacak bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Antibiyotik tedaviniz bittikten sonra, laboratuvar muayenelerini tekrar ettirilip etkenin varlığı yeniden araştırılmalıdır. Tedaviden sonra yine de hastalık belirtileri varsa, aynı zamanda birden fazla hastalığın bulunduğu düşünülmeli ve tedavi buna göre şekillendirilmelidir. Ayrıca tedavi sırasında mutlaka cinsel eşlerinde tedaviye katılması sağlanmalıdır.Tedavi edilmezse belsoğukluğu, klamidiyoz, üretrit ve servisit kısırlığa, frengi çeşitli organlarda harabiyete sebep olur. Tedavi edilmeyen CYBH larda hastanın yakınmaları devam eder. Bazen belirtiler kaybolur ancak hastalık kendiliğinden iyileşmez. Kişi taşıyıcı durumundadır. Hastalığı cinsel partnerlerine bulaştırmaya devam edebilir. Kişi tedavi edilerek bu taşıyıcılık durumundan kurtarılır.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
AIDS hakkında doğru sanılan yanlışlar
AIDS hakkında doğru sanılan yanlışlar
İlk olarak eşcinsellerde ortaya çıkan AIDS hastalığı konusunda vatandaşlar arasında kabul edilen anlayışların pek çoğu gerçekleri yansıtmıyor.- AIDS, kişilerarası normal temaslarla, kapı kollarından, havlulardan, paradan, sabundan bulaşmaz. “AIDS ter, idrar ve dışkı ile yayılır ve bulaşır” kavramları yanlıştır. Sivrisinekler, AIDS bulaştırmaz.Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre, birçok kişi halen, bu hastalığı “homoseksüel” hastalığı olarak bildiği için test yaptırmaktan kaçınıyor. Vatandaşlar arasında hastalıkla ilgili genellikle yanlış bilgiler, söylenti şeklinde kulaktan kulağa yayılıyor ve bunlara zamanla inanılıyor. Bilim adamları, AIDS konusunda bilinmesi gerekenleri şöyle sıralıyor:Sadece cinsel ilişki ve kan yoluyla geçen AIDS, yalnızca homoseksüel hastalığı değil. Karşı cins ile ilişki de belirgin geçiş yollarından biri.AIDS, kişilerarası normal temaslarla, kapı kollarından, yatak çarşaflarından, havlulardan, paradan, sabundan, ortak kullanılan banyo, sauna, kaplıcalar ve plajlardan bulaşmaz. “AIDS ter, idrar ve dışkı ile yayılır ve bulaşır” kavramları yanlış.Sivrisinekler, AIDS bulaştırmaz. AIDS virüsü taşıyan bir kimsenin kullandığı iğnenin, herhangi bir nedenle paylaşılması virüsü bulaştırır.Cinsel ilişki sırasında doğru prezervatif kullanımı, AIDS’in bulaşmasını önler.Gebelikte AIDS virüsü taşıyan bir anneden, bebeğine virüs bulaşması olasılığı vardır.AIDS virüsünü taşıyan kişiyi, hastalık belirtileri çıkmadan sağlıklı kişilerden ayırt etmek için test yapılmalıdır.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
HIV Nasıl Bulaşır?
HIV Nasıl Bulaşır?
Cinsel ilişki, kan ve anneden bebeğine olmak üzere üç yolla bulaşır.
Cinsel ilişki ile bulaşır:
Korunmasız cinsel ilişki ile bulaşır. Tüm bulaşmaların %80-85’i bu yolla olmaktadır. HIV kanda bulunduğu gibi erkeğin sperm sıvısında, kadının vajina salgısında da bulunur. Cinsel ilişki sırasında vajina, penis, anüs mukozası veya ağızdaki zedelenmiş doku ve çatlaklardan vücuda girerek; erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe veya kadından kadına bulaşabilir. AIDS’ten başka cinsel ilişki ile bulaşan en önemli hastalıklar; bel soğukluğu (gonore), frengi (sifiliz) ve bulaşıcı sarılık(viral hepatit)’tır.
Kan ile bulaşır:
Tüm bulaşmaların %10-15’i bu yolla olmaktadır. AIDS hastasının ve taşıyıcısının kanında HIV bulunur. HIV’li kanla bulaşma çeşitli şekillerde olur:
Kontrolsüz kan nakli ile bulaşır.
Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş, şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabilir.
HIV’li erkek ve kadının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise, vajinaya ve ağıza teması ile bulaşma olabilir.
Damar içi uyuşturucu kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıklar ile bulaşma olabilir.
HIV’li organ, doku ve sperm nakli ile bulaşma olasılığı vardır.
Anneden bebeğine bulaşır:
Tüm bulaşmaların %5-10’u bu yolla olmaktadır. HIV hasta veya taşıyıcı anneden bebeğine gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir. HIV pozifif kadının doğuracağı çocuğa HIV’nin geçme oranı %30 civarındadır. Gebe annenin tedavisi ile bu oran %7’ye düşmektedir. Sütle geçme oranı fazla olmamakta birlikte, HIV pozitif annelere emzirme önerilmez. Gebelik ve HIV ile ilgili bilgiler için AIDS Danışma Merkezi’ne başvurunuz.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Anti-HIV Testi Nedir? Ne Zaman Yapılır? Nerelerde Yaptırılabilir?
Anti-HIV Testi Nedir? Ne Zaman Yapılır? Nerelerde Yaptırılabilir?
HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmemiz için Western Blot testi denen doğrulama testininde yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuvarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinde ve özel laboratuvarlarda yaptırılabilir.
HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmemiz için Western Blot testi denen doğrulama testininde yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuvarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinde ve özel laboratuvarlarda yaptırılabilir.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Sorularla AIDS
Sorularla AIDS
AIDS Hakkında En Çok Sorulan Sorular
AIDS Hakkında En Çok Sorulan Sorular
AIDS'li kişiye dokunmak, el sıkışmak veya sarılmak tehlikeli mi?Hayır. HIV, hapşırmak ve öksürmekle bulaşmaz. Köpek, kedi ve diğer hayvanlardan virüsü kapmazsınız.Hastalığın belirtileri nelerdir?Virüs alındıktan semptomlar başlayana kadar geçen süre genellikle iki - dört haftadır. Ateş gece terlemesi, kilo kaybı, artan öksürük, nefes darlığı, faranjit, yüzde ve gövdede döküntü, ağız ve genital bölgelerde lekeler, ishal, bulantı, kusma, yutma zorluğu, erken doygunluk hissi, mide kanaması, karın ağrısı ise virüsün tipik semptomları olarak rapor edilmiştir. Hastalığın klinik döneminde ise vücutta lenf nodlarının büyüdüğü ve yavaş ilerleyen zatürree tablosunun oluştuğu da dikkat çeker.AIDS testi nerede yaptırılır?Hemen hemen tüm devlet ve üniversite hastanelerinde testi yaptırabilirsiniz. Ayrıca pek çok özel hastanede ve laboratuvarda da Eliza testi yaptırıyor. AIDS testinde neye bakılır?HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Eliza diye bilinen testle kanda, hastalığa sebep olan mikroba karşı gelişmiş olan antikor olup olmadığına bakılır. Antikorların Eliza yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Test sonucu HIV(+) (HIV Pozitif) çıkarsa kişi kanında bu antikorları taşıyor demektir. Bu da kişinin AIDS virüsüyle karşılaştığı anlamına gelir. Ancak testin yalancı pozitif çıkma ihkimali de vardır. Kişinin HIV pozitif olduğunun seylenebilmesi için Westernblood testi denen doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif olması gerekir. Eğer test (-) çıkarsa bu, kişinin AIDS virüsü taşımadığı anlamını taşımıyor. Emin olmak için üçüncü ayın sonunda tekrar test yaptırılır. Çünkü kan testi virüs vücuda girdikten 3 ay sonrasına kadar virüsü gösteremeyebilir. Üçüncü ay yapılan test yine (-) çıkarsa rahatlayabilirsiniz.Test olmak için isim vermek şart mı?Kendi isminizi söylemek zorunda değilsiniz. Hiç bir özel hastane ya da laboratuvarın nüfus cüzdanınızı ya da fotokopisini isteme hakkı yok. Sağlık Bakanlığı'nın da bu konuda genelgesi bulunuyor. Pozitif çıkarsa herkes duyar mı?AIDS, Sağlık Bakanlığı'na bildirilmesi zorunlu bir hastalık. Bu, istatistikler yapmak, durumu ve gidişi belirlemek için gerekli. Ama bu bildirim isimle yapılmıyor. İsminizin baş harfleri ve doğum yılınız kullanılarak kodlanıyor. Bunun dışında tedavinizden sorumlu doktor ve ekibi dışında kimseye söylenmemesi gerekiyor. Tüm tedavi masrafları her sigorta kuruluşu tarafından karşılanıyor. Sigortası olmayıp, maddi gücü de yeterli olmayanlar yeşil karttan yararlanabiliyor.Test yaptırdım HIV (+) çıktı. Bu AIDS hastası olduğum anlamına mı geliyor?HIV (+)" test sonuçları, sizin AIDS'e neden olan virusla (HIV) enfekte olduğunuz anlamına geliyor. CD4+ T hücre sayınız 200hücre/mm3'ün altına düştüğünde ve/veya AIDS ile ilişkili bir hastalık (fırsatçı enfeksiyonlar ve Kaposi Sarkomu gibi) gelişirse HIV , AIDS hastalığına doğru ilerler.HIV hastalarında sıkça görülen ruhsal bozukluklar nelerdir?En sık karşılaşılanı depresyondur. Depresyon AIDS hastalarında normal popülasyondan yüzde 40 daha fazla görülür. Bunaltı bozuklukları yüzde 2 - 38 oranlarında görülmektedir. İntihar riski normal kontrollerden 10 kat daha fazladır. Depresyon, eşcinsellik ve madde kullanımı riskini arttırmaktadır. HIV pozitif olduğunu öğrendikten sonra ve yakın bir zamanda AIDS'li bir arkadaşın kaybından sonra intihar oranları artmaktadır. HIV virüsü dış ortamda yaşayabilir mi?HIV, açık havaya maruz kaldığında uzun süre yaşayamaz. Dış ortamda ısı, kuruma, su, sabun ve deterjanlar nedeniyle tahrip olur. Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür. Yine de dökülmüş kan, sperm ve diğer beden sıvıları küçük de olsa risk oluşturur. Bu yüzden sulandırılmış çamaşır suyu ya da eşyanın bir kaç dakika kaynatılarak temizlenmesi gerekir.Hamile kalırsam, bebeğime HIV virüsü bulaşır mı?Anti-HIV ilaçları, hamile anneden bebeğine HIV geçme riskini önemli ölçüde azaltabilir. Hamileyseniz ve veya hamile kalmayı düşünüyorsanız, doktorunuza danışmanızda fayda var.Türkiye'de kaç tedavi merkezi var?Türkiye'de AIDS konusunda tedavi veren ilk merkez 1997 yılında Prof. Dr. Serhat Ünal başkanlığında kurulan Hacettepe AIDS ve Tedavi Merkezi (HATAM), İstanbul Tıp Fakültesi ve İzmir'de Ege Üniversitesi'nde AIDS merkezi bulunmaktadır.Tedavi yöntemleri nelerdir?AIDS tedavisi için ilk ilaç 1985'te çıktı. Halen bu ilaç kombinasyonu kullanılıyor. Kesin tedavi söz konusu değil ancak ilaç alındığı sürece hasta normal yaşam süresinde yaşayabiliyor. Yaşam boyu düzenli olarak kullanılması gerekiyor. İlacın yan etkileri olduğu gibi hastalığın ilerleme seviyesine göre ilacın etkisi de olmayabiliyor.Tedavide son durum nedir?Dünyanın en büyük ilaç firmalarından Merck Sharp & Dohme İlaçları, üzerinde çalıştığı AIDS aşısının gelecekte hastalığa çözüm sağlayacağını açıkladı. Maymunlar üzerinde oldukça iyi sonuçlar veren aşının insan üzerinde de denendi. Yeni AIDS aşı için uzmanlar aşının daha çok vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsün kontrol altında tutulmasını sağlayacağını veya uzun yıllar hastalığın başlamasına engel olacağını ümit ediyorlar. Her şeyin mükemmel gitmesi halinde aşının beş yıl içinde kullanılmaya başlayacağı tahmin ediliyor.HIV tedavisi görürken virüsü başkasına bulaştırırmıyım?Anti-HIV ilaçları, virüsü başkalarına bulaştırmanızı önlemez. Tedavi, virüs miktarını algılanamayacak kadar düşük seviyelerde tutar. Ancak, HIV vücudunuzda varlığını devam ettirir ve cinsel ilişki, iğne paylaşımı veya annelerin bebeklerini emzirmesi yoluyla başkalarına bulaşabilir.İyi hissediyorum, anti-HIV ilaçları almama gerek var mı?Vücudunuzda HIV hastalığının herhangi bir belirtisi ortaya çıkmasa bile, virüs yavaş yavaş bağışıklık sisteminizi zayıflatıyor olabilir. Virüs seviyenizi ve T-hücresi sayımınızı ölçmek, durumunuz hakkında bilgi verebilir. Doktorunuzla seçeneklerinizi incelemek ve tedaviye ne zaman başlanacağını, hangi ilaçları kullanmanız gerektiğini değerlendirmek önemli.CD4+ T hücre sayısı ne demek?CD4+ T hücre sayısı kişinin ölçülen CD4+ T hücre miktarı demektir. HIV kişinin bu hücrelerini enfekte eder ve çoğalmak (kendi kopyasını yapar) için bu hücreleri kullanır. Bu hücreler zarar gördükçe kişinin bağışıklık sistemi zayıflar ve kişi fırsatçı enfeksiyonlara (bakteriyel, viral, parazit ve mantar gibi) daha çabuk yakalanır.Viral Yük Nedir?Viral yük insanın kanında bulunan virus (HIV) miktarıdır. Yüksek miktarda viral yükü olan olan kişi, düşük viral yükü olan kişiden daha çabuk AIDS geliştirir.CD4+ T Hücresi Nedir?CD4+T hücrelerine, akyuvarlar, T yardımcı hücreleri de denilmektedir. İnsan bağışıklık sisteminde diğer hücrelerle birlikte hastalıklara karşı savaşırlar. HIV, çoğalmak için bu hücreleri kullanır. Sağlıklı bir kimsede CD4+T hücre sayısı 800-1200/mm3 kadardır.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
AIDS ve Bilinmesi Gerekenler
AIDS ve Bilinmesi Gerekenler
AIDS nedir?
AIDS vücudun bağışıklık sistemini çökerten, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu sistemin çöküşü ile AIDS hastaları öldürücü olabilen bir dizi sağlık sorununa maruz kalır. AIDS oluşumuna neden olan virüse, HIV adı veriliyor. HIV vücuda girdiğinde bu kişiye 'HIV bulaşmış' ya da 'HIV pozitif' deniliyor. Bu kişiler tamamen sağlıklı görünebilirler. Dış görünüşlerinde hiçbir hastalık belirtisi olmamasına rağmen bu kişiler hastalığı başkalarına bulaştırırlar. Bu aşamada hastalık bulaşıp bulaşmadığı sadece kan tahlili ile anlaşılabilir. HIV bulaşan kişiler genellikle 1-2 yıl içinde hastalık belirtisi gösterirler. Bazı kişilerde hastalık belirtisi görülmesi 10 ya da daha uzun yılları da bulabiliyor. Hastalık kendini hızlı zayıflama, zatürre ve kanserin bazı türleri ile gösterebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, hastanın yaşam süresi o kadar uzun olabilir. Bu nedenle hastalık belirtileri göstermese bile 'HIV pozitif' olanların bu konuda uzman doktorların denetimine girmesi yararlı olmaktadır.
AIDS hastalığına yakalanmanın tek yolu HIV olarak adlandırılan virüsün bulaşmasıdır. Bu virüsün bulaşması için de yaygın olan iki yol var;
Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle vajinal, anal ya da oral yoldan cinsel ilişkide bulunmak,
Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle aynı enjektör iğnesini kullanmak.
Yaygın olan bu yolların dışında virüs taşıyıcısı kadının hamile kalıp doğum sırasında veya emzirme sırasında sütüyle bebeğine bulaştırması, virüs taşıyan kanın sağlam bir kişiye verilmesiyle veya kandan üretilen bazı ürünlerin kullanılmasıyla da bulaşmalar görülmüştür. Kan yoluyla bulaşma, özellikle hastalığın tanınmaya başladığı 1985 yılından önce sık görülmüştür.
Cinsel ilişkiyle nasıl bulaşır
AIDS virüsü HIV, korunmasız cinsel ilişkiyle, kadından erkeğe ya da erkekten kadına bulaşabilir. Erkekler arası eşcinsel ilişkide bulaşma sık, kadınlar arası eşcinsel ilişkide ise daha seyrektir.
HIV, kanda, spermde ya da vajina salgısında bulunur. Vajina, penis ya da ağızdaki gözle görülemeyecek kadar küçük bile olsa, yara ve sıyrıklarda vücuda girebilir.
Cinsel eşte görünür hiçbir hastalık belirtisi olmasa bile HIV taşıyıcısı olması bulaşma için yeterlidir. Bu nedenle ne kadar farklı kişiyle cinsel ilişki kurulursa, hastalık virüsü kapma olasılığı o kadar fazla olur.
Cinsel yolla virüs kapmaktan korunmak için doğru ve sağlam kondom (prezervatif) kullanmak gerekir.
Batı ülkelerindeki en yaygın bulaşma yollarından biri enjektör iğnelerinin birden fazla kişi tarafından kullanılmasıdır. Özellikle uyuşturucu bağımlılarının enjektör iğnesine bulaşan virüs, aynı enjektörün başkası tarafından kullanılmasıyla ona da bulaşır. Döğme yapımında ya da kulak delmede kullanılan iğneler de bulaşma yolu olabilir. Bunun için kullanılan her türlü iğnenin imha edilmesi gerekiyor. Tek kullanımlık iğnelerle risk ortadan kalkmaktadır.
HIV ve bebekler
AIDS virüsü (HIV) taşıyan kadınların hamile kalmaları, ya da hamile kadınlara HIV bulaşması halinde, doğum sırasında ya da daha sonra emzirmeyle bebeğine bulaştırabilir. Gebelik sırasında AZT isimli ilacın kullanılması bebeğe bulaşma ihtimalini azaltır.
Gebe kalmayı düşünen kadınlar, yıllar önce bile olsa HIV kapma açısından en küçük bir şüpheleri varsa, gebe kalmadan önce kan tahlili yaptırmaları uygundur.
Kan nakli ve AIDS
Özellikle hastalığın iyi tanınmadığı 1985 yılından önce yapılan kan nakilleri ya da o tarihten önce üretilen kan ürünleri ile bulaşmalar görülmüştür. Bu dönemden sonra, her kanın HIV açısından tahlili şart koşulmuştur, ancak bazı aksaklıklar nedeniyle bu dönemden sonra da bulaşmalar görülmüştür.
Kan bağışında bulunan kişi için herhangi bir risk söz konusu değildir. Kan alımında kullanılan iğneler sterildir ve sadece bir sefer kullanılıp imha edilmektedir.
AIDS NASIL BULAŞMAZ ?
AIDS ortaya çıktıktan sonra çoğu insanda korkular başladı. Özellikle AIDS virüsü (HIV) taşıyıcılarına karşı tavır alınmaya başlandı. Ancak HIV'in, nezle grip gibi aksırık ya da öksürükle bulaşmayacağını bilmekte yarar var. İş yerinizde, evinizde ya da toplu yerlerde bir arada bulunmakla bulaşmaz. Yıkanmadan bile olsa aynı giysileri giymekle, telefon ahizesiyle, aynı tuvaleti kullanmakla, bardak, çatal, kaşıkla geçmez. Sivrisinek ısırması da risk değildir. AIDS virüsü (HIV), sıtma ya da sarı humma etkenleri gibi, sivrisineğin tükrük bezlerinde yaşamaz. Aynı şekilde bit, pire gibi haşarelerle de bulaşmaz.
Sosyal öpüşmeler de tehlike değildir. Şimdiye kadar böyle bir bulaşma tesbit edilmemiş bile olsa şehvetle, sert hareketlerle, dudaktan öpüşmenin risk yaratacağı düşünülmektedir.
Kesin bilmediğinizi mutlaka sorun
Hastalık yaygınlaşmaya başladığından beri, çeşitli sohbetlerin ortak konuları haline geldi. Herkes birbirine tavsiyelerde bulunuyor. Oysa yarım bilginin, hiç bilmemekten daha kötü olduğunu unutmayın. Bir sorunun cevabını çok kesin olarak bilmiyorsanız, yarım bilgilerle çevrenizi yanıltmayın. Bu köşede olabilecek bir çok sorunun yanıtını bulacaksınız. İsterseniz kesip saklayın aklınıza takılanlar olduğunda açıp bakabilirsiniz.
Şimdi size bu konuda sık sorulan bazı soruları ve yanıtlarını vereceğim;
İşyerimde ya da okulumda AIDS hastası ya da HIV taşıyıcısı varsa bu bana bulaşır mı?
Hayır. AIDS korunmasız cinsel ilişki, aynı enjektör iğnesinin kullanılması veya HIV taşıyan kanın nakli ile bulaşır. Ayrıca HIV bulaşmış anneler doğum ya da emzirme sırasında bebeklerine bulaştırabilirler.
Günlük aktiviteler sırasında hastalık bulaşmaz.
Kan bağışında bulunmakla hastalık bulaşır mı? Hayır. Kan bağışında bulunduğunuzda size kan vermiyorlar, sizdeki kanı alıyorlar. Bu işlem sırasında kullanılan iğneler ve kan alma seti, sterildir ve bir kez kullanılıp imha edilir.
Bana eski yıllarda kan verilmişti, AIDS bulaşmış olabilir mi?
Kesin bir şey söylenemez. 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren tüm kanların tahlil edilmesi kararı alındı. Ayrıca kan verecek kişiler hassaslıkla AIDS bulaşma riski açısından sorgulanmakta ve risk taşıyabileceğinden şüphelenilen kişilerden kan alınmamaktadır. Ancak ölümcül derecede acil kanamalarda doktorun kararıyla tahlil yapılmasını beklemeden kan nakilleri yapılabilmektedir. Buna benzer acil bir koşulda kan verildiyse tahlil yaptırmanızda yarar var.
Tuvalete oturmakla ya da günlük ev eşyalarını kullanmakla hastalık bulaşır mı?
Hayır. AIDS virüsü (HIV), alafranga tuvaletlerin çemberlerinde, kapı kolu, telefon, para gibi günlük kullanım eşyasında virüs canlı kalamaz.
Sivrisinek ve diğer böceklerin ısırmasıyla hastalık bulaşabilir mi?
Hayır. HIV, sivrisineğin ya da pire, bit gibi diğer haşaratın bünyesinde canlı kalamaz. Bu nedenle bunların ısırmasıyla hastalık bulaşması söz konusu değildir.
Öpüşmekle hastalık bulaşır mı?
Öpüşmek derken yanaktan sosyal öpüşme kastediliyorsa, cevap `hayır'dır. Şehvetle, dudaktan öpüşme kastediliyorsa, cevap `olabilir'dir. AIDS virüsü (HIV), tükrükte az miktarda bulunabilir. Şimdiye kadar sadece öpüşmekle hastalık bulaştığı tesbit edilmemiş olmakla beraber, dudakta bulunabilecek ya da öpüşme sırasında oluşabilecek, çatlak, uçuk yarası ya da sıyrıklardan uzun öpüşmeler sırasında virüsün doğrudan kana karışması halinde hastalık bulaşması mümkündür.
Oral seks ile hastalık bulaşır mı?
Bulaşabilir. Spermde ve vajina salgısında HIV bulunabilir. Oral seks sırasında ağızda bulunabilecek çok küçük çatlak ve yaralardan virüs kana karışabilir.
Anal seks ile AIDS bulaşır mı?
İster homoseksüel (aynı cinsle), ister heteroseksüel (karşı cinsle) anal yoldan cinsel ilişki kurulduğunda eğer karşı taraf AIDS virüsü (HIV) taşıyorsa bulaşma riski vardır ve üstelik çok yüksektir
Sadece karşı cinsle ve normal bir cinsel ilişkide hastalık bulaşma riski var mıdır?
Bir zamanlar sanıldığı gibi AIDS sadece homoseksüel ilişki veya uyuşturucu kullananların iğneleriyle bulaşmaz. Karşı cinsel vajinal yoldan yapılan ilişki ile de bulaşır. Bulaşma riski hem erkek hem de kadın için geçerlidir. Yani HIV taşıyan kadın erkeğe bulaştırabildiği gibi, HIV taşıyıcısı erkek de kadına bulaştırabilir.
Cinsel birleşme sırasında kondom (prezervatif) kullandığım sürece hastalık kapmam, değil mi?
Cinsel birleşmede kondom kullanılmasının AIDS ve cinsel yoldan bulaşan diğer hastalıkları önlediği gösterilmiştir.
Gerek vajinal, gerekse anal ya da oral seks yapıldığında, her seferinde doğru bir şekilde kondom kullanılması gerekir. Buna rağmen cinsel yoldan AIDS bulaşmasını önlemenin en kesin yolu HIV taşımadığına emin olduğunuz kişiyle ilişkiye girmektir.
Kondom kullanmanın doğru şekli nedir?
Aşağıdaki özelliklere dikkat edildiği taktirde HIV ve cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklardan büyük ölçüde korunmak mümkün olur. Sadece erkeklerin değil, kadınların da cinsel eşlerinin kondomu doğru kullandığına emin olmaları gerekir.
Anal, oral ya da vajinal yoldan olsun, her cinsel ilişkide yeni bir kondom kullanılmalı.
Kullanılacak kondom, mutlaka lateksden yapılmış olmalı. Lateks dışında özellikle doğal zarlardan yapılmış olanlarda gözle görünmeyecek kadar küçük gözenekler bulunur ve bunlardan virüs geçebilir.
Özellikle sıcak ortamda beklemiş ve son kullanma tarihi geçmiş olanları kullanmayın
Penis sertleşir sertleşmez kondom takılmalıdır.
Ucunda spermin toplanması için özel kısmı yoksa, uçta küçük bir boşluk bırakın. Hava kabarcıkları varsa çıkmasını sağlayın.
Kayganlaştıcı kullanmak istiyorsanız, su bazlı olanları tercih edin. Vazelin, bebek yağı, krem gibi yağlı ürünlerden kaçının. Yağlar lateks kondomun erimesine neden olabilir.
Cinsel birleşme sırasında kondomun yırtıldığını hissederseniz, birleşmeye hemen ara verin ve yeni bir kondom takmadan devam etmeyin.
Ejekülasyondan (boşalma) hemen sonra, henüz penis sertliğini korurken, kondomun uç kısmını sıkıştırarak, spermin dışarı akmasına engel olarak çıkartın.
Hiçbir zaman, bir kondomu bir kereden fazla kullanmayın.
AIDS hastalarının cildinde lekeler olurmuş. İlişki kuracağım kişide böyle lekeler yoksa güvenli sayılabilir mi?
Hayır. Ciltte lekeler, AIDS hastalığının bazı dönemlerinde bulunabilir.
Oysa, AIDS virüsü (HIV) henüz hastalık çıkmamış kişilerde bazen birkaç yıl bulunabilir. Bu kişiler henüz hasta olmadıkları halde, bulaştırıcı olurlar.
Bazı arkadaşlarım doğum kontrol hapı kullanmanın, bazıları vitaminlerin koruyucu olabileceğinden bahsediyorlar, bu doğru mu?
Kesinlikle hayır. Hatta, doğum kontrol hapı kullananlar, gebe kalma korkusu olmadığı için, kondom (prezervatif) kullanılmadan cinsel ilişkiye girebiliyorlar. Bu açıdan bakınca doğum kontrol hapı kullananların daha fazla risk altında olduğu söylenebilir. Ayrıca ne vitaminlerin ne de bazı gıdaların bu yönde koruyucu etkileri kesinlikle yoktur.
Sünnet olmanın AIDS'den koruduğu söyleniyor, doğru mu?
Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan bir çalışmada sünnetlilerin AIDS'e yakalanma ihtimalinin daha az olduğu tesbit edildi. Ancak bu kesin bir koruma olmayıp hastalığa yakalanma ihtimalinin azalması şeklindedir.
Bir süre önce, emin olmadığım bir kişiyle, kondom kullanmadan ilişkiye girdim. Hastalık virüsü kapıp kapmadığımdan nasıl emin olabilirim?
Bunun tek yolu bir laboratuvara giderek HIV testi yaptırmaktır. Tıbbı tahlil laboratuvarlarının hemen hepsi bu testi yapabilmektedir.
Ben hemofili hastasıyım. Zaman zaman kan ürünü ilaç kullanmam gerekiyor. Bu ürünlerin de risk taşıdığını duydum. Acaba bana da bulaşmış olabilir mi?
AIDS virüsü kanda bulunduğu için, kandan üretilen ürünlerde de bulunabilir. Bu özellikle 1985 yılı öncesi için daha risk taşıyordu. Hastalığın görülmeye başladığı 1978 yılı ile her türlü kan ürününün tahlil edilmesi kuralının getirildiği 1985 yılı arası riskli bir dönem. Bu süre içinde kan ya da kan ürünü kullanıldıysa tahlil yaptırarak HIV araştırılmalıdır.
Eğer HIV kaptığımı öğrenirsem ne yapabilirim?
Eğer HIV kaptığınız yolunda ciddi kaygılarınız varsa defalarca belirttiğim gibi kan tahlili yaptırmalısınız. Eğer kan tahlilinde HIV, pozitif bulunursa, bu virüsün size bulaştığını gösterir. Sakın gizlenip dünyaya küsmeyin. Yakınlarınızla görüşüp bu konuda uzman bir doktora ya da daha iyisi, AIDS merkezlerinden birine başvurun. İleri bazı tetkikler yapılarak durumunuzu kesinliğe kavuşturacaklar. Adınız kesinlikle çevreye açıklanmaz, bu konuda endişe etmeyin. Erken dönemde bazı ilaçlar kullanarak olumlu sonuçlar alma ihtimali yüksek, bu şansı kaçırmayın.
Hastalığın bulaşma yollarını tekrar gözden geçirerek çevrenize zarar vermemeye çalışın. Çevrenizdeki kişilerin de bu yönde doğru bilgilere sahip olmasını sağlarsanız, gereksiz korkular nedeniyle sosyal yönden sıkıntı çekmezsiniz.
Çevrenizi bilgilendirin
Bulaşma yollarını bilip bunlardan korunmak için neler yapılması gerektiğini ayrıntılı olarak öğrenin ve çevrenizdeki kişilerin de bu ve bunun gibi yazıları okumasını sağlayın. Bu konuda çevrenizdeki kişiler ne kadar bilinçli olursa, hastalık yaygınlaşmayacağı için, dolaylı olarak sizin riskiniz de azalmış olacaktır. Bu ve buna benzer doğru bilgiler içeren yazıları özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarınıza okutun. İçinde cinsel ilişkilerle ilgili bilgiler olması, bu yazıları çocuklarınızdan uzak tutmanıza neden olmasın. Çocuklarınız cinselliği, kendileri gibi bilgisiz arkadaşlarından ya da erotik yayınlardan gizlice, yalan-yanlış öğreneceğine ve bilgisizlik yüzünden başı derde gireceğine, ciddi ve doğru kaynaklardan öğrenmelidir.
AIDS nedir?
AIDS vücudun bağışıklık sistemini çökerten, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu sistemin çöküşü ile AIDS hastaları öldürücü olabilen bir dizi sağlık sorununa maruz kalır. AIDS oluşumuna neden olan virüse, HIV adı veriliyor. HIV vücuda girdiğinde bu kişiye 'HIV bulaşmış' ya da 'HIV pozitif' deniliyor. Bu kişiler tamamen sağlıklı görünebilirler. Dış görünüşlerinde hiçbir hastalık belirtisi olmamasına rağmen bu kişiler hastalığı başkalarına bulaştırırlar. Bu aşamada hastalık bulaşıp bulaşmadığı sadece kan tahlili ile anlaşılabilir. HIV bulaşan kişiler genellikle 1-2 yıl içinde hastalık belirtisi gösterirler. Bazı kişilerde hastalık belirtisi görülmesi 10 ya da daha uzun yılları da bulabiliyor. Hastalık kendini hızlı zayıflama, zatürre ve kanserin bazı türleri ile gösterebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, hastanın yaşam süresi o kadar uzun olabilir. Bu nedenle hastalık belirtileri göstermese bile 'HIV pozitif' olanların bu konuda uzman doktorların denetimine girmesi yararlı olmaktadır.
AIDS hastalığına yakalanmanın tek yolu HIV olarak adlandırılan virüsün bulaşmasıdır. Bu virüsün bulaşması için de yaygın olan iki yol var;
Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle vajinal, anal ya da oral yoldan cinsel ilişkide bulunmak,
Virüs taşıyıcısı ya da AIDS hastası biriyle aynı enjektör iğnesini kullanmak.
Yaygın olan bu yolların dışında virüs taşıyıcısı kadının hamile kalıp doğum sırasında veya emzirme sırasında sütüyle bebeğine bulaştırması, virüs taşıyan kanın sağlam bir kişiye verilmesiyle veya kandan üretilen bazı ürünlerin kullanılmasıyla da bulaşmalar görülmüştür. Kan yoluyla bulaşma, özellikle hastalığın tanınmaya başladığı 1985 yılından önce sık görülmüştür.
Cinsel ilişkiyle nasıl bulaşır
AIDS virüsü HIV, korunmasız cinsel ilişkiyle, kadından erkeğe ya da erkekten kadına bulaşabilir. Erkekler arası eşcinsel ilişkide bulaşma sık, kadınlar arası eşcinsel ilişkide ise daha seyrektir.
HIV, kanda, spermde ya da vajina salgısında bulunur. Vajina, penis ya da ağızdaki gözle görülemeyecek kadar küçük bile olsa, yara ve sıyrıklarda vücuda girebilir.
Cinsel eşte görünür hiçbir hastalık belirtisi olmasa bile HIV taşıyıcısı olması bulaşma için yeterlidir. Bu nedenle ne kadar farklı kişiyle cinsel ilişki kurulursa, hastalık virüsü kapma olasılığı o kadar fazla olur.
Cinsel yolla virüs kapmaktan korunmak için doğru ve sağlam kondom (prezervatif) kullanmak gerekir.
Batı ülkelerindeki en yaygın bulaşma yollarından biri enjektör iğnelerinin birden fazla kişi tarafından kullanılmasıdır. Özellikle uyuşturucu bağımlılarının enjektör iğnesine bulaşan virüs, aynı enjektörün başkası tarafından kullanılmasıyla ona da bulaşır. Döğme yapımında ya da kulak delmede kullanılan iğneler de bulaşma yolu olabilir. Bunun için kullanılan her türlü iğnenin imha edilmesi gerekiyor. Tek kullanımlık iğnelerle risk ortadan kalkmaktadır.
HIV ve bebekler
AIDS virüsü (HIV) taşıyan kadınların hamile kalmaları, ya da hamile kadınlara HIV bulaşması halinde, doğum sırasında ya da daha sonra emzirmeyle bebeğine bulaştırabilir. Gebelik sırasında AZT isimli ilacın kullanılması bebeğe bulaşma ihtimalini azaltır.
Gebe kalmayı düşünen kadınlar, yıllar önce bile olsa HIV kapma açısından en küçük bir şüpheleri varsa, gebe kalmadan önce kan tahlili yaptırmaları uygundur.
Kan nakli ve AIDS
Özellikle hastalığın iyi tanınmadığı 1985 yılından önce yapılan kan nakilleri ya da o tarihten önce üretilen kan ürünleri ile bulaşmalar görülmüştür. Bu dönemden sonra, her kanın HIV açısından tahlili şart koşulmuştur, ancak bazı aksaklıklar nedeniyle bu dönemden sonra da bulaşmalar görülmüştür.
Kan bağışında bulunan kişi için herhangi bir risk söz konusu değildir. Kan alımında kullanılan iğneler sterildir ve sadece bir sefer kullanılıp imha edilmektedir.
AIDS NASIL BULAŞMAZ ?
AIDS ortaya çıktıktan sonra çoğu insanda korkular başladı. Özellikle AIDS virüsü (HIV) taşıyıcılarına karşı tavır alınmaya başlandı. Ancak HIV'in, nezle grip gibi aksırık ya da öksürükle bulaşmayacağını bilmekte yarar var. İş yerinizde, evinizde ya da toplu yerlerde bir arada bulunmakla bulaşmaz. Yıkanmadan bile olsa aynı giysileri giymekle, telefon ahizesiyle, aynı tuvaleti kullanmakla, bardak, çatal, kaşıkla geçmez. Sivrisinek ısırması da risk değildir. AIDS virüsü (HIV), sıtma ya da sarı humma etkenleri gibi, sivrisineğin tükrük bezlerinde yaşamaz. Aynı şekilde bit, pire gibi haşarelerle de bulaşmaz.
Sosyal öpüşmeler de tehlike değildir. Şimdiye kadar böyle bir bulaşma tesbit edilmemiş bile olsa şehvetle, sert hareketlerle, dudaktan öpüşmenin risk yaratacağı düşünülmektedir.
Kesin bilmediğinizi mutlaka sorun
Hastalık yaygınlaşmaya başladığından beri, çeşitli sohbetlerin ortak konuları haline geldi. Herkes birbirine tavsiyelerde bulunuyor. Oysa yarım bilginin, hiç bilmemekten daha kötü olduğunu unutmayın. Bir sorunun cevabını çok kesin olarak bilmiyorsanız, yarım bilgilerle çevrenizi yanıltmayın. Bu köşede olabilecek bir çok sorunun yanıtını bulacaksınız. İsterseniz kesip saklayın aklınıza takılanlar olduğunda açıp bakabilirsiniz.
Şimdi size bu konuda sık sorulan bazı soruları ve yanıtlarını vereceğim;
İşyerimde ya da okulumda AIDS hastası ya da HIV taşıyıcısı varsa bu bana bulaşır mı?
Hayır. AIDS korunmasız cinsel ilişki, aynı enjektör iğnesinin kullanılması veya HIV taşıyan kanın nakli ile bulaşır. Ayrıca HIV bulaşmış anneler doğum ya da emzirme sırasında bebeklerine bulaştırabilirler.
Günlük aktiviteler sırasında hastalık bulaşmaz.
Kan bağışında bulunmakla hastalık bulaşır mı? Hayır. Kan bağışında bulunduğunuzda size kan vermiyorlar, sizdeki kanı alıyorlar. Bu işlem sırasında kullanılan iğneler ve kan alma seti, sterildir ve bir kez kullanılıp imha edilir.
Bana eski yıllarda kan verilmişti, AIDS bulaşmış olabilir mi?
Kesin bir şey söylenemez. 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren tüm kanların tahlil edilmesi kararı alındı. Ayrıca kan verecek kişiler hassaslıkla AIDS bulaşma riski açısından sorgulanmakta ve risk taşıyabileceğinden şüphelenilen kişilerden kan alınmamaktadır. Ancak ölümcül derecede acil kanamalarda doktorun kararıyla tahlil yapılmasını beklemeden kan nakilleri yapılabilmektedir. Buna benzer acil bir koşulda kan verildiyse tahlil yaptırmanızda yarar var.
Tuvalete oturmakla ya da günlük ev eşyalarını kullanmakla hastalık bulaşır mı?
Hayır. AIDS virüsü (HIV), alafranga tuvaletlerin çemberlerinde, kapı kolu, telefon, para gibi günlük kullanım eşyasında virüs canlı kalamaz.
Sivrisinek ve diğer böceklerin ısırmasıyla hastalık bulaşabilir mi?
Hayır. HIV, sivrisineğin ya da pire, bit gibi diğer haşaratın bünyesinde canlı kalamaz. Bu nedenle bunların ısırmasıyla hastalık bulaşması söz konusu değildir.
Öpüşmekle hastalık bulaşır mı?
Öpüşmek derken yanaktan sosyal öpüşme kastediliyorsa, cevap `hayır'dır. Şehvetle, dudaktan öpüşme kastediliyorsa, cevap `olabilir'dir. AIDS virüsü (HIV), tükrükte az miktarda bulunabilir. Şimdiye kadar sadece öpüşmekle hastalık bulaştığı tesbit edilmemiş olmakla beraber, dudakta bulunabilecek ya da öpüşme sırasında oluşabilecek, çatlak, uçuk yarası ya da sıyrıklardan uzun öpüşmeler sırasında virüsün doğrudan kana karışması halinde hastalık bulaşması mümkündür.
Oral seks ile hastalık bulaşır mı?
Bulaşabilir. Spermde ve vajina salgısında HIV bulunabilir. Oral seks sırasında ağızda bulunabilecek çok küçük çatlak ve yaralardan virüs kana karışabilir.
Anal seks ile AIDS bulaşır mı?
İster homoseksüel (aynı cinsle), ister heteroseksüel (karşı cinsle) anal yoldan cinsel ilişki kurulduğunda eğer karşı taraf AIDS virüsü (HIV) taşıyorsa bulaşma riski vardır ve üstelik çok yüksektir
Sadece karşı cinsle ve normal bir cinsel ilişkide hastalık bulaşma riski var mıdır?
Bir zamanlar sanıldığı gibi AIDS sadece homoseksüel ilişki veya uyuşturucu kullananların iğneleriyle bulaşmaz. Karşı cinsel vajinal yoldan yapılan ilişki ile de bulaşır. Bulaşma riski hem erkek hem de kadın için geçerlidir. Yani HIV taşıyan kadın erkeğe bulaştırabildiği gibi, HIV taşıyıcısı erkek de kadına bulaştırabilir.
Cinsel birleşme sırasında kondom (prezervatif) kullandığım sürece hastalık kapmam, değil mi?
Cinsel birleşmede kondom kullanılmasının AIDS ve cinsel yoldan bulaşan diğer hastalıkları önlediği gösterilmiştir.
Gerek vajinal, gerekse anal ya da oral seks yapıldığında, her seferinde doğru bir şekilde kondom kullanılması gerekir. Buna rağmen cinsel yoldan AIDS bulaşmasını önlemenin en kesin yolu HIV taşımadığına emin olduğunuz kişiyle ilişkiye girmektir.
Kondom kullanmanın doğru şekli nedir?
Aşağıdaki özelliklere dikkat edildiği taktirde HIV ve cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklardan büyük ölçüde korunmak mümkün olur. Sadece erkeklerin değil, kadınların da cinsel eşlerinin kondomu doğru kullandığına emin olmaları gerekir.
Anal, oral ya da vajinal yoldan olsun, her cinsel ilişkide yeni bir kondom kullanılmalı.
Kullanılacak kondom, mutlaka lateksden yapılmış olmalı. Lateks dışında özellikle doğal zarlardan yapılmış olanlarda gözle görünmeyecek kadar küçük gözenekler bulunur ve bunlardan virüs geçebilir.
Özellikle sıcak ortamda beklemiş ve son kullanma tarihi geçmiş olanları kullanmayın
Penis sertleşir sertleşmez kondom takılmalıdır.
Ucunda spermin toplanması için özel kısmı yoksa, uçta küçük bir boşluk bırakın. Hava kabarcıkları varsa çıkmasını sağlayın.
Kayganlaştıcı kullanmak istiyorsanız, su bazlı olanları tercih edin. Vazelin, bebek yağı, krem gibi yağlı ürünlerden kaçının. Yağlar lateks kondomun erimesine neden olabilir.
Cinsel birleşme sırasında kondomun yırtıldığını hissederseniz, birleşmeye hemen ara verin ve yeni bir kondom takmadan devam etmeyin.
Ejekülasyondan (boşalma) hemen sonra, henüz penis sertliğini korurken, kondomun uç kısmını sıkıştırarak, spermin dışarı akmasına engel olarak çıkartın.
Hiçbir zaman, bir kondomu bir kereden fazla kullanmayın.
AIDS hastalarının cildinde lekeler olurmuş. İlişki kuracağım kişide böyle lekeler yoksa güvenli sayılabilir mi?
Hayır. Ciltte lekeler, AIDS hastalığının bazı dönemlerinde bulunabilir.
Oysa, AIDS virüsü (HIV) henüz hastalık çıkmamış kişilerde bazen birkaç yıl bulunabilir. Bu kişiler henüz hasta olmadıkları halde, bulaştırıcı olurlar.
Bazı arkadaşlarım doğum kontrol hapı kullanmanın, bazıları vitaminlerin koruyucu olabileceğinden bahsediyorlar, bu doğru mu?
Kesinlikle hayır. Hatta, doğum kontrol hapı kullananlar, gebe kalma korkusu olmadığı için, kondom (prezervatif) kullanılmadan cinsel ilişkiye girebiliyorlar. Bu açıdan bakınca doğum kontrol hapı kullananların daha fazla risk altında olduğu söylenebilir. Ayrıca ne vitaminlerin ne de bazı gıdaların bu yönde koruyucu etkileri kesinlikle yoktur.
Sünnet olmanın AIDS'den koruduğu söyleniyor, doğru mu?
Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan bir çalışmada sünnetlilerin AIDS'e yakalanma ihtimalinin daha az olduğu tesbit edildi. Ancak bu kesin bir koruma olmayıp hastalığa yakalanma ihtimalinin azalması şeklindedir.
Bir süre önce, emin olmadığım bir kişiyle, kondom kullanmadan ilişkiye girdim. Hastalık virüsü kapıp kapmadığımdan nasıl emin olabilirim?
Bunun tek yolu bir laboratuvara giderek HIV testi yaptırmaktır. Tıbbı tahlil laboratuvarlarının hemen hepsi bu testi yapabilmektedir.
Ben hemofili hastasıyım. Zaman zaman kan ürünü ilaç kullanmam gerekiyor. Bu ürünlerin de risk taşıdığını duydum. Acaba bana da bulaşmış olabilir mi?
AIDS virüsü kanda bulunduğu için, kandan üretilen ürünlerde de bulunabilir. Bu özellikle 1985 yılı öncesi için daha risk taşıyordu. Hastalığın görülmeye başladığı 1978 yılı ile her türlü kan ürününün tahlil edilmesi kuralının getirildiği 1985 yılı arası riskli bir dönem. Bu süre içinde kan ya da kan ürünü kullanıldıysa tahlil yaptırarak HIV araştırılmalıdır.
Eğer HIV kaptığımı öğrenirsem ne yapabilirim?
Eğer HIV kaptığınız yolunda ciddi kaygılarınız varsa defalarca belirttiğim gibi kan tahlili yaptırmalısınız. Eğer kan tahlilinde HIV, pozitif bulunursa, bu virüsün size bulaştığını gösterir. Sakın gizlenip dünyaya küsmeyin. Yakınlarınızla görüşüp bu konuda uzman bir doktora ya da daha iyisi, AIDS merkezlerinden birine başvurun. İleri bazı tetkikler yapılarak durumunuzu kesinliğe kavuşturacaklar. Adınız kesinlikle çevreye açıklanmaz, bu konuda endişe etmeyin. Erken dönemde bazı ilaçlar kullanarak olumlu sonuçlar alma ihtimali yüksek, bu şansı kaçırmayın.
Hastalığın bulaşma yollarını tekrar gözden geçirerek çevrenize zarar vermemeye çalışın. Çevrenizdeki kişilerin de bu yönde doğru bilgilere sahip olmasını sağlarsanız, gereksiz korkular nedeniyle sosyal yönden sıkıntı çekmezsiniz.
Çevrenizi bilgilendirin
Bulaşma yollarını bilip bunlardan korunmak için neler yapılması gerektiğini ayrıntılı olarak öğrenin ve çevrenizdeki kişilerin de bu ve bunun gibi yazıları okumasını sağlayın. Bu konuda çevrenizdeki kişiler ne kadar bilinçli olursa, hastalık yaygınlaşmayacağı için, dolaylı olarak sizin riskiniz de azalmış olacaktır. Bu ve buna benzer doğru bilgiler içeren yazıları özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarınıza okutun. İçinde cinsel ilişkilerle ilgili bilgiler olması, bu yazıları çocuklarınızdan uzak tutmanıza neden olmasın. Çocuklarınız cinselliği, kendileri gibi bilgisiz arkadaşlarından ya da erotik yayınlardan gizlice, yalan-yanlış öğreneceğine ve bilgisizlik yüzünden başı derde gireceğine, ciddi ve doğru kaynaklardan öğrenmelidir.
UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


