menepozda cinsel yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
menepozda cinsel yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2008 Çarşamba

MENOPOZDA CİNSEL YAŞAM

MENOPOZDA CİNSEL YAŞAM


Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Kadın menopozla birlikte vücud imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybeder. Gerçekte menopozla değişen olaylar bu şekilde değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu da değildir. Bu olayların bilincinde olunduktan sonra menopozda cinsellik daha özgürce gebelik riski de olmaksızın yaşanabilir. İlerleyen menopoz yıllarında eğer hormon tedavisi alınmıyorsa cinsel organlarda atrofik değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişiklikler sonucunda vaginada kuruma, vagen mukozasında incelme ve buna bağlı olarak ilişki sırasında ağrı ve kanama yakınmaları olabilir. Yine bu ağrılı cinsel ilişki de kadını cinsel ilişkiden soğutabilir. Ancak bu tür şikayetlerin kolaylıkla tedavi edilebilineceğini bilmek bu tür yakınmaları gereksiz yere çekmemek için önemli olacaktır. Cinsel isteğin azalmasına bu yaşta ortaya çıkan bazı hastalıklar sonucu olabileceği gibi kullanılan bazı ilaçlarda cinsel isteksizlik yapabilir.

UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Menopoz cinsel yaşamın sonu değil

Menopoz cinsel yaşamın sonu değil!

Toplumun genelinde cinsel sorunları yok sayma eğilimi hakim. Yapılan araştırmalar, kadınların menopoz döneminde de yaşadıkları cinsel sorunları hekime söylemeye çekindiklerini ortaya koyuyor.Menopoz kadınların hayatlarında önemli değişimlerin yaşandığı kritik bir dönem. Her ne kadar uzmanlar bu dönemin çocukluk, ergenlik ya da yaşlılık gibi yaşamın normal bir dönemi olduğunu söylese de, kadınların büyük çoğunluğu bu dönemi farklı sorunlar yaşayarak geçirmek durumunda kalıyor. Menopozda östrojen hormonunun azalması sonrasında hem yapısal hem de psikolojik olarak birtakım değişimler ve sorunlar kendini gösteriyor. Bu durum, kadınların hayat kalitelerini bozduğu gibi bazı yaşamsal risklerin de ortaya çıkmasına neden oluyor. Başta ateş basması nöbetleri gibi klasik yakınmalar olmak üzere, dönemin getirdiği ruhsal değişimler, psikolojik sorunlar ve cinsel yaşama ait problemleri içeren yaşam kalitesindeki azalma, günümüzde hormon tedavisinin temel amaçlarından birisini oluşturmaktadır.Bir diğer açıdan, toplumun büyük kısmında cinsellikle ilgili sorunların ya yok sayılması tercih ediliyor, ya da hekime söylemekten çekinildiği için tedavide geç kalınıyor. Bu durumun menopoz döneminde de değişmediği görülüyor. Nitekim yapılan araştırmalar, kadınların menopoz döneminde yaşadıkları cinsel sorunları hekime söylemeye çekindiklerini ortaya çıkarıyor. Aslında bu konuda yaşanan ikinci bir sorun ise, hekimlerin de kadınlara cinsel sorunlarını sorma oranlarının düşük olması. Hem kadınlar yansıtamıyor, hem de hekimler sorgulayamıyor, dolayısıyla bu problemler çözülemeden altta kalıyor ve farklı sorunlar için zemin hazırlıyor. Menopoz döneminde kadının yaşam kalitesini değerlendirmek için cinsel yaşantısının sorgulanmasının mutlak olduğunun altını çizen Acıbadem Hastanesi Bakırköy Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hakan Seyisoğlu, bu dönemde yaşanan gerek hormonal gerekse psikolojik değişimlerin cinsel fonksiyon üzerine negatif etki yarattığını anlatıyor.ORGANİK NEDENLERÖstrojen hormonundaki azalma, genital bölgelerde atrofi adı verilen doku incelmelerinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu durum kadınlarda vajinal kuruluk hissi, yanma ve akıntı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Vajinanın çevresini örten epitel inceliyor, vajina elastikiyeti azalıyor ve hassasiyeti artıyor. Dolayısıyla birliktelik sırasında ağrı ve acıma hissi, yani disparoni adı verilen ağrılı cinsel ilişkiler ortaya çıkıyor. Yaşanan tüm bu sorunlar kadını cinsel yaşamdan uzaklaştırabiliyor ya da cinsel ilişkinin istemli bir şekilde azalmasına neden oluyor. Bu durum dolaylı olarak kadının eşi ile arasında cinsel açıdan sorunlar yaşamasına yol açabiliyor. Östrojen dışında, kadınlarda karşı cinsel karşı ilgiyi sağlayan ve libidoyu güçlendiren erkeklik hormonu androjenlerin azalmasına bağlı olarak da bir takım sorunlar ortaya çıkabiliyor. Androjenler, psikolojik açıdan iyilik hali sağladıkları ve cinsellik açısından da santral etkileri bulundukları için, bunlardaki azalma düşünsel olarak karşı cinse olan ilginin azalmasına neden olabiliyor. Özellikle yumurtalıkları alınarak menopoza giren genç kadınlarda bu durum daha da belirgin oluyor.Prof. Dr. Seyisoğlu, tüm kadınların bu sorunları yaşayacağı gibi kesin bir kuralın olmadığına dikkat çekiyor. Yapılan araştırmalara göre menopoza giren kadınların yüzde 50’sinden fazlasında az ya da çok bu tür problemlerin bulunduğunu söyleyen Prof. Seyisoğlu, ancak geri kalan bölümde bu sorunların ne kadar etkin olabildiğini ya da şiddetinin ne olduğunu tam olarak bilemediklerini belirtiyor. PSİKOLOJİK SORUNLARMenopoz döneminde yaşanan psikolojik sorunların temelinde kadının bu döneme bakış açısı önemli rol oynuyor. Kadının bu dönemi doğurganlığın sonu, yaşlanmanın başlangıcı gibi algılaması, ya da tam tersi yaşamın normal bir evresi olarak kabul etmesine bağlı değişik ölçülerde psikolojik yansımalar gözlenebiliyor. Psikolojik değişimlerin cinsel fonksiyonu doğrudan ya da dolaylı yoldan etkileyebileceğini söyleyen Prof. Seyisoğlu, menopoza bağlı psikolojik yapıdaki genel bir kaybın belirli ölçülerde cinselliğe yansıdığını anlatıyor. Araştırmalara göre Türk kadınlarının yüzde 60-70’inin yaşadıkları bu sorunları eşleriyle paylaştığını gösterdiğini söyleyen Prof. Seyisoğlu, bunu son derece olumlu bir davranış olarak nitelendiriyor. Bugün menopoz döneminde ortaya çıkan ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratan sorunların çözümünde dünyada hormon tedavisi yaklaşımı sözkonusu. Kadının östrojen almasını engelleyecek bir durumu yoksa, tedaviye başlanıyor ve düzenli aralıklar ile takip edilerek sürdürülüyor. Tedavide uygulanacak ilacın tipi, veriliş yolu, dozu ve süresi gibi özelliklerin tamamen kişiye özel olarak hekim tarafından belirlenmesi gerekiyor. Prof. Dr. Seyisoğlu hormon tedavisinin parametrelerine ilişkin şu bilgileri veriyor"Eğer kadının yaşam kalitesi parametreleri tümüyle bozulmuşsa ya da diğer sistemlerde olumlu bir etki elde etmek amaçlanıyorsa o zaman sistemik tedavi uygulanıyor. Ama sorun sadece genital sistemdeki atrofi ise, yani vajinada kuruluk varsa sistemik tedavi yerine, lokal olarak östrojen içeren vajinal tablet, jel ya da kremler tercih ediliyor. Yumurtalıkların alınması gibi kadında belirgin androjen kaybını ortaya çıkarak bir durum olduğunda ise östrojenle birlikte doğrudan androjen ya da androjen etkili bir tedavi gerekebiliyor." Özellikle menopoz döneminde kadınların yaşadığı yapısal sorunlarla birlikte ağır cinsel ve psikolojik problemler de gözleniyorsa kadın doğumun yanı sıra psikiyatri, geriatri, üroloji gibi dalların da katıldığı çok branşlı, multidisipliner kombine tedaviye ihtiyaç duyuluyor. Prof. Seyisoğlu, kadınların menopoz dönemini yaşamın bir evresi olarak kabul etmelerinin birçok sorunu baştan çözebileceğini belirterek, "Yaşın ve menopozun getirdiği risk artışı konusunda bilinçli olup, hormon tedavisi uygulansın ya da uygulanmasın, kontrol amaçlı olarak mutlaka belirli aralıklarla hekime gidilmeli" diyor.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Menopoz ve Cinsel Yaşam

Menopoz ve Cinsel Yaşam



Menopoz ve Cinsel Yaşam İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Şentürk, kadınların menopoz döneminde cinselliklerinin bittiğini düşündüklerini, ancak bunun doğru olmadığını söyledi. Antalya Kundu'daki Kremlin Palace'ta düzenlenen ''3. Uluslararası- 6. Ulusal Menopoz ve Osteoporoz Kongresi''ne katılan Doç. Dr. Levent Şentürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, menopoz`un ortalama 47 yaşında başladığını, bu yaştaki kadınların menopoz dönemine girmeleriyle hayatlarında birşeylerin eksildiği hissi yaşadıklarını ifade etti. Çocukların evden ayrılmasının da bu yaş dilimine denk geldiğine dikkati çeken Doç. Dr. Şentürk, ''Amerika'da yaşayan aileler, çocuklarından 18 yaşından sonra ayrılmaya alışıktır. Ancak son zamanlarda Türk ailelerinde de benzer olaylar yaşanmaya başladı. Çocuklar Amerika'daki gibi evi tamamen terk etmiyorlar ama burada da uzağa gitmek zorunda kalıyorlar'' dedi. Bu durumun, menopoz`a giren kadınların ''terk edilmişlik'' hissi yaşamalarına neden olduğunu vurgulayan Şentürk, şöyle konuştu: ''Menopoz`lu kadın ateş basması, terleme, uykusuzluk gibi pek çok fiziksel rahatsızlığın yanı sıra ruh hali bozuklukları, sinirlilik, depresyon gibi durumlarla da karşı karşıya kalıyor. Bu dönemde çocuklarından uzak kalmak ve yalnızlık menopoz`un etkilerini artırıyor. Kadın bu dönemde hayatından birşeylerin eksildiğini sanıyor. Aslında gözle görülür şekilde birşeyler de eksiliyor hayatından; en başta adet görmüyor.'' Menopoz`un kadının hayatının üçte birlik dönemini kapsadığını kaydeden Doç. Dr. Şentürk, ''Bunun için kadınların bu dönemi daha iyi geçirmelerini sağlamaya çalışıyoruz. En başta, eğer fiziksel şartları uygun ise eksilen östrojeni geri koyuyoruz. Bu düzelince kadının yaşam kalitesi artıyor. Hormon verilemeyecek durumdaki kişilere ise antidepresan ilaçlar öneriyoruz'' diye konuştu. Kadınların bu dönemde ''Kadınlık işlevlerini kaybettikleri'' düşüncesine kapıldıklarını da söyleyen Şentürk, şöyle devam etti: ''Menopoz, bazı kadınlarda cinsel isteğin azalması şeklinde ortaya çıkıyor. Menopoz`a girince eğer hormon takviyesi almıyorsanız vajinadaki salgılar azalmaya başlıyor. Kadın, eşine cevap veremediği için kendini kötü hissetme veya suçluluk hissine kapılabiliyor. Kadınlar, menopoz döneminde cinselliklerinin bittiğini sanabiliyorlar, halbuki alakası yok.'' -SİGARA, MENOPOZ`U ÖNE ÇEKİYOR- Menopoz`la ortaya çıkan ateş basması ve uykusuzluk gibi problemlerin kişiden kişiye değiştiğini, bazı kişilerin bu rahatsızlıkları şiddetli yaşadığını ifade eden Doç. Dr. Şentürk, ''Bunda genetik çok önemli, ama şişmanlığın bu etkilerin daha az hissedilmesinde etkisi var'' dedi. Yağ dokusunda bulunan çok zayıf etkili erkeklik hormonunun yağ dokusunda östrojene dönüştüğünü bildiren Şentürk, ''Dolayısıyla şişman kadınlarda östrojen daha fazla üretiliyor. Bu yüzden şişman kişilerde sıcak basması daha az yaşanıyor'' diye konuştu. Sigara kullanımının menopoz`u 1-1,5 yıl öne çektiğini, östrojen hormonunu yok ettiğini bildiren Şentürk, sıcak basmasının sigara kullanan kadınlarda daha fazla hissedildiğini vurguladı.



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

MENOPOZDA CİNSEL YAŞAM

MENOPOZDA CİNSEL YAŞAM


Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.Kadın, menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Bu şekilde artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybedebilir. Gerçekte menopozla değişen olaylar düşünüldüğü gibi değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu da değildir. Bu olayların bilincinde olunduktan sonra menopozda cinsellik daha özgürce "gebelik riski de olmaksızın" yaşanabilir.İlerleyen menopoz yıllarında eğer hormon tedavisi alınmıyorsa cinsel organlarda yaşlanmaya bağlı "atrofik değişiklikler" meydana gelebilir. Bu değişiklikler sonucunda vaginada kuruma, vagen mukozasında incelme ve buna bağlı olarak cinsel ilişki sırasında ağrı ve kanama yakınmaları olabilir. Uygulanan sistemik veya lokal hormon replasman tedavileri urogenital sistemdeki bu atrofik değişiklikleri gidererek iyileşme durumu sağlayabilecektir.Yine bu ağrılı cinsel ilişki de kadını cinsel ilişkiden soğutabilir. Ancak bu tür şikayetlerin kolaylıkla tedavi edilebileceğini bilmek, bu tür yakınmaları gereksiz yere çekmemek için önemli olacaktır.Cinsel isteğin azalmasına bu yaşta ortaya çıkan bazı hastalıklar sonucu olabileceği gibi kullanılan bazı ilaçlarda cinsel isteksizlik yapabilir.Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar; istekte azalma, ağrılı cinsel birleşme (disparuni), cinsel cevabın azalması, vajinal ıslanmanın azalması, orgazma ulaşmada zorluk (anorgazmi) ve genital duyarlığın azalması şeklinde özetlenebilir. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması ise cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalmaya sebep olmaktadır. Menopozda cinsel yaşamı yeniden canlandırmak ve cinsel isteği arttırmak amaçlarıyla bazı tedaviler uygulanabilir. Bunlar;Öncelikle altta yatan kronikleşmiş hastalıklar varsa bunların kontrol altına alınması ve tedavisi gereklidir.Psikolojik destek tedavileri verilebilir. Vajende kuruluk ve çatlama gibi şikayetleri gidermek için lokal (krem, fitiller) veya sistemik (oral) ilaç tedavileri uygulanabilir.Libido (cinsel enerji) güçlendirici bir takım ilaçlar uygulanabilir. Bu ilaçlar genital bölge kanlanmasını arttırarak cinsel isteği arttırabilirler.Özellikle bir hekim kontrolünde "Testosteron" hormonu replasmanı yapılarak cinsel arzu ve istekler arttırılabilir.Unutulmamalıdır ki; "hayatınızın üçte birinin geçtiği menopoz dönemi, ne hayatınız ne de kadınlığınızın bir sonudur".



UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

MENOPOZ ÖNCESİ GEBELİKTEN KORUNMA

MENOPOZ ÖNCESİ GEBELİKTEN KORUNMA


Menopoz öncesi dönmede adet düzensizlikleri özelliklede adetlerde gecikme sıklıkla olmaktadır. Adet düzensizlikleri yaşansa da gebelik olasılığı hala devam etmektedir. Bu nedenle bu dönemde de etkili bir doğum kontrolü yöntemi uygulamak gerekmektedir.SpiralBu dönemde uygulanabilecek etkili bir yöntemdir. Spiral uygulandıktan sonra tam olarak menopoza girene kadar spiral kalmalıdır. Ancak menopoza girildiğine emin olunduktan sonra spiral çıkartılabilir. 6 ay boyunca adet görmeme ve FSH hormonun yükselmesi menopoza girildiğinin işaretleridir.
Spiral kullanımı ile ilgili ayrıntılı bilgiler için tıklayınız >>>Doğum Kontrol HaplarıEğer sigara içilmiyorsa, 35 yaşından sonra menopoza kadar doğum kontrol hapı kullanılabilir. Bu dönemde kullanılan doğum kontrol hapları, sizi aynı zamanda kemik erimesine ve yumurtalık kanserlerine karşı da koruyacaktır. Doğum kontrol hapı kullanırken yıllık doktor kontrollerinizi mutlaka yaptırmalısınız. Bu kontroller sırasında rutin muayeneler ile birlikte hormon tetkikleri de yapılarak menopoza girilip girilmediği kontrol edilecektir. Menopoza girilmişse doğum kontrol hapı kesilerek "Hormon Replasman Tedavisi (HRT)" ne geçilmelidir. Hormon replasman tedavileri doğum kontrol haplarına göre yaklaşık dörtte bir oranında hormon içeren haplardır.Menopozda hormon tedavisi ile bir süre daha adet görme sağlanabildiği gibi menopozun şikayetleri de hafifleyecektir.Bu dönemde uygulanabilecek diğer yöntemler ise prezervatif (kondom, kılıf) kullanımı, tüplerin bağlanması, vazektomi, cilt altı implantları ve aylık veya üç aylık depo iğneler 'dir.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Menopozda Cinsel Yaşam

Menopozda Cinsel Yaşam



Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.Kadın, menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Bu şekilde artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybedebilir. Gerçekte menopozla değişen olaylar düşünüldüğü gibi değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu da değildir. Bu olayların bilincinde olunduktan sonra menopozda cinsellik daha özgürce "gebelik riski de olmaksızın" yaşanabilir.İlerleyen menopoz yıllarında eğer hormon tedavisi alınmıyorsa cinsel organlarda yaşlanmaya bağlı "atrofik değişiklikler" meydana gelebilir. Bu değişiklikler sonucunda vaginada kuruma, vagen mukozasında incelme ve buna bağlı olarak ilişki sırasında ağrı ve kanama yakınmaları olabilir. Uygulanan sistemik veya lokal hormon replasman tedavileri urogenital sistemdeki bu atrofik değişiklikleri gidererek iyileşme durumu sağlayabilecektir.Yine bu ağrılı cinsel ilişki de kadını cinsel ilişkiden soğutabilir. Ancak bu tür şikayetlerin kolaylıkla tedavi edilebileceğini bilmek, bu tür yakınmaları gereksiz yere çekmemek için önemli olacaktır.Cinsel isteğin azalmasına bu yaşta ortaya çıkan bazı hastalıklar sonucu olabileceği gibi kullanılan bazı ilaçlarda cinsel isteksizlik yapabilir.Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar; istekte azalma, ağrılı cinsel birleşme (disparuni), cinsel cevabın azalması, vajinal ıslanmanın azalması, orgazma ulaşmada zorluk (anorgazmi) ve genital duyarlığın azalması şeklinde özetlenebilir. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması ise cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalmaya sebep olmaktadır. Menopozda cinsel yaşamı yeniden canlandırmak ve cinsel isteği arttırmak amaçlarıyla bazı tedaviler uygulanabilir. Bunlar;- Öncelikle altta yatan kronikleşmiş hastalıklar varsa bunların kontrol altına alınması ve tedavisi gereklidir.- Psikolojik destek tedavileri verilebilir. - Vajende kuruluk ve çatlama gibi şikayetleri gidermek için lokal (krem, fitiller) veya sistemik (oral) ilaç tedavileri uygulanabilir.- Libido (cinsel enerji) güçlendirici bir takım ilaçlar uygulanabilir. Bu ilaçlar genital bölge kanlanmasını arttırarak cinsel isteği arttırabilirler.Özellikle bir hekim kontrolünde "Testosteron" hormonu replasmanı yapılarak cinsel arzu ve istekler arttırılabilir.


UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

22 Mayıs 2008 Perşembe